Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik
Kız biraz daha güldü. Kahkahanın yalana çarpan hakikatin yankısı olduğunu anladım o an. İnsanlar kendi sanrıları içinde var oluyordu ve kahkaha o sanrılardan çıkmanın bir yoluydu, insanların birbirleri arasında kurabildikleri tek köprü. Bir bu, bir de aşk.
Sayfa 262 - İkinci Bölüm, Bir mücevher tuttum parmaklarımla, Başka bir yer·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan elinden çıkma mekânlarda hep olduğu gibi burada da bir sürü köşe vardı. Dünya sakinleri düz çizgilerle akut psikoz vakaları arasındaki bağlantıyı anlamaktan hâlâ çok uzaktı, ki bu da pubların agresif insanlarla dolu olmasını açıklıyordu. Mekânın her yeri birbirleriyle kesişen düz çizgilerle kaplıydı. Masaların, sandalyelerin, bar tezgâhların, slot makinelerinin çizgilerinin neredeyse hepsi düzdü. (Slot makineleri hakkında sonradan biraz araştırma yaptım. Anladığım kadarıyla bu makinelerin hedef kitlesi yanıp sönen kare ışıklar karşısında büyülenen ve olasılık kuramını kavrayamayan insanlardı.) Seçebileceğimiz bunca köşe varken düz ve devamlı bir duvarın yanına, oval bir masa ve dairesel taburelere oturmamıza şaşırdım.
Sayfa 259 - İkinci Bölüm, Bir mücevher tuttum parmaklarımla, Şapka ve Tüyler·Kitabı okudu
Kısa bir süre sonra Şapka ve Tüyler'in yanıltıcı bir ad olduğunu anladım çünkü gittiğimiz yerde ne şapka vardı, ne de tüyler. Kendi şakalarına gülen kırmızı suratlı ve zilzurna sarhoş insanlar vardı yalnızca. Çok geçmeden keşfedeceğim üzere, burası tipik bir pubdı. Publar İngilizlerin kendilerini İngiltere'de yaşayan insanlar oldukları gerçeğine karşı avutmak için tasarladıkları bir icattı. Hoşuma gitmişti.
Sayfa 259 - İkinci Bölüm, Bir mücevher tuttum parmaklarımla, Şapka ve Tüyler·Kitabı okudu
"Seni seviyorum," dedi. Ve o an aşkın ne işe yaradığını anladım. Aşk hayatta kalmana yardım ediyordu. Anlam aramayı da unutturuyordu. Aramayı bırakıp hayatı yaşıyordun. Aşk önemsediğin kişinin elini tutmak ve şimdiki zamanda yaşamaktı. Geçmiş ve gelecek yalnızca mitti. Geçmiş ölen şimdiki zamandı ve gelecek hiçbir zaman var olmayacaktı, çünkü ona ulaştığımızda gelecek zaman şimdiki zamana dönüşecekti. Şimdiki zaman sahip olduğumuz tek şeydi. Sürekli devinen, sürekli değişen bir şeydi şimdiki zaman. Ve hercaiydi. Yakalamanın tek yolu geçip gitmesine izin vermek, onu serbest bırakmaktı. Ben de bıraktım. Evrendeki her şeyi bıraktım. Her şeyi bıraktım, Isobel'in elleri hariç.
Sayfa 251 - İkinci Bölüm, Bir mücevher tuttum parmaklarımla, Akışına bırakma sanatı·Kitabı okudu
"Ölümden korkuyor musun?" Aksi aksi baktı. "Elbette, ölümden ölümüne korkuyorum. İbadet etmeyen bir Katoliğim ben. Ölüm ve suçluluk. Sahip olduğum tek şey bu." Anladığım kadarıyla Katoliklik altın yapraklardan, Latinceden ve suçluluk duygusundan hoşlanan insanlara yönelik bir Hıristiyanlık çeşidiydi.
Sayfa 246 - İkinci Bölüm, Bir mücevher tuttum parmaklarımla, Sonsuz uzamın kralı·Kitabı okudu