5 Aralık 2000
Lagerlöf'ün Nils Holgersson'undan "Kayıp Şehir" bölümünü bir daha okumak gereğini duydum. Kayıp Şehir Vineta, ne kadar da benim sevgili Rothenburg'uma benziyor. Surlar, surdaki kapı, taş döşeli şehir meydanı, belediye sarayı, kilise, sivri çatılı evlerin üçgen yüzleri, her şey... Parmak çocuk Nils, o şehirde küçük bir alışveriş yapamadığı için Vineta, yüzyıl daha denizin dibinde kalacak. Nils'in yüzyıl daha beklemesi gerekiyor. Birden Rothenburg için ben de aynı duyguya kapıldım. Yazar, Vineta'yı yaşayan şehir Visby'ye benzetiyordu. İnternetten Visby'yi aradım. Artık kazların sırtında dolaşan Nils gibi hissediyorum kendimi internetin başında. Visby, inanılmaz güzel.
Esra Ceyhan'la A'dan Z'ye programında bir aile. Şivelerini bizim buralara benzetince oturup seyrettim. Yanılmamışım, Afyon'un Sandıklı ilçesinde yaşıyorlarmış. Oldukça yaşlı bir ana, kaderin malum darbesini yiyip üçüncü sınıf içkili yerlerde şarkıcılık yapmak zorunda kalan otuzlarında kızı ve on yaşında bir kız torun. Hayırsız baba, sefalete düşen aile ve üçüncü sınıf içkili yerler... Bildiğimiz hikâye. "Sanatçı"lıktı, "onurlu meslek"ti, "alınteri"ydi, "özgürlük"tü, "Kim ne karışır?"dı, "Kaset bile yapmış, ne olacak canım, yakında klip de yapar"dı vs. anayı da, kızı da doldurdular. Ana hiç de inanıyormuş gibi görünmüyordu söylenenlere. Söyleşinin sonunda kız, hiç de güzel olmayan sesiyle şarkı söyledi. O şarkı söylerken zavallı yaşlı ananın bakışlarını ömrüm oldukça asla unutamayacağım. "Ben seni sarhoş avut diye mi doğurdum a kızım?" diyen zavallı bakışlar, iç çekişler. Benzer sosyo-kültürel bir katmanda yaşadığım için bu kadının geldiği yerleri tahmin edebiliyorum. Bu kadın bu programdan sonra köyüne nasıl dönecek? Bu kadın yaşadığı yerde bundan sonra, hayatı nasıl