Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik
13 Ocak 2001 (...) KARPUZ KABUKLARINDAN GEMİLER YAPMAK'ı (Artık senaryonun adı, bu. Tadına vara vara büyük harflerle yazdım.) gece yarısı İdris'le beraber bitirdik. Olağanüstü oldu. Hele Nezihe'nin Güler'in saçlarını yıkadığı sahne. Güler'in nazlanmalarını duyar gibiyim. Artık adam gibi üç senaryom var. Dramatik mimari, içerik, her şey... Evet, adam gibi üç senaryom var ve ben yoksulluk içinde yaşıyorum.
Sayfa 75 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
Reklam
13 Ocak 2001 (...) Adam gibi bir ülkede yaşamış olsaydım, şimdiye kadar her biri uluslararası sayısız ödül sahibi beş filmim olacaktı. Tam beş film. En az beş film. Oysa hırsızlığın servet, namussuzluğun ödül, başarının ceza olduğu bir garip ülke burası. İki eliyle önündekini doğrultamayanların yönettiği bir ülke. Ağzımı bozmadan kalkıp senaryomu bitirmeliyim. (...)
Sayfa 75 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
12 Ocak 2001 Pazartesi sabahı İstanbul'da olmalıyım. En küçük olasılıkları değerlendirip bu sene içinde bir film yapmanın yoluna bakmalıyım. Dayanamadım, bugün Ezel'le (Akay) konuştum. Onun karşısında çok ezik, çok sinik davranıyorum. Bu onun iyiliğinden kaynaklanıyor olsa gerek. Tabii, benim yetiştirilme tarzımdan da... Senaryoyu beklediğini söyledi, Ezel. Yalan söyledim, "Senaryo bitti" dedim. "Öyleyse Pazartesiye senaryoyu getir" dedi. Oysa öykü ikinci kez ve daha berbat bir biçimde kilitlendi, öylece duruyor. Günlerdir zerre kadar kımıldadığı yok. Kendimi zorluyorum. Başıma ağrılar giriyor. Temelli hasta olacağım. Ezel'le konuştuktan sonra senaryoyu bir daha gözden geçirmek için kalktım ve öykü kıpırdadı, akıverdi. Senaryo bu gece bitebilir, bu gece olmasa bile, yarın gece bitebilir. Oh, ne güzel. Pazar sabahı rahatça yola çıkabilirim. Adam gibi üç senaryom oldu ve ben yoksulluk içinde yaşıyorum.
Sayfa 74 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
9 Ocak 2001 (...) Gece 4:30'da gene bir meleğin kanadının rüzgârıyla uyandım sanki. Kendimi kuş gibi hafif hissettim. Sabahları sevmek ne güzel. Gecenin bir yerinde, uykuların en tatlı kısmı dururken insanın uyanması ve gecenin o vaktinde hayatı sevmesi ne güzel. Bir söz hatırlıyorum: "Sabahları ve ilkbaharı sevdiğiniz sürece sağlıklısınız demektir." (...)
Sayfa 72 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
10 0cak 2001 (...) Sonra da pencerede çekim için kimden istenecekse, izin istemeliyim. Köyde böyle bir pencere kalmadı artık. Ne kötü. Kendimi her geçen gün biraz daha fazla gurbette hissediyorum. Her geçen gün daha fazla çocukluğuma eğiliyor, bir daha asla geri dönmeyecek olan o günlerin ardından ah vah ediyorum. Bu ah vahlar, içimde sürekli yankılanıyor; yankının yankısı, yankının yankısının yankısı... Karşılıklı aynalardaki görüntüler gibi sonsuza dek uzanıyor ve bir çığlığa dönüyor. Başka türlü davranmak elimden gelmiyor. Hayatım bir ağıta dönüyor. Zılgıt, böyle bir ruh halinin dışavurumu mu acaba? Hüzzam makamı bir hüzün var içimde. Madanlar'ın sokağına gidip o pencereye baktım. Harika! Üstelik pencerede içinde pembe çiçekler olan bir saksı da var. Madan İsmail'e söyledim. 'Tabii gülüm, ne demek?" dedi. Yani, orada çekim yapabilirmişim.
Sayfa 73 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
Reklam