Hayallerin Omuzladığı Dünya
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:57
Omuzlarımda Dünya Nurullah Genç’ in çocukluk yıllarından başlayarak eğitim mücadelesini, ailesini, yaşadığı zorlukları ve başarıya giden yolculuğunu anlattığı otobiyografik bir hatırat eseridir. Eserde özellikle azim, sabır, eğitim sevgisi, aile bağları ve manevi değerler ön plana çıkmaktadır. Eser, yazarın Erzurum’un bir köyünde başlayan çocukluk yıllarından eğitim hayatına ve akademik başarısına uzanan zorlu yolculuğunu anlatmaktadır. Bana göre kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, sıradan bir başarı öyküsünün ötesine geçerek insanın kararlılık ve inançla neler başarabileceğini göstermesidir. Nurullah Genç , yaşadığı ekonomik sıkıntıları, eğitim almak için verdiği mücadeleyi ve karşısına çıkan engelleri samimi bir dille aktarmaktadır. Bu yönüyle eser, özellikle genç okuyucular için motive edici bir niteliğe sahiptir. Yazarımızın üslubu oldukça akıcı ve içtendir. Yer yer şiirsel anlatımlara yer vermesi, kitabın duygusal etkisini artırmaktadır. Okuyucu, anlatılan olayları yalnızca öğrenmekle kalmaz; aynı zamanda yazarın yaşadığı sevinçleri, umutları ve hayal kırıklıklarını da hisseder. Bu durum eserin samimiyetini güçlendirmektedir. Bu eserin benim için en önemli yanı ‘AİLE’ kavramının önemli bir yer tutmasıdır. Özellikle babasının eğitim konusundaki fedakârlıkları ve oğluna duyduğu güven, kitabın en etkileyici bölümlerini oluşturmaktadır. Bunun yanında yardımseverlik, vefa, çalışkanlık ve manevi değerler gibi temalar da sık sık işlenmektedir. Bana göre kitabın değerler eğitimi açısından da zengin bir özelliği vardır. Sonuç olarak Omuzlarımda Dünya, yalnızca bir yaşam öyküsü değil; aynı zamanda umut, azim ve insanî değerler üzerine düşündüren bir eserdir. Kitap, başarıya ulaşmanın emek ve sabır gerektirdiğini etkileyici örneklerle ortaya koymaktadır. Özellikle gençlerin ve kişisel
1000Kitap
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,023 okunma
9/10
·145 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:05
Uzun süredir bu platformda alıntılarım dışında bir şey paylaşmıyorum. Hele inceleme yazmayı hiç haddim olarak görmüyorum. Alıntı paylaşırken de amacım çoğu zaman kütüphaneme ekleyemediğim kitapların altını çizdiğim satırlarını burada muhafaza etmek. Bugün bu incelemeyi yazma sebebim de Figen Hanımla karşılıklı ağlaştığımız duygu yoğunluklu bir okur yazar buluşması. Kitap kulübümüzle okumaya karar verdiğimiz bu esere başladığımda henüz ilk sayfada gördüğüm ağır dil ve sokak jargonu ben de önyargılar oluşturdu. Açık olmak istiyorum "Annem babam yaşındaki kadın bizim kuşağı anladığını zannediyor. Çok muhtemel bu 'güya yüksek' empatisinden kaynaklı da bizi uyarmak ve öğütler vermek istemiş. Bunu da araya bizim jenerasyondan iki üç kelime katarak konuşturduğu Z kuşağı üç ana karakterle yapmış ve ortaya bu ders çıkarabileceğimiz ibretlik kitap çıkmış herhalde." dedim. Evet biraz çabuk verilmiş keskin bir yargı ama her gün okulda, evde, sosyal medyada her yerde Z kuşağı aşağı Z kuşağı yukarı denilip karşılaştığımız senaryo bu değil mi? Elleri sopasız ancak yargılarını sopa yapmış, iyi niyetli, çok bilmiş yetişkinler. Kitap kısa dedim, beraber okuyacağım insanları yarı yolda bırakmayayım dedim, yazarla tanışma fırsatım da olacak dedim ve devam ettim okumaya. Günlerdir ilk bölümden sonra elimin gitmediği kitap 2 saat içinde bitti. Figen Şakacı, Tomris Uyarın arkadaşı kendisinden 2 sene eğitim almış bir yazar. Ayrıca Türkiyenin ilk kadın stand-up sanatçısı. Güleriz sanmıştım göz pınarlarım kurudu ağlamaktan. Kitap 2016 da geçiyor. Hem Geziyi hem 15 Temmuzu görmüş kindar neslin hikayesi. 'Allah'ın fakirlere yaptığı fenalıklardan' bunalmış, büyüdükçe umutları küçülen öfkeli ama çaresiz üç genç: Arif Serde ve Demar. Yer İstanbul Yeni Mahalle. Figen Hanım bu mahalledeki
HınçAhınçFigen Şakacı · İletişim Yayınları · 202473 okunma
Reklam
*Oldukça Gerçekçi
Puan vermedi·88 syf.··
2026 28. kitabı
Bu küçük ama etkisi büyük kitapta yalnızca bir öğretmenin çırpınışını değil, aynı zamanda Rusya’nın o dönemdeki içler acısı durumunu, halkın tembelliği, sefaleti ve cehaletiyle nerelere sürüklendiğini ve eğer doğru yönlendirilirse neler başarabileceğini de okuyacaksınız. Atatürk tarafından, bir bataklıklar ülkesi olan Finlandiya’nın kurtuluşunun ülkemize örnek olarak gösterildiği Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi yazan Grigoriy Petrov’un kaleminden yine unutulmaz, sarsıcı bir hikaye. İdealist Öğretmen
Eğitim
İdealist ÖğretmenGrigory Petrov · Koridor Yayıncılık · 20177,8bin okunma
Felsefe ve siyasi yazılar' a
10/10
·115 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:12
Bu kitap, Einstein'ın fizik dehasından çok insan tarafını tanımak isteyenler için yazılmış bir metin. Sayfaları ilerledikçe karşınıza formüller değil, savaş, özgürlük, din, eğitim, bilim ve insanlık üzerine düşünen bir zihin çıkıyor. En etkileyici yanı ise kesin cevaplar vermekten çok okuru düşünmeye zorlaması. Einstein'ın birçok konuda kendi fikirlerini sorgulayabilen biri olduğunu görmek, onu yalnızca büyük bir bilim insanı değil, aynı zamanda güçlü bir entelektüel olarak da gösteriyor. Kitabı okurken her düşüncesine katılmak zorunda değilsiniz, katılamayabilirsiniz de. Hatta bazı görüşleri bugün bile tartışmaya açık. Fakat tam da bu yüzden değerli. Çünkü iyi kitaplar, okurların inançlarını doğrulayan değil, onları sınayan kitaplardır. Benim Gözümden Dünya da bunu başarıyor. Bu kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey Einstein'ın zekasından çok düşünme biçimi oldu. O dünyaya cevap vermeye çalışan biri değil, önce doğru soruları sormaya çalışan biri. Belki de onu sıra dışı yapan asıl özellik buydu kim bilir.
Benim Gözümden DünyaAlbert Einstein · Alfa Yayıncılık · 20201,783 okunma
8/10
·398 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:41
Boethius (475-526), Romalı bir filozof, devlet adamı ve de matematikçidir. Kendisi, Roma'nın en köklü ailelerinden birine mensuptur; küçük yaşta yetim kalınca, devrin mühim aristokratı Symmachus tarafından evlat edinilmiş ve iyi bir eğitim alması sağlanmıştır. Boethius, devletin yüksek kademelerinde vazife yaptığı sırada, siyasî rakiplerinin iftiraları neticesinde vatan hainliği ve büyücülükle itham edilmiş ve muhakeme dahi edilmeden zindana atılmıştır. Yaklaşık iki sene zindanda tutulan Boethius, 526 senesinde işkence görerek -alnına geçirilen bir sicim gözleri yuvasından fırlayana kadar gerilmiş ve o haldeyken kalın bir sopayla ölünceye kadar dövülerek- idam edilmiştir. Felsefenin Tesellisi (Philosophiae Consolatio), işte bu hapis günlerinde kaleme alınmış bir eserdir. Yani Boethius, bu eseri idamını beklerken yazmıştır. O sebeple eserin duygu yüklü bir samimiyet içerisinde yazılmış olduğunu söyleyebiliriz. Metin beş bölümden meydana geliyor. Kendisi hücresindeyken "felsefeyi" temsil eden bir bilge kadın yanına gelir ve aralarında diyaloglar başlar. Bu diyalogların ana mevzusu hayat, inanç ve Tanrı'dır. Metin boyunca inanç ve akıl bir uyum içerisindedir. Dünyevi zenginliklerin, makamın ve şöhretin geçiciliği, kaderin rolü ve asıl mutluluğa ancak fazilet ve Tanrı'ya yönelmekle erişilebileceği işlenir. Eserin içerisinde hikmetler içeren bir çok tespit yer alıyor. Bu sebeple mühim bir metin olduğunu söyleyebilirim. Okumuş olduğum Kabalcı Yayınevi metnin orijinalini de baskıya dahil etmiş, o sebeple 398 sahifelik kitabın Türkçe tercüme kısmı 200 sayfa kadar yer tutuyor. Tercümeyi ise maalesef pek beğenmedim. Mütercim çok fazla sel-sal ilaveli kelimeler ve "tümel, tikel" gibi tuhaf kelimeler kullanmış. Bu da bence metnin seviyesini zedelemiş. Düşünce eserleri okumayı
Felsefenin TesellisiBoethius · Kabalcı Yayınları · 2014790 okunma
Keşke
10/10
·500 syf.··
2026 7. kitabı
Keşke, Fikret ve Sabia’nın yüreğe dokunan aşk hikâyesini anlatırken aynı zamanda Cumhuriyet’in aydınlanma idealine ve Köy Enstitülerinin önemine ışık tutan etkileyici bir romandır. Köylerinden çıkıp Köy Enstitüsünde buluşan Fikret ve Sabia, yalnızca eğitim alan iki genç değil; Cumhuriyet’in yetiştirmek istediği çağdaş, üretken ve düşünen bireylerin temsilcileridir. Enstitülerde öğrenciler hem akademik eğitim alır hem de tarım yapar, sanatla ilgilenir, üretir ve yaşamın içinde öğrenirler. Bu yönüyle Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’in kırsaldaki kalkınma ve eğitim hamlesinin en önemli projelerinden biri olarak romanda güçlü bir şekilde hissedilir. Fikret ve Sabia’nın masum sevgisi, dönemin toplumsal ve siyasi olayları arasında sınanırken okuyucu bir yandan da Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık eder. Doktor Sabia ve Avukat Tarık’ın yollarının kesişmesiyle ortaya çıkan sırlar, geçmişin gölgesinde kalan gerçekleri gün yüzüne çıkarır. Roman, bireylerin hayatlarını etkileyen siyasi kararları ve toplumun görünmeyen yönlerini sorgularken “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” düşüncesini de hissettirir. Kitabın merkezindeki “keşke” duygusu ise yalnızca yarım kalan bir aşkın değil, kaybedilen fırsatların, ertelenen hayallerin ve geçmişe duyulan özlemin sembolüdür. Fikret, Sabia ve Tarık’ın hikâyesi; sevginin, fedakârlığın ve zamanın insan ruhunda bıraktığı izleri derinden hissettirir. Keşke, Cumhuriyet’in eğitim anlayışını ve Köy Enstitülerinin toplum üzerindeki dönüştürücü etkisini anlatırken, aynı zamanda okuyucuyu hüzünlü bir aşkın ve saklı gerçeklerin peşinden sürükleyen; düşündüren, duygulandıran ve uzun süre hafızalarda kalan güçlü bir romandır.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,007 okunma
Reklam
Reklam