Düzen
Puan vermedi·142 syf.··
Beğendi
·
2026 86. kitabı
İnsan bir şeyi neden istediğini ya da severek bağlandığını tam olarak açıklayamaz.Bilim buna bilinçaltı veya geçmiş yaşantılar dese de aslında ortada tam bir açıklama yoktur. Bu kurgu da tam olarak bu açıklanamayan bağlar üzerinden ilerliyor.Hikayenin merkezinde Türklerin asırlardır ayakta kalmasını sağlayan,varlığı gizli tutulmuş "Düzen" adında bir teşkilat var. Buraya dışarıdan yabancı kimse alınmıyor;sadece daha önce burada görev yapmış ailelerin altı ile on beş yaş arasındaki en uygun çocukları seçiliyor. Toplam on altı çocuk bir sabah uyandıklarında kendilerini hiç bilmedikleri büyük bir toplantı salonunda buluyorlar Başlarında duran gizemli kadın onlara biz sistemin kendisiyiz diyor.Çocuklar gitmek isteseler de gidemiyorlar, çünkü buraya karşı koparamadıkları bir aidiyet duyuyorlar. Teşkilat bünyesinde çocuklar yeteneklerine göre Bozlar, Serdengeçti,Karanlıktakiler ve Sakalar olmak üzere gruba ayrılıyor. Ana karakter Türkan da Sakalar grubuna seçilerek beş yıl boyunca sürecek çok sıkı bir eğitime dahil ediliyor. Eğitim bittiğinde ise herkes evine dönüyor ama geçmişe dair hiçbir şey hatırlamıyorlar. Türkan geçmişini unutup normal bir hayat yaşıyor,evleniyor ve çocukları oluyor.Ancak yıllar sonra gelişmiş ülkelerin büyük bir saldırı hazırlığı içine girmesiyle Düzen, seçilmiş bu kişilere yeniden eve dönüş çağrısı yapıyor. Uykudan uyanma vakti gelen bu gençlerin,hafızalarından silinen o beş yıllık büyük sır,şimdi kapıdaki gizemli savaşa karşı tek çareleri olacak...
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202414 okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 175. kitabı
Bu gün Hakan Günday'dan okuduğum Az kitabından bahsetmeye çalışacağım. Çok fazla yeraltı edebiyatı okumayan biri olarak, Hakan Günday ile ilgili olumlu yorumlarla karşılaştıkça kendisiyle tanışmaya karar verdim. Bu yorumda kitabı ne kadar anlatmaya, ne kadar beğendiğimi ifade etmeye çalışsam da kurduğum cümleler yetersiz kalacaktır. Yani en baştan şunu bilin ki bu kitap benim anlattığımdan çok çok daha güzel. Çünkü spoiler vermeden, kitap da geçen olayları sizlere anlatmadan kitabın ne gibi hisler uyandırdığını ifade etmek çok zor. Okumaya başlar başlamaz 11 yaşında bir kız çocuğunun terör bölgesinde yaşamasının, eğitim görmesinin ne kadar zor olduğu üzerine kurulu bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm. Fakat olaylar öyle bir yöne doğru aktı ki yazarın kurgu beceresine, oluşturduğu olaylar zincirine hayran kaldım. Aşiretler, cemaatler, çocuk gelinler, tecavüzler, ölümler, mazoşist ilişki içerisinde olanlar derken müthiş bir kitap okuyorsunuz. Kitap iki karakter üzerine kurulu, ikisinin ismi de Derda, biri kadın biri erkek. İlk bölümde kadın olan Derda'nın hikayesini okuyorsunuz ve inanın bu bölümde her sayfada kendinizi çok rahatsız hissedecek, yutkunmakta zorlanacaksınız. 11 yaşında evlendirilen, defalarca tecavüze maruz kalan, şiddetin ve vahşetin içerisinde yaşayan Derda bize bu dünyada ne kadar kötülüğün olabileceğini gösteriyor. 2. bölümde ise açlığın, sefaletin içinde yaşayan, okuma yazma bilmeyen, mezar temizleyerek ekmek parası kazanmaya çalışan Derda'nın(erkek) hikayesini okuyoruz. Bu bölümde Derda sırf Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ını okuyabilmek için okumayı öğreniyor. Oğuz Atay'ı o kadar sahipleniyor, o kadar seviyor ki Oğuz Atay'ı zamanında anlamayan, onu insanlara tanıtmayan gazeteci ve yazarlardan intikam almaya çalışıyor. Bu bölümleri okumak bir Oğuz Atay
İnceleme
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·194 syf.··
2026 484. kitabı
Ferit Edgü’nün Hakkari'de Bir Mevsim eseri, bir öğretmenin gönüllü olarak gittiği Hakkari'nin ıssız bir dağ köyünde yaşadığı yalnızlığı, sürgün duygusunu ve yabancılaşmayı anlatan sarsıcı bir modern klasik eserdir. Yazar, coğrafyanın sertliği ile insanın içsel dünyasındaki çaresizliği ustalıkla birleştirerek, zamanın durduğu bir atmosferde hayata tutunma çabasını işler. İnsanın kendiyle ve başkasıyla olan iletişimsizliğini, coğrafyanın kader üzerindeki etkisini ve varoluş sancılarını sade fakat vurucu bir dille aktaran bu kitap, edebiyatımızın en güçlü içsel yolculuklarından biridir.
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 482. kitabı
Gülseren Budayıcıoğlu’nun Hayata Dön eseri, gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkarak travmaların insan ruhu üzerindeki derin etkilerini ve iyileşme sürecini konu alan sarsıcı bir romandır. Kitap, çocukluktan gelen ağır travmalarla şekillenmiş bir karakterin, psikiyatrik bir süreçle kendini ve geçmişini yeniden yapılandırma çabasını anlatır. İnsanın kendi karanlığıyla yüzleşmesini ve hayata tutunma azmini işleyen eser, okuru psikolojik bir yolculuğa çıkararak empati ve dönüşüm üzerine düşündürür.
Hayata DönGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202014bin okunma
Rousseau Eserleri Üzerine İnceleme
10/10
·224 syf.·
2026 48. kitabı
Rousseau’ya göre insan doğal zeminde daha gerçek bir insandı. Yaşamı akıl yürütmeye değil, saf içgüdülere dayanıyordu. Kültür ve medeniyet henüz insanı bozmamıştı.Thomas Hobbes insanın özünde bencil, hırslı ve savaşçı olduğunu savunur. John Locke da insanı mülkiyet odaklı görür. Rousseau iki düşünüre de karşı çıkar. Doğal insanda iyi, kötü, hırslı, açgözlü ya da tokgözlü gibi kavramlar yoktur. Çünkü ahlak ve mülkiyet gibi kavramlar ancak toplum oluştuktan sonra icat edilmiştir. Doğal insan ahlak öncesi (amoral) bir dönemde yaşar. İlk toplumsal topluluk aile örneğidir. Ailede anne ve babanın çocuk üzerinde geçici bir otoritesi vardır. Hobbes ve Locke modern devlet otoritesinin bu aile içi otoriteden doğduğunu iddia eder. Rousseau buna katılmaz. Ailedeki otorite sevgiye ve çocuğun korunma ihtiyacına dayalıdır; devlet otoritesi ise bu mantıkla topluma aynen taşınamaz. İnsanlar başlangıçta geniş coğrafyalarda birbirini görmeden yaşıyordu. Zamanla nüfus arttı ve coğrafi koşullar (örneğin küçük bir adada sıkışma) insanları yakınlaştırdı. Bu durum kaçınılmaz anlık karşılaşmaları doğurdu. İlk anlık karşılaşmalarda korku, şaşkınlık veya istek belirten tek heceli kelimeler (seslenmeler/ünlemler) oluştu. İnsanlar bir arada daha fazla vakit geçirdikçe, nesneleri ve durumları tanımlamak için çok heceli kelimeler ürettiler. Böylece toplumsal iletişimin aracı olan dil doğdu. Doğal durumdaki insanı iki temel güdü yönetiyordu: Birincisi kendini koruma içgüdüsü (Amour de Soi), ikincisi ise kendi türünün acı çekmesini istememe yani merhamet duygusudur. Beraber yaşamak toplum yapısının temelini attı ve insan "özsaygı" (Amour-Propre ) kazandı. Özsaygı, bireyin artık kendi gözüyle değil, karşısındakinin onun hakkındaki yargılarına göre yaşamaya başlamasıdır. Kıyaslama, kıskançlık ve kibir
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin KaynağıJean-Jacques Rousseau · Say Yayınları · 20201,828 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:45
Yazarın okuduğum ikinci kitabı olan Uçurtma'yı da çok beğendim. Saç Örgüsü kitabının birebir devamı olmasa da onunla bir bağ kuruyor ve okura tanıdık bir dünyanın kapılarını yeniden aralıyor. Bu kitapta Hindistan'da yaşayan kadınların ne kadar zor şartlarda hayatlarını sürdürdüklerine bir kez daha tanık oluyoruz. Kast sisteminin dayattığı engeller, kadınlara biçilen roller, çocuk yaşta evlilikler ve eğitime erişimdeki eşitsizlikler romanın en çarpıcı yanları arasında yer alıyor. Hayata kaç sıfır geriden başladıklarını görmek insanı derinden etkiliyor. Kitabın merkezinde, geçmişinde yaşadığı büyük bir trajedinin ardından Hindistan'a gelen Lena var. Burada hayata yeniden tutunmasını sağlayacak bir amaç buluyor. Küçük bir çocuğun hayatına dokunmasıyla başlayan bu yolculuk, zamanla birçok kadın ve çocuk için umuda dönüşüyor. Lena, okuma yazmanın ve eğitimin sınıfsal bir ayrıcalık olmadığını göstermek isterken pek çok engelle karşılaşıyor. Ancak yaşadığı mücadeleler, kitabın en etkileyici taraflarından biri haline geliyor. Laetitia Colombani yine sade ama güçlü kalemiyle umut, dayanışma ve eğitimin dönüştürücü gücü üzerine etkileyici bir hikâye anlatmış. “Bilgi güçtü. Eğitim özgürlüğün anahtarıydı.”
UçurtmaLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 20231,721 okunma
Reklam
Reklam