Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik

Hakan Özer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.·
62 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 11:54
·
2026 4. kitabı
Ernst Bloch
7.6/10 · 38 okunma
Reklam

Hakan Özer

, bir kitap okudu
10/10
·243 syf.·
Beğendi
·
50 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 01:11
·
2026 3. kitabı
Ahmet Uluçay
9.4/10 · 306 okunma
30 0cak 2001 Serdar Tahiroğlu'nun isteğiyle Müjde Ar'a ulaştırılmak üzere dosyayı hazırlayıp bugün İdris'le gönderdim. Hiç hata yapmak istemiyorum. "Ah, keşke!" demek istemiyorum. Bu yüzden en küçük ihtimalleri değerlendirmek istiyorum. Müjde Ar'la görüşürsem eğer, onu belki de ikna edebilirim. Ne yazık ki o tür insanlar hep etikete bakıyorlar. Çok çok zayıf da olsa Müjde Ar'ı kazanma ihtimalim var. Yapacak başka bir şeyim de yok zaten. Bugün gurubun renkleri harikaydı. Ne yazık ki geç kaldım. Şerif'e söyleyip mezarlık çekimlerini yarın yaparsam iyi olacak. Havalar neredeyse yaz ağzı gibi, sıcak gidiyor. Ahir zaman iklimi... Belki de kar yağmayacak. Ayşe, "Şubat'ı Mart'ı bekle" diyor. Kar umudum zayıflıyor. Ya yağmazsa... İnşallah yağar. Şöyle, lapa lapa, göz gözü görmez bir kar yağar... Çok geç kaldım. Beni geç bıraktılar. Beni oyaladılar. Belki de hâlâ oyalıyorlar. Bu piyasanın kıblesi belli değil. Bu piyasada kimseye güven olmuyor. Param olmadan filmi çekmeye korkuyorum. Paraya her şeyden önce bir iç rahatlığı için ihtiyacım var. Behruz'u arıyorum, telefonu meşgul mü, yoksa başka bir şey mi, bir hoş çalıyor. Yapacak bir işimin olmaması beni öldürüyor. İçimden ağız dolusu sövmek geçiyor. Ne yana dönsem, bir tokat yedim. "Ne yapmalıyım?" diye soruyorum kendime, henüz bir cevap yok. Sahi ne yapmalıyım? Kendimin ruh doktoru olup çıktım.
Sayfa 81 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
29 0cak 2001 Vizontele ile Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak ne çok benziyor birbirine. Aman Allah'ım, mahvoldum. Gerçi filmi henüz izlemiş değilim. Yakınlarımdan fikrini sorabileceğim, filmi izleyen henüz bir kimse de yok. Huzurumu kaçıracağım ya, internetten film hakkında bilgiler aradım. Arada inanılmaz benzerlikler var. Birinde ücra bir kasabaya televizyon geliyor, diğerinde ücra bir köyde çocuklar sinema makinesi yapıyorlar. (Görüntüyle ilk karşılaşma. Ayrıca icat etme ruhu.) Birinde televizyonun adı Vizontele, diğerinde sinemanın adı Gımıldak. (İsimlerin arasındaki şeytani benzerlik.) Her iki filmde de deli var. Her iki filmde de (gerçi benimkisi henüz senaryo) trajikomiklikler... Oysa her şeyiyle (ama her şeyiyle) özgün bir senaryom var, diye seviniyordum. Günüm mahvoldu. Gece Şerif'in anlattığı hikâye hâlâ kulaklarımda. Bir zengin baba, çocuğuna yoksulluğun ne demek olduğunu öğretmek için gezmeye götürür. Ona yoksulların yaşamlarını gösterir. Sonra da çocuğuna aradaki farkı sorar. "Bizim bahçemizin sağlam, yüksek duvarları var, onların bahçesini çevreleyen duvarları, yüce dağların ufku." "Bizim bahçede havuzumuz var, onların sonsuz dereleri..." "Bizim kristal avizelerimiz var, onların sayısız yıldızları..." "Evet" dedim Şerif'e "Biz daha zenginiz. Onların her şeyi var, bizim ölçüsüz çılgınlığımız..."
Sayfa 80 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
26 0cak 2001 İhsan'ın daveti üzerine "3. Türk Dünyası Sinema Günleri"nin açılış törenine gittim. Açılış kokteylinde insanlar ne biçim atıştırıyorlardı... Konuşmalar uzun ve sıkıcıydı. Orada en fazla olması gereken, Türklüğü yalnızca kaba kuvvette arayan ülkücüler yoktu. Bu adamların bir kare fotoğraf çeken fotoğrafçıları yok, kültürleri yok. Bir dakikacık olsun kısa film çeken sinemacıları yok. Romancıları yok, şairleri yok. Dünyanın en yoksul adamları bunlar... (Gecede bunlar da yoktu.)
Sayfa 79 - Şikâyetnâme - Kuzeye bakan pencere... 2000-2002·Kitabı okudu
Reklam