Eh, estetik bir böcekten başka bir şey değilim ben... (Bu düşünce hoşuna gitmişti. Kin dolu bir sevinçle bu düşünceye sarılmış, onu didik didik ediyor, onunla sanki oynuyordu.) Evet, gerçekten bir böceğim ben. Önce, bir böcek olduğumu düşündüğüm için bir böceğim. İkincisi, sözde, kişisel çıkarımı düşünmediğime, ya da kişisel bir hırsımın olmadığına, yalnızca güzel, yüce bir amaç için çalıştığıma tam bir ay Büyük Varlığı tanık gösterip durduğum için bir böceğim... Ha, ha, ha!.. Üçüncü olarak da, olası bir adalet duygusunu ağırlık ölçüsüyle, metreyle, aritmetikle ölçmeyi düşündüğüm için... Böceklerin en işe yaramazını aldım, ilk adımım için bana gerekli olanı, ne biraz azını, ne de fazlasını (fazlası, kadının vasiyeti üzerine bir manastıra gidecekti sanırım... Ha, ha, ha!..) almak için öldürdüm... Son olarak da (dişlerini gıcırdatarak sürdürüyordu düşünmeyi): kendim o öldürdüğüm böcekten daha iğrenç, daha pis bir böcekken, onu öldürdükten sonra bunu kendi kendime söyleyeceğimi önceden sezinlemişken bunu gene de yaptığım için bir böceğim. Bu dehşetle boy ölçüşebilecek bir duygu var mıdır acaba dünyada?