Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik
9 Kasım 2000 Çaydaydık Kemal'in evinde. Köyün en yaşlısı Sarılar'ın Süleyman Ağa ölmüş. Sonra ölünün evine gittim. Saat 01. Az önce ölünün evinden geldim. Altı kişi ölünün hemen yanındaki sofraya oturmuş, yemek yiyorlardı. Hem de iştahla. Çaylar, peynirler, kaynamış patatesler, yumurtalar... Sanki suç işleniyormuş gibi geldi bana. İhanetmiş gibi geldi. Bir bardak çay içip ayrıldım. Ölen, köyümüzün en yaşlısı, Süleyman Ağa. Yaşı 101. Üzerindeki örtüyü kaldırıp yüzüne baktım. Sanki 10 yaş gençleşmiş gibiydi. Sakallarına dokundum ölünün. (Böyle bir şeyi asla yapmazdım ama...) Yarın gömülecek. Mekânı Cennet olsun. Sahi, ansızın aklıma geldi. Gündeki gülüşmeler neydi öyle?
Sayfa 54 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8 Kasım 2000 Bunalım yaşıyorum. Şiddetli can sıkıntısı içindeyim. Yapacak hiçbir şeyim yok, beklemek dışında. Beklemek... Yıllardır hiç tren geçmeyen bir istasyonda gelmeyecek yolcuları beklemek benimkisi. Bu akşam önümde bir ışık yandı ve içinde bulunduğum koşulların ne kadar umutsuz olduğunu gördüm; bu manzara canımı sıkıyor. Piyasada kaç tane sümüklü film çekerken, benim yaşamımda henüz hiçbir hareket yok. Şirket... Hiçbir şeyi hatırlamak istemiyorum. Umut etmek de istemiyorum. Burnum bir kere daha yere sürtsün istemiyorum. Ezel Akay sanırım bana yalan söyledi. Tatilde filan olduğunu sanmıyorum. Adamı bunalttım mı, nedir? Oysa filmi videoya, oradan 35 mm'ye aktarma konusunda bana yardımcı olabilecek tek kişi (şimdilik) o. Elim ayağım bağlı. Hiçbir şey yapamıyorum. İstanbul'da ise hastalanıyorum. Baş dönmeleri, mide bulantıları... Bu halde kimseye derdimi anlatamam, ikna edemem. Yarın Haşim Hoca'yı aramalıyım. Bu çiçekler arıya bal vermez ama ne yapayım?
Sayfa 54 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
6 Kasım 2000 (...) Bugünlerde birkaç kitabı birden okuyorum. Hiç de sevmediğim bir şey bu. Kitapların biri John Berger'in Yedinci Adam'ı. Kitap ilginç. Hele fotoğraflar ... Sirkeci Garı'ndan, Almanya'ya işçi olarak giden Türklerin ayrılışları, gözyaşları, kucaklaşmaları... Gâvurun kapısında kim köle yaptı onları? Hangi gâvur? Kuzey Masalı'ndaki Mehmet Ali'nin İstanbul serüveni bu kitapla biraz daha netleşmiş oluyor. Türkçesi: Cevat Çapan. Bundan daha kötü bir çeviri olamaz, "yığışım", "romantikçe" daha bir sürü böyle ıvır zıvır kelime... Kitabın arka kapağında bir de " ...Cevat Çapan'ın güzel Türkçesiyle... " diyor. (...)
Sayfa 53 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
5 Kasım 2000 İdris'e Caravaggio'dan söz ettim. "Eski ressamların birçoğu şimdi yaşasalardı kesinlikle sinemacı olurlardı baba" dedi. Sinemacı bir Leonardo da Vinci, Michelangelo Buonarroti düşünmek beni heyecanlandırdı. İdris zaman zaman beni böyle şaşırtıyor, sevindiriyor.
Sayfa 52 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
1 Kasım 2000 Ödül törenine gittim. Film bol alkış aldı. [...] dünyanın en yavşak insanlarıymış. Bunu da öğrenmiş oldum. İşte bu aşağılık insanlar festival düzenliyor. Adiliğin bu kadarını içim almadı doğrusu. Hele o kadın... Tam bir üçkâğıtçı tüccar. Benimle katalog pazarlığı yaptı. Zamanı gelince ben de çingeneliği iyi beceriyormuşum doğrusu, ısırdım herifleri. Ödül törenine İhsan geldi, Çiğdem gelmedi. Onunla ilk gördüğüm yerde kavga edeceğim.
Sayfa 51 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu