“Her yürek sevebilseydi eğer, Ayrılık hiç olmazdı. Her seven yürekli olsaydı, Zaten aşk bu kadar basit olmazdı.”🥀
Duygular
"Sadece seni üzmeye korkan birinin yüreğindeysen eğer, ait olduğun yerdesin demektir.."✨
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ÇÜNKÜ HAKİKATİN MAHALLİ "KALB"TİR...
(...) İnsan nihâî anlamda içinden geldiğini yapmalı, içinden geldiği gibi yaşamalıdır. Elbet dünya hayatının zorlukları vardır, engelleri vardır, kısıtlamaları vardır. Ama istikâmeti içinin seçmesine izin vermelidir insan. Çünkü kalbi, eğer onu hâlis tutabilirse, doğru istikameti gösterecek tek pusuladır. Bu kadar kafa karıştırıcı dış sesin arasında insan iç sesinin ne dediğine mutlaka can kulağını vermelidir. Çünkü hakikatin mahalli kalptir. Ama ya nefsaniyetin sesi? O da içimizdeki bir fısıltı değil mi nihayetinde? Evet, o da içimizdeki bir fısıltı ama içimizden gelen bir ses değil! İnsan bu ikisini birbirinden ayırt edebilmek için kendi kalbinin sesine âşinâlık kesp etmeli. Nasıl olacak bu? Herhalde dış seslere tamamen açılıp, kendi iç sesimize sağırlaşarak değil! -Gökhan Özcan, "O Derin Sızı...", yenisafak.com/yazarlar, 25 Haziran 2026-
gökhanözcanyazıları
Her şeye geç kalmış gibi hissedip şuan da yapmış olduğunuz şeyleri boşa harcıyor çerçöp olduğunu fark ettiniz mi? Her şeyi aynı anda yapmaya kalkışmak da size aynı sonucu verir aslında. Yani her şeyi aynı anda yapmaya çalışmak aslında hiçbir şey yapmıyorsun demek oluyor. Tabi bunu hangi açıdan baktığınıza bağlı olarak değişir. Size bardağın hem dolu tarafından bakmayı hem de boş tarafından bakmanın nasıl olduğunu açıklayayım. Her şeyi aynı anda yapmaya çalışmanın iyi bir yönü varsa o da tek bir yöne odaklanmamaktır. Sabit olmayıp, birden fazla şeyle meşgul olup, tek bir şeye odaklanmayıp, rutinsellikten çıkarsınız. Bu bardağın dolu kısmı. Boş kısmı ise her şeyi aynı anda yapmaya kalkışmak sizi strese sokabilir ve onu yapmam gerek, bunu yapmam gerek derken eliniz ayağınıza dolanabilir. Aynı zamanda işin sonunda ne kadar iş yaptığınıza bakarsak eğer belli bir süre yapılması gereken 5 iş varsa siz hepsini aynı anda yapmaya çalışıp süre yetiremeyebilirsiniz. Bu demek oluyor ki o sürenin sonunda elde etmiş olduğunuz iş sayısı sıfır. Diyebilirsiniz ki ben aynı anda yapıyordum. Ama bunun hiçbir önemi yok. Sonuç odaklı bakarsak elde var sıfır. Bu da bardağın boş kısmı. Demek istediğim şu ki sonuç odaklı gitmenizdir. Eğer gitmezseniz sıfırlarınız olur. Yazı bana aittir.
Duygu ve Düşünce
Beni Sevdiğim Şeylerden Tanıyın
Kim olduğumu merak ederseniz; Bir avuç sevgiyi yüreğinde büyütüp elden ele taşıyanlardanım. Nefreti, öfkeyi ve kini çoğaltmayı marifet saymayan; merhametin, anlayışın ve güzel sözün izinden yürüyenlerdenim. Ben hâlâ bir şiirin birkaç mısrasında kendini bulabilenlerdenim. Bir kitabın satırlarında kaybolup yeniden kendine dönenlerden, bir türkünün kederinde kendi sesini duyanlardanım. Dünya ne kadar gürültülü olursa olsun, kalbin sessizliğine kulak vermeyi unutmayanlardanım. Ben hâlâ aşka tutunanlardanım. İnsanların birbirine iyi gelebileceğine, bir tebessümün karanlık bir günü aydınlatabileceğine, samimiyetin en yoksul gönlü bile zenginleştirebileceğine inananlardanım. Bahçeleri kurutan değil, toprağa yüz sürenlerdenim. Bir çiçeğin açışında sabrı, bir ağacın gölgesinde vefayı, yağmurun toprağa kavuşmasında hasreti görenlerdenim. Yıkmayı değil onarmayı, tüketmeyi değil yaşatmayı seçenlerdenim. Kusurlarıyla insanı sevmeye çalışanlardanım. Her kalbin içinde anlatılmamış bir hikâye, her yaranın içinde görünmeyen bir sızı olduğunu bilenlerdenim. Bu yüzden hüküm vermeden önce anlamaya, konuşmadan önce dinlemeye gayret edenlerdenim. Ve ne olursa olsun;
Şiir
Hayatın gürültüsü içinde kendi sesini kaybedenlere bir çağrı. Bu kitap, cevaplar vermek için yazılmadı. Birlikte durmak için yazıldı. İnsanın kendine yabancılaştığı anlardan, kırıldığı yerlerden, susarak geçtiği eşiklerden doğdu. Bazen bir şiirle, bazen bir günlük satırıyla, bazen uzun bir sessizlikle... Bu sayfalarda bir yolculuk var: Uyanmadan önceki halden çatlağa, dağılmaya, durmaya; kayboluştan seçime, birliğe, öze ve huzura doğru. Kahramanı olmayan bir kahramanın yolculuğu bu. Çünkü burada anlatılan, özel bir hayat değil, hepimizin içinden geçen kolektif bir hal. Okurken kendinizi bir cümlede dururken, bir satırda nefes alırken, bir paragrafta içinize bakarken bulabilirsiniz. Bu kitap size ne yapmanız gerektiğini söylemez. Sizi dönüştürmeye çalışmaz. Sadece şunu hatırlatır: Kendinize geç kalmış olabilirsiniz. Ama henüz geç değil. Eğer bu satırlarda kendinizden bir parça bulursanız, bilin ki bu tesadüf değildir. Çünkü bazı kitaplar okunmaz, insanı kendine doğru çağırır.