Kıyıya Vuran
Sevdim sandım, kandım kendi sesime,
Meğer sevgi, aslı meçhul bir efsane.
İnsan en çok kendi nefsine aldanır ya,
Benimki de o avunuşlardan bir tane.
Zaman durdu, büründü kış gecesine,
Hülyalarım sisler içinde kayboluyor.
"Bir daha gözyaşı yok" desem de kendime,
Yürek sâkin sâkin kendi yarasını sayıyor.
Dört yaşımın o körpe eşiğinden beri,
Öğrendim eğilmeden, durmayı dimdik.
Yarınlarım kâh ak, kâh kara gelse de,
Adımlarım bu zeminde muhkem ve tek.
Karışıp gitmeyeyim "Tutunamayanlar"ın safına,
Yarım kalan her sızım vakur bir hikâye olsun.
Karanlık ne kadar koyulaşsa da ufkumda,
Bir ışık, bir umut, hep o menzilde dursun.
Bir kelebek kanadı kadar zarif bu yürek,
Belki o safdilâne saflığından böyle yorgun.
Şimdi hangi yana dönsem yüzümü,
Özlemler dalga dalga vuruyor kıyıma.
TARİHİN EN BÜYÜK GİZEMLERİNDEN BİRİ: 50 BİN ASKER NASIL YOK OLDU?
M.Ö. 525 yılında Pers İmparatoru II. Kambises, antik dünyanın en güçlü ordularından birini Mısır’ın uçsuz bucaksız batı çöllerine gönderdi. Rivayete göre ordunun görevi, Siwa Vahası yakınlarında bulunan ve büyük saygı gören gizemli bir kahinler tapınağını yok etmekti.
Yaklaşık 50 bin askerden oluşan devasa birlik günlerce kavurucu sıcakların altında ilerledi. Ancak daha sonra tarihin en esrarengiz olaylarından biri yaşandı.
Ordu adeta yeryüzünden silindi.
Ne geri dönen bir asker oldu, ne bir savaşın izi bulundu, ne de kayboluşlarını açıklayacak güvenilir bir kayıt ortaya çıktı. Antik tarihçi Herodot’a göre askerler çölde ilerlerken korkunç bir kum fırtınasına yakalandı ve dev dalgalar gibi yükselen kumlar bütün orduyu yuttu.
Bu hikaye yüzyıllar boyunca yalnızca bir efsane olarak görüldü.
Fakat modern çağda yapılan araştırmalar gizemi yeniden alevlendirdi. Mısır’ın batı çöllerinde çeşitli insan kemikleri, bronz silah parçaları, ok uçları ve askeri teçhizat kalıntıları bulundu. Bazı araştırmacılar bunların kayıp Pers ordusuna ait olabileceğini öne sürerken, diğer uzmanlar kesin kanıtların hala yetersiz olduğunu söylüyor.
Üstelik son yıllarda ortaya atılan teoriler yalnızca kum fırtınasıyla sınırlı değil. Bazı tarihçiler ordunun çölde yolunu kaybederek susuzluk ve açlıktan yok olduğunu düşünürken, bazıları ise yerel Mısır güçleri tarafından pusuya düşürülmüş olabileceklerini savunuyor. Hatta kimi araştırmacılar Herodot’un anlattığı olayın tamamen propaganda amacıyla abartılmış olabileceğini bile öne sürüyor.
Bugün, aradan yaklaşık 2.500 yıl geçmiş olmasına rağmen Pers ordusunun başına gerçekte ne geldiği hala kesin olarak bilinmiyor.
Gerçekten devasa bir kum fırtınası mı 50 bin insanı tarihten
Aşk. Masal, hikaye, efsane, hayalet. Yani gerçekten yok öyle bir şey. Sevgi var, aileni, çocuğunu, evcil hayvanını, kitabı, parayı, topraklarını sevebilirsin. Bu, çok tutkulu bir sevgi de olabilir. Ama aşk, aşk ile aldatmak diye bir şey de olmalı. Bir de aşkııım derler iki gün tanışanlar. Yahu dur bakalım daha belki oturup bir kaç saat konuşmadın bile ne aşkı ne sevdası? Velhasıl, aşk yok, hayalet o.
Ormanlarla ilgili Anadolu kaynaklı iki efsane vardır. Birisi Klity efsanesi. Klity güzel bir köylü kızıdır. Apollon, (yani gü-neş) her gün ateş arabasıyla göklerden geçerken kız, güneş Tanrısını görür ve ona âşık olur. Utangaç ve pısırık âşık kız güneşe sevgisini bildirmez. Fakat sabahtan akşama dek toprakların üzerinde oturup, güneş Tanrısı gökler boyunca gezeleyip dururken gözlerini ondan ayırmaz. Zavallı kızcağız böyle güneşe baka baka yüzünü hep güneşe çeviren "güneş çiçeği" olur. Bizde ise bu güneş çiçeğine çoğunca "ay çiçeği" deriz.
Anadolu Efsaneleri
Şu anki okuduğum kitaptan dolayı (Efsane) zihnimde hep Yaşar'ın Cezayir Menekşesi şarkısı çalıyor. Çok sevdiğim bir şarkıdır..
Cezayir Menekşesi bir efsaneye göre, Orta Çağ'da idama götürülen mahkûmların boynuna Cezayir menekşelerinden yapılmış çelenkler takıldığı, çünkü bu çiçeğin insanın ölmeden önce görmesi gereken son güzellik sayıldığı söylenirmiş. Bu nedenle bazı kaynaklarda "ölüm çiçeği" olarak da anılırmış. Ölmeden önce son kez bu güzelliği görsünler diye.
Abdest ve besmeleyi sever şanlıurfa
Söylenceye göre urfa bu mağaralardan yapılan taşlardan yapıldı peygamberlerin atası Hz ibrahimin doğduğu mağara urfada kale üzerinde bir köy eskikale çemdin kale 20 hane mağarada yaşıyor
Atlas sayı 160 temmuz 2006
Mehmet güzel derki mağaralarda yazıldı
En güzel destanlar ve efsaneler
Zeyno Nene küçük ilyas iki melektiler
Halk onlar için yaptı nice çiğ köfteler
Peygamberler Mağaraların içinde yaşadı
Nemrut yenilince çiğ köfteler yapıldı
Unutmayalım hirada Hz Muhammedi
Analım Hz ibrahim peygamberi
Allah versin Eyyüp peygamber sabrını
Şu taşlar altında binlerce kefensiz kaldı
Kul Nefsani derki bitiyor bir efsane
Başlıyor yeni bir efsane
Mehmet Güzelin kızıydı küçük isot
Traktörü babasından aldı 17 yaşında
Şanlıurfa’nın Tescilli Lezzeti İsotu
Hasadı Yapıldı düğünlerle zurnalarla
Geçti küçük isot başına
Çok canlar yaktı genç yaşında
Renkli görüntülere sahne oldu hasatlar
Çalışan gayret eden emeğe sarılır yatar
İsodu ekelim isodu toplayalım
Ölmüş dedeleri nenelere dua okuyalım
Mahmut budağı kızları hafize oldu
Mağarada halka Kuraan okuttu