20 Aralık 2000
İnternetle oynamak hoşuma gidiyor. Çocukluk günlerime dönmüş gibi oluyorum. İngilizce bilmediğim için resimli sayfalar hoşuma gidiyor. Aynı çocukluğum gibi. Daha okuma-yazmayı bilmediğim yıllarda kitapların resimlerini sevdiğim gibi. Okyanuslar, denizler, kıtalar, adalar, kutuplar, ülkeler, nehirler, şehirler, endüstriler, fabrikalar, makineler, icatlar, keşifler... Altı ay süren kutup gecelerini anlatırdı dayım. Onun bilmediği şey yoktu. Benimse saat yapan, fotoğraf makineleri yapan fabrikaların resimlerini görmekti bütün derdim. Şimdi bir seyyah gibi internette dolaşıyorum. Sevdiğim yazarlar, oyuncular, yönetmenler, ressamlar, resimler vs. Hoş. Ne yalan söyleyeyim, gene de çocukluğumun resimli kitaplarının tadı, hiçbir şeyde yok.