29 0cak 2001
Vizontele ile Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak ne çok benziyor birbirine. Aman Allah'ım, mahvoldum. Gerçi filmi henüz izlemiş değilim. Yakınlarımdan fikrini sorabileceğim, filmi izleyen henüz bir kimse de yok. Huzurumu kaçıracağım ya, internetten film hakkında bilgiler aradım. Arada inanılmaz benzerlikler var. Birinde ücra bir kasabaya televizyon geliyor, diğerinde ücra bir köyde çocuklar sinema makinesi yapıyorlar. (Görüntüyle ilk karşılaşma. Ayrıca icat etme ruhu.) Birinde televizyonun adı Vizontele, diğerinde sinemanın adı Gımıldak. (İsimlerin arasındaki şeytani benzerlik.) Her iki filmde de deli var. Her iki filmde de (gerçi benimkisi henüz senaryo) trajikomiklikler... Oysa her şeyiyle (ama her şeyiyle) özgün bir senaryom var, diye seviniyordum. Günüm mahvoldu. Gece Şerif'in anlattığı hikâye hâlâ kulaklarımda. Bir zengin baba, çocuğuna yoksulluğun ne demek olduğunu öğretmek için gezmeye götürür. Ona yoksulların yaşamlarını gösterir. Sonra da çocuğuna aradaki farkı sorar.
"Bizim bahçemizin sağlam, yüksek duvarları var, onların bahçesini çevreleyen duvarları, yüce dağların ufku."
"Bizim bahçede havuzumuz var, onların sonsuz dereleri..."
"Bizim kristal avizelerimiz var, onların sayısız yıldızları..."
"Evet" dedim Şerif'e "Biz daha zenginiz. Onların her şeyi var, bizim ölçüsüz çılgınlığımız..."