Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik
10 0cak 2001 (...) Sonra İdris'le mekânları dolaştık. Tavşanlı korunsaymış eğer, dünyanın en güzel kasabalarından birisi olabilirmiş. Buna kesinlikle inanıyorum. Bir şeyi daha anladım: Köyleri, kentleri önce belediyelerden korumak gerek. İnsan bu bozulmayı bir dönem filmi yapmayı düşündüğünde daha iyi anlıyor. (...)
Sayfa 73 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
Reklam
10 0cak 2001 Karlı gece çekimlerimde sokağa düşen pencere gölgeleri için yaptığım yapıştırma resimlerin negatifleri için İdris'le beraber Tavşanlı'ya gittik. Fotoğrafçıda başım döndü. Unutmaya çalıştım. Sonra İdris'le mekânları dolaştık. Tavşanlı korunsaymış eğer, dünyanın en güzel kasabalarından birisi olabilirmiş. Buna kesinlikle inanıyorum. Bir şeyi daha anladım: Köyleri, kentleri önce belediyelerden korumak gerek. İnsan bu bozulmayı bir dönem filmi yapmayı düşündüğünde daha iyi anlıyor. Star gazetesinden cep telefonu almak için kupon biriktirdim. Aradan aylar geçti, telefon hâlâ yok. Bir iki ay daha beklemek gerekiyormuş. Bu cümlenin hemen arkasına okkalı bir sövme ne güzel yakışır. Neyse... Bu gece Çakırlar'ın sokağına gidip Madanlar'ın o sevimli penceresine bir daha bakmalıyım. Sokaklarda bir başına yavaş yavaş yürümeli, bir yandan da senaryoyu düşünmeliyim. Şu öykü çıkmazdan bir kurtulsa... Sonra da pencerede çekim için kimden istenecekse, izin istemeliyim. Köyde böyle bir pencere kalmadı artık. Ne kötü. Kendimi her geçen gün biraz daha fazla gurbette hissediyorum. Her geçen gün daha fazla çocukluğuma eğiliyor, bir daha asla geri dönmeyecek olan o günlerin ardından ah vah ediyorum. Bu ah vahlar, içimde sürekli yankılanıyor; yankının yankısı, yankının yankısının yankısı... Karşılıklı aynalardaki görüntüler gibi sonsuza dek uzanıyor ve bir çığlığa dönüyor. Başka türlü davranmak elimden gelmiyor. Hayatım bir ağıta dönüyor. Zılgıt, böyle bir ruh halinin dışavurumu mu acaba? Hüzzam makamı bir hüzün var içimde. Madanlar'ın sokağına gidip o pencereye baktım. Harika! Üstelik pencerede içinde pembe çiçekler olan bir saksı da var. Madan İsmail'e söyledim. 'Tabii gülüm, ne demek?" dedi. Yani, orada çekim yapabilirmişim.
Sayfa 73 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
9 Ocak 2001 Bu gece şiddetli sırt ve bel ağrıları yaşadım. Hatta bu geceki rüyalarım bile bu ağrılar üzerine kurulmuştu. Sabahleyin uyandığımda şiddetli kasılmalar yaşamışım gibi, hareket etmekte zorlanan eklemlerimi her zaman çalıştığının aksi yönüne doğru kanırtmak gereğini duydum. Akşam bilgisayar gene üzdü beni. Eğer insan sinirlenince ölebilirse, ne bileyim beyin kanaması filan geçirme tehlikesi varsa, kesinlikle böyle bir risk altındayım. İnsan bu kadar sinirlenirse, ansızın ölebilirmiş gibi geldi bana. İçimde patlamak isteyen ve benim güçlükle önleyebildiğim bir dinamit var. Bu paragrafa başlamadan az önce sokaktan geldim. Bir saat kadar önce tam ay tutulması vardı. Kan rengi bir dolunayın üstüne dünyamızın gölgesi düşmüş... Harika! Yeterince seyretmek mümkün olmadı. Bir yerden bir yere göç eden bulutlar, dolunayı örttü. Bulutlar öyle hızlı akıyordu ki... Kameram hazır olsaydı, avluya kurup çekecektim. Senaryo gene çıkmaza girdi. Öykü kilitlendi. Ne yapmalıyım, bilmem. Erken uyudum. Gece 4:30'da gene bir meleğin kanadının rüzgârıyla uyandım sanki. Kendimi kuş gibi hafif hissettim. Sabahları sevmek ne güzel. Gecenin bir yerinde, uykuların en tatlı kısmı dururken insanın uyanması ve gecenin o vaktinde hayatı sevmesi ne güzel. Bir söz hatırlıyorum: "Sabahları ve ilkbaharı sevdiğiniz sürece sağlıklısınız demektir." Ben ilkbaharı ve sabahları sevmek istiyorum Allah'ım. Seni sevmek istiyorum. Korktuklarımdan emin olmak için sığınacak senden başka bir dostum olmadığını da biliyorum. Bana iyi, güzel ve doğruyu sevdir. Benim bu günlüğümü dua olarak kabul et! Beni asla kendinsiz bırakma! Meleklerle birlikte: Amin!
Sayfa 72 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
8 0cak 2001 Ahmet Abi'nin (Derin) hastalığını duydum ve çok üzüldüm. Bugün Ankara'da ameliyat olmuş. İnşallah çabucak iyileşir. Akşam senaryo üzerinde çalışmaya çalıştım. Bilgisayar aynı adla bir sürü dosya üretmiş. Hangisi benim senaryom? Sinirlerim tepeme çıktı. Bu alete bu kadar güvenmekle hata mı yapıyorum? Gece Şerif'le geç vakitlere kadar tartıştık. Ona söylemem gereken her şeyi söyledim. Bu, arkadaşlığımızın sıhhati için de iyi oldu sanırım.
Sayfa 71 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
6 0cak 2001 Dünkü gibi bir sabah ve dünkü gibi bir gökyüzü. Bu gri, gamlı gökyüzünün altında sonsuz, uçsuz bucaksız bir mezarlık, uzanmalıymış gibi geliyor bana. Böyle bir gökyüzüne böyle bir zemin yakışır. İçimde uyuyan ve bir daha düşünmek istemediğim yaşanmamış bir hatıra kıpırdıyor. Gene sinestezilerim mi ayaklandı? Az önce Bilge'yle konuştuk. Karanlıkta Dans'ın bendeki gibi bir kamerayla çekildiğini söyledi. İnanamadım. "Yok canım, sen de!" dedim. "Kesinlikle high defination TV vs.'dir." Değilmiş. Vay anasını! El kadar kameranın karşısında Catherine Deneuve'ü düşünemiyorum. Derken, Bilge fikrini değiştirdi. Filmin çekildiği kameranın çok daha gelişmiş bir format olduğunu vs. söyledi. "Neymiş bu format?" diye sordum. Belli değil. Olur mu öyle şey? Bir görüntü formatı olur da, adı olmaz mı? İçim rahat etmedi. Uğur İçbak'ın görüşünü almak istedim. Uğur doğallıkla tam bir pelikül fanatiği. Bu yüzden söyledikleri şaşırtmadı beni. Üstelik Uğur eski, alçak gönüllü Uğur'dan biraz uzaklaşmış. Anladım ki, yanlış kimselere adres soruyorum. "Devam et, oğlum!" dedim kendi kendime. "Bugüne kadar duyguların seni hiç yanılttı mı? Filmi böyle yaparsan eğer, üzerinde sınırsız hâkimiyetin olan bir çerçeven, sınırları 16:9 formatında bir prensliğin olacak. İstediğin gibi renklerle oynayacaksın, istediğin gibi kompozise edebileceksin, güneş senin istediğin gibi doğup senin istediğin gibi batacak. Orada neredeyse mutlak diyebileceğin bir hâkimiyetin olacak. Tadına doyulmaz bir özgürlüğün. Profesyonel bir set karşılığında vazgeçilir bir keyif mi o? Kısa film çektiğin günleri bir düşünsene... Profesyonel bir sette gözlerini bir kameramana ödünç vereceksin. Yani senin adına bir yabancı bakacak. Artık ne kadar bakabilirse... Koşullarını senin belirlediğin bir setten vazgeçme. En
Sayfa 70 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
Reklam