Halka güvenmek pişmanlıktır...
Puan vermedi·396 syf.·
2026 21. kitabı
Uzun süredir üzerine düşündüğüm demokrasi kavramı hakkında yazılmış, asıl demokrasinin nasıl olması gerektiği konusuna değinilen ve alternatif yönetim şekillerine yer verilen kitap. Demokrasi, kelime kökeni olarak eski Yunanca demos (halk) ve kratos (egemenlik) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Halkın egemenliği mümkün mü tartışılır ama bence bizler; adayları seçmiyoruz, bize sunulan adaylar arasından seçim yapıyoruz. Bu da halkın mı yoksa elitlerin mi egemenliği oluyor düşünmek lazım. Nüfusun milyarları veya milyonları bulduğu yerde her adayı halkın oyuyla belirlemek de pek mümkün değil. Aday olan herkesi ne kadar tanıyoruz da oy veriyoruz veya herkes aday olmalı mı veya maliyet ve zaman problemi nasıl aşılacak, hepsi ayrı soru işareti. Kim neye göre aday oluyor? Ülkemizde en son 500 bin tl adaylık ödemesi vardı, bunu ödeyen herkes ülke yönetiminde söz sahibi olmayı hak ediyor mu? Maddî gücü olmayan fakat kendini geliştiren biri aday olamıyorsa, orada seçme ve seçilme hakkının sağlıklı işlediğini söyleyebilir miyiz? Bu soruları sorunca ortaya şu sonuç çıkıyor kanaatimce: seçenekleri belirleyemiyor, belirlenip sunulan şıklar arasından birini güya demokrasi adı altında seçiyoruz ya da daha acısı, seçtiğimizi zannediyoruz. Seçtiğimizi zannediyoruz derken, halkın kendini nimetten saymasından bahsediyorum. Bence insanlığa demokrasi adıyla aslında kralını ve soytarılarını seçtiriyorlar, köleyi özgür bırakmak yerine efendilerini seçme şansı veriyorlar. Hani bu konuyla ilgili görsel vardı; resimde inek, mezbahaya gideceği yolu seçiyordu. İşte insanlığın durumu tam olarak bu değil mi? Tüm ipleri eline verdiğimiz kişiler, yetkiyi alınca her türlü pisliği ve zulmü yapmıyor mu? Her imkandan faydalanıp haksızlığa dibine kadar neden olmuyorlar mı? O halde seçimler neden var
Siyaset
Demokrasi Poliarşi ve DemarşiCoşkun Can Aktan · Çizgi Kitabevi Yayınları · 20052 okunma
Puan vermedi·210 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
59 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 12:34
Yazar her türlü körlük ve önyargıdan uzak, kimseyi ötekileştirmeden, güncel ve güncelliğini yitirmeyen sorunları etraflıca tespit edip bunlara ilişkin somut ve uygulanabilir çözüm önerilerinde bulunuyor. Kitap; Tarım, Umre, Liyakat-ehliyet, Eğitim, Kpss, İsraf, Su, Şehirleşme, Ekonomi, Deprem, Zamlar/Enflasyon, Riba – Haksız kazanç…gibi bir çok konuda yayınlanmış makalelerden oluşuyor. Yazar’ın RİBA - haksız kazanç konusundaki makalesi ilgi çekici. Yazar, “enflasyonist ortamlarda insanların ellerindeki parayı bankalara yatırmaları ve bu suretle paralarının değerini korumalarının veya cari oranlardan kredi kullanmaları nedeniyle aldıkları ve verdikleri farklarında haksız kazanç olmadığını” ifade ediyor. ALINTILAR - Her toplumda eleştirenler bunun bedelini itibarsızlaştırılarak, zindanlara atılarak, işkence görerek hatta canıyla ödemiştir. - İnsan tarihi süreçte özellikle mal ve iktidar gücü elde ederken ve kullanırken daha yıkıcı oldu, haksız şekilde hem cinsinin malına kıydı, zihnen bedenen esir etti, yüz binlerce yıl önceki ataları gibi davranarak uyarıcıya/uyarana(mimara, düzeltmek isteyene) ve eleştiren akla olumsuz davrandı, insanları ötekileştirdi, küçümsedi, gruplara ayırdı ve zayıf düşürdü. - Kpss zulmü son bulmalıdır. Mutlaka alan sınavları yapılmalı ve sözlü sınav uygulaması da terk edilmelidir. Devlet alan sınavlarında en başarılı olmuş kişileri görevlere atamalıdır. İşte Anayasanın öngördüğü fırsat eşitliği budur.
Zordan Kolaya Eğriden DoğruyaMuhsin Ganioğlu · Nobel Akademik Yayıncılık · 20241 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Metastaz ve Devletin Bağışıklığı
Puan vermedi·264 syf.·
2025 35. kitabı
Devlet, tabiatı gereği boşluk kabul etmeyen, canlı bir organizmadır. 15 Temmuz gecesi bu bünyeden devasa bir urun sökülüp atılması bir zaferdi; ancak cerrahi müdahaleden sonra o boşluğun ne ile doldurulduğu, en az ameliyatın kendisi kadar hayatiydi. Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan, Metastaz ile işte bu kritik "iyileşme" sürecinin nasıl yeni bir enfeksiyona dönüştüğünü, bir adli tıp uzmanı soğukkanlılığıyla masaya yatırıyor. Kitabın temel tezi, isminin ağırlığında gizli: Kanser (FETÖ) vücuttan atılmış olabilir, fakat zihniyet, yani hastalık yapıcı hücreler "metastaz" yaparak devletin başka organlarına, farklı tarikat ve cemaat isimleri altında sıçramıştır. Yazarlar, Sağlık Bakanlığı’ndan yargı koridorlarına kadar uzanan belgelerle, referansın "liyakat ve ehliyet" değil, yine "intisap ve biat" olduğunu kanıtlıyor. Bir Türk vatandaşı olarak bu tabloyu okuduğumda gördüğüm şey nettir: Devletin "rasyonel akıl" ve "hukuk" zemininden koparılıp, uhrevi referanslarla pay edilmesi, milli güvenlik sorununun ta kendisidir. Sadakatin anayasaya değil, bir "abiye" veya "şeyhe" sunulduğu her makam, potansiyel bir ihanet odasıdır. Metastaz, hamasi nutukların gölgesinde devletin bağışıklık sisteminin nasıl çökertildiğini gösteren, kısa vadeli çıkarlar uğruna Cumhuriyet'in kolonlarının nasıl kesildiğini haykıran sarsıcı bir iddianamedir. Okurken sadece bir gazetecilik başarısına değil, Türk devlet geleneğinin maruz kaldığı o büyük erozyona da şahitlik edeceksiniz.
MetastazBarış Terkoğlu · Kırmızı Kedi Yayınları · 20194,199 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 23:27
Yazar Osmanlı İmparatorluğu'nun gelişiminde büyük öneme sahip Yeniçerileri bu kitabında ayrıntılı bir şekilde tahlil ediyor. Ocağın ilk kurulduğu zamandan yok edildiği zamana kadar olan süreç okuru sıkmadan anlatılıyor. Yazarın Osmanlı tarihinin kritik dönemlerini konu alan kitapları bulunmakta. Özellikle Fatih ve Kösem Sultan kitaplarını beğenerek okumuştum. Kösem Sultan romanı beni bu esere yöneltti. Kitapların en sevdiğim yönlerinden birisi de okuruna klavuzluk etmesi, okuru yeni maceralara yöneltmesidir. Kitap kurmaca olmamasına rağmen üslubuyla okura rahat bir hareket alanı bırakıyor. Bir anda kendinizi yeniçerilerin tarihi gelişimi içerisinde buluyorsunuz. Bu gelişimi hiç sıkılmadan takip ediyorsunuz. Yer yer yenicerilerin yaptıkları çok can sıksa da devlete kazandırdıklarıyla teselli buluyorsunuz. Eser yeniçerilerin tarihine ışık tutmasının yanında Osmanlı İmparatorluğu'nundaki yozlaşmayı da gözler önüne seriyor. Ehliyet, liyakat ve adaletten uzaklaşan devletin yaşadığı savrulmalar ve içten içe oluşan çürüme hali okuru derinden sarsıyor.
YeniçerilerReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015357 okunma
Favorim
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
114 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2024 00:00
Tüm zamanların favorisi olacak, top 10 kitap listeme girecek bir kitap. İnsanlık tarihinin dönüm noktalarını temsil ettiği düşünülen 100 obje seçilmiş. 20 kısım, her kısımda 5'er obje var. Her yeni kısımın girişinde hangi zaman aralığı ve hangi gelişmeye dair objelere bakacağımızın kısacık bir ön bilgisi var. Bu objelerin çok kaliteli fotoğrafları, işin uzmanlarından açıklamalar ve yorumlarla birlikte veriliyor. Kitabın her tarafından kalite alıyor, emek akıyor, ehliyet ve liyakat akıyor. Sonuçta da size insanlık ailesinin zamanlar ve mekanlar üstü ortak ihtiyaçları, korkuları, umutları, meşguliyetlerine dair bir kavrayış getiriyor. Bilgi, teknoloji, sanat, medeniyet... bunları kümilatif olduğunu, aslında farkında olsak da, olmasak da ne kadar birbirimize bağlı, bağımlı, etkili ve etkileşimli olduğumuzu gösteriyor. Yiğidi öldür, hakkını yeme. Bu kitap verilen parayı sonuna kadar hakediyor. 100 Objede Dünya Tarihi Neil MacGregor
100 Objede Dünya TarihiNeil MacGregor · Pegasus Yayınları · 201739 okunma
Derdim çoktur hangisine yanayım?
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2022 101. kitabı
Zamanı anlayabilmek, içinden geçip gitmekte olduğumuz bu dünyayı, bu ülkeyi ve daha nice vakıayı anlamlandırabilmek belli alanlara vakıf olmayı gerektirmektedir. Bu anlamda şahsi kanaatimce sayılabilecek üç öncü alanın varlığından söz edilebilir. Olayların derinliğine kavranılabilmesi için bir tarih bilgisinin gerekliliğinin yadsınılanamaz olduğu az çok işin erbabının bugün amentüsü haline gelmiş bir bilgidir. Tarih, olayların derinliğine inebilmeyi ve yapılan analizler sırasında bilgilerin sağlamlaştırılabilmesini sağlayan en başat kaynaklardan birisi olagelmektedir. Tarih bilgisinin uzağında yer alan toplumlar ve insanlar yaptığı yorumlarla tabiri caizse dudak uçuklatabilir yahut insanları şirazeden çıkarabilir. Bugün Türkiye’nin de içinde yer aldığı problemlerin ilk sıralarında üzerine konuşulan mevzuların tarih bilgisinden yoksun olarak ve şartlar koşullar dışlanarak ele alınmasıdır, yani yaşanılan olayların hepsi bugün bir mercek varmışçasına ele alınmakta devre ilişkin değerlendirmelere ne yazık ki rastlanılamamaktadır. Tarihi derinliğe sahip olmamak, ne yazık ki daha düne kadar vatan toprağı bildiğimiz fakat bugün sınırlarımız dışında yer alan Balkanlar’ı bir el (yabancı) derekesine indirmekte ve sanki o topraklarda hiç yer almamışız bizden bir parça değilmiş gibi bir çıkarıma ulaşılmaktadır. Halbuki meseleye az çok ilgisi olanlar bilirler ki Anadolu’dan önce Balkanlar gelmektedir, hatta İstanbul’dan önce Balkanlar’ı vatan bellemişizdir. İşte tarih bilgisinin gerekliliği çok basit bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Çok basit bir ikinci örnek ile tarihe ilişkin kısma bir es vermek niyetindeyim. Bu topraklar 15 Temmuz 2016’da çok alçakça bir girişim ile karşı karşıya kaldı ve bu girişim ile bu topraklarda bir kere daha bir bedel ödendi. Eğer tarih bilgisine sahip
Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörlerİskender Öksüz · Panama Yayınları · 2017110 okunma