12 Ocak 2001
Pazartesi sabahı İstanbul'da olmalıyım. En küçük olasılıkları değerlendirip bu sene içinde bir film yapmanın yoluna bakmalıyım. Dayanamadım, bugün Ezel'le (Akay) konuştum. Onun karşısında çok ezik, çok sinik davranıyorum. Bu onun iyiliğinden kaynaklanıyor olsa gerek. Tabii, benim yetiştirilme tarzımdan da... Senaryoyu beklediğini söyledi, Ezel. Yalan söyledim, "Senaryo bitti" dedim. "Öyleyse Pazartesiye senaryoyu getir" dedi. Oysa öykü ikinci kez ve daha berbat bir biçimde kilitlendi, öylece duruyor. Günlerdir zerre kadar kımıldadığı yok. Kendimi zorluyorum. Başıma ağrılar giriyor. Temelli hasta olacağım. Ezel'le konuştuktan sonra senaryoyu bir daha gözden geçirmek için kalktım ve öykü kıpırdadı, akıverdi. Senaryo bu gece bitebilir, bu gece olmasa bile, yarın gece bitebilir. Oh, ne güzel. Pazar sabahı rahatça yola çıkabilirim. Adam gibi üç senaryom oldu ve ben yoksulluk içinde yaşıyorum.