9 Kasım 2000
Çaydaydık Kemal'in evinde. Köyün en yaşlısı Sarılar'ın Süleyman Ağa ölmüş. Sonra ölünün evine gittim. Saat 01. Az önce ölünün evinden geldim. Altı kişi ölünün hemen yanındaki sofraya oturmuş, yemek yiyorlardı. Hem de iştahla. Çaylar, peynirler, kaynamış patatesler, yumurtalar... Sanki suç işleniyormuş gibi geldi bana. İhanetmiş gibi geldi. Bir bardak çay içip ayrıldım. Ölen, köyümüzün en yaşlısı, Süleyman Ağa. Yaşı 101. Üzerindeki örtüyü kaldırıp yüzüne baktım. Sanki 10 yaş gençleşmiş gibiydi. Sakallarına dokundum ölünün. (Böyle bir şeyi asla yapmazdım ama...) Yarın gömülecek. Mekânı Cennet olsun.
Sahi, ansızın aklıma geldi. Gündeki gülüşmeler neydi öyle?