BİR ÖLÜMÜN ANATOMİSİ: SEVİM TAN ÜREK
Tarihler 11 Mayıs 1998’i gösterdiğinde Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi’ndeki yaya kaldırımında 34 ABR 93 plakalı Opel marka aracıyla Türkiye’nin tanınmış ses sanatçısı Sevim Tan Ürek’e çarptı. Sevim Tan Ürek’in hayata tutunma mücadelesi 5 gün sürdü. Sevim Tan Ürek Alman Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Burak Erdoğan’ın Sevim Tan Ürek’in ölümüne yol açan kazasında iddialar neydi onları da kısaca yazayım: - Burak Erdoğan hızlı bir şekilde seyir halindeydi. Yayalara yeşil ışık yandığı halde durmadı ve Sevim Tan Ürek’e çarptı. - Burak Erdoğan kazadan sonra olay yerinden kaçtı. Sevim Tan Ürek görgü tanıkları tarafından önce Şişli Etfal’e kaldırıldı, oradan da Alman Hastanesi’ne sevk edildi. - Olay yerinde 30 metre fren izi vardı. Ahmet Burak Erdoğan hakkında trafik raporunda “dalgın olarak araç kullandığı” için kusur oranı sekizde üç (3/8) tespiti yapıldı. Savcı polisin raporuna dayanarak 3 aydan 20 aya kadar hapis istedi. - Olay yeri belediye ekipleri tarafından bir arazözle temizlendi. Delil bırakılmadı. - Burak Erdoğan’ın kaza anında ehliyetinin olmadığı, daha önce almış gibi ehliyet düzenlendiği söylendi. Ancak mahkemeye kazadan 6 ay önce, yani 14.11.1997’de ehliyetin alındığına dair belge verildi. - Burak Erdoğan kaza yaptığında saat 11 civarıydı. Nöbetçi savcılığa çıkarılış saati ise 18.00. Savcı Turgay Babacan tarafından ifadesi alınıp serbest bırakıldı. Hiçbir mahkemeye gelmedi ve İngiltere’de eğitim gördüğü mazeret gösterildi. Sevim Tan Ürek’in eşi Ahmet Ürek ve Oğlu Cavit Ürek 08.01.1999 tarihinde mahkemeden çekildiklerini belirten şikâyet ve müdahaleden feragat dilekçesi verdiler. Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi kaza raporu 3/8 olmasına rağmen yeni bir rapor yazarak Sevim Tan Ürek’in 8/8 kusurlu olduğu raporunu
Bu sırada bütün günahkarların iki ortaq nöqtesinin olduğunu müşahide etdim. Birincisi, hamısının qurbanlarına qarşı bağlılıq hiss edirler. Eşqden ve derin bir maraqdan danışırlar,amma həbs qorxusuyla qurbanlarını öldürmekden çəkinmirler- Psixiatrik baxımdan çoxunda güclü qıcıq ve etdiklerinin cinayet olduğunu qəbul etməmək müşahidə edilir.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
DÖNEM DÖNEM DÜNYA
''' KEŞİF DÖNEMİ Dünyada iki tip insan vardı. Zenginler ve güçlüler. Yoksul ve zayıflar da vardı ama onlar pek insandan sayılmıyorlardı. Zengin ve güçlüler kendilerine Zö adını verdiler ve tek insan kendileri olduğun- dan ve dünya doğal olarak kendileri için var olduğundan etraflarına baktılar. O sıra Yo adını verdikleri yoksul ve zayıfları gördüler. Sonra da ne yapsak da bunlara iyilik etsek diye düşündüler. Onları çalış- tırmaya ve karınlarını doyurmaya karar verdiler. Bu sebeple onları avladılar. El- lerini ayaklarını bağladılar, (çünkü Yo'lar vahşiydiler) ve onlara izah ettiler; Topraklar bizim, ekinler bizim, evler bi- zim, ama sizin de yemeğe ve barınma- ğa ihtiyacınız var, biz size iyilik edelim, sizi çalıştıralım ve çalışmanızın karşılığı olarak sizi doyuralım ve bir dam altında yatıralım. Yo'lar bunu kabul etmediler elbette. Toprağın sahibi yok, ekin eke- nindir, toplayanındır, barınak da bir çatı dikmeye bakıyor, biz çatı dikiyoruz zaten ve altında yatıyoruz dediler. Zö'ler Yo'la- rın bu cevabını küstahlık olarak nitelen- dirdiler. Bir kere siz vahşi ve cahilsiniz dediler, siz bilmezsiniz biz biliriz dediler, ama laflarını dinlemezler diye de hepsine iyilik niyetine ibret olsun diye bazılarını cezalandırma yoluna gittiler. Seçtikle- ri bazılarının kollarını kestiler, seçtikleri bazılarını kırbaçladılar, seçtikleri bazıla- rını da öldürdüler. Böylece Yo'lar Zö'lerin kendilerine iyilik yaptıklarına ikna oldu- lar. Aralarında bir anlaşma imzaladılar. Zö'lere o tarihten sonra Sahip, Yo'lara Köle adı verildi bu anlaşmayla. Sonra gül gibi yaşayıp gittiler. KÖLELİK DÖNEMİ Ama gül gibi yaşayıp gidemediler de pek. Zira Yo'lar gerçekten vahşiydiler, Köle olarak çalışıp mutlu mesut yaşamak ye- rine arada aralarından birileri hatta epey- cesi kaçmaya filan
Okumakta Fayda Var·Kitabı okudu
Dergi
Türk Destanının Tasnifi
– I – Millî destanlar, tarihi vak’aları tasvirden ziyade milletin yüksek millî duygularını in’ikâs ettiren, tamamıyla ve yahut az çok tarihe müstenit bir ideal âlemi gösteren halk edebiyatı eserlerinden ibarettir. Millî destanlar (épopée) meselesini ciddi surette tetkik edenler Fransız (Roland), Alman (Nibelungen Lied), Rus ve Hintlilerin destanlarından ziyade Eski Yunan (Odyssée ve İliade), İran (Şehnâme), Fin (Kalevala), Türk Kırgız (Manas) destanlarını esas edinmişlerdir. Çünkü bu sonuncular destanların en epik olanlarıdır. Bu yoldaki tetkiklerden Alman âlimlerinden Niese’nin Yunan destanlarına, Steinthal’in Finlere, Radloff’un Türklere ve bu yıl ölen Th. Nöldeke’nin de İran destanlarına ait eserlerini nazarda bulunduruyorum. Bunların tetkik ettikleri destanlar (Türk müstesna) mezkûr kavimlerde millî vahdetin idrak edildiği bir devirde bir millî şair tarafından tanzim edilip tam ve muayyen bir kül şeklini almış olan eserlerdir. Homer, Firdevsî, Finli Lönnort zamanının münevver adamları olmakla beraber asırlarının ileri gelen millî halk şairleri idiler. Destanların bu zikrolunan üç millette görülen mükemmel ve muayyen şekli umumiyetle bu gibi destanların teşekkülünde geçirilmesi icap eden tekâmül safhalarının mahsülüdür. Destan tertibine tab’an mütemayil olan bir millet muhtelif devirlerde ve yahut o milletin daha birleşmiş olmayan muhtelif kısımları uzun zaman zihinleri işgal eden vâkıalar, maceralı dahili hayat geçiriyor. Yahut heyecan verici bir dini ve fikri hayat an’anelerine malik oluyor. Bütün bunlar da o cemiyetin halk şairleri (“Aöde’îer) tarafından büyük ve yahut ufak destan eczası (Episode lieder) şekli verilerek söyleniyor. Kendisinde hakiki destancılık (Epik) tekâmül edene kadar bu millet, ciddi medeni tesire kapılmamış olduğu bir devirde kendisinin
Ekinler harman vaktine dek bir çeşit görünür, amma har­ man zamanı yarısı halis iç kesilir, yarısı saman.
Edebiyat
BİR ÖLÜMÜN ANATOMİSİ: SEVİM TAN ÜREK
Tarihler 11 Mayıs 1998’i gösterdiğinde Tayyip Erdoğan’ın garip, gizemli, saklı, kurgulanmış tuhaf yol haritasında önemli bir olay oluyordu. Oğlu Ahmet Burak Erdoğan Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi’ndeki yaya kaldırımında 34 ABR 93 plakalı Opel marka aracıyla Türkiye’nin tanınmış ses sanatçısı Sevim Tan Ürek’e çarptı. Sevim Tan Ürek’in hayata tutunma mücadelesi 5 gün sürdü. Sevim Tan Ürek Alman Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Burak Erdoğan’ın Sevim Tan Ürek’in ölümüne yol açan kazasında iddialar neydi onları da kısaca yazayım: - Burak Erdoğan hızlı bir şekilde seyir halindeydi. Yayalara yeşil ışık yandığı halde durmadı ve Sevim Tan Ürek’e çarptı. - Burak Erdoğan kazadan sonra olay yerinden kaçtı. Sevim Tan Ürek görgü tanıkları tarafından önce Şişli Etfal’e kaldırıldı, oradan da Alman Hastanesi’ne sevk edildi. - Olay yerinde 30 metre fren izi vardı. Ahmet Burak Erdoğan hakkında trafik raporunda “dalgın olarak araç kullandığı” için kusur oranı sekizde üç (3/8) tespiti yapıldı. Savcı polisin raporuna dayanarak 3 aydan 20 aya kadar hapis istedi. - Olay yeri belediye ekipleri tarafından bir arazözle temizlendi. Delil bırakılmadı. - Burak Erdoğan’ın kaza anında ehliyetinin olmadığı, daha önce almış gibi ehliyet düzenlendiği söylendi. Ancak mahkemeye kazadan 6 ay önce, yani 14.11.1997’de ehliyetin alındığına dair belge verildi. - Burak Erdoğan kaza yaptığında saat 11 civarıydı. Nöbetçi savcılığa çıkarılış saati ise 18.00. Savcı Turgay Babacan tarafından ifadesi alınıp serbest bırakıldı. Hiçbir mahkemeye gelmedi ve İngiltere’de eğitim gördüğü mazeret gösterildi. Sevim Tan Ürek’in eşi Ahmet Ürek ve Oğlu Cavit Ürek 08.01.1999 tarihinde mahkemeden çekildiklerini belirten şikâyet ve müdahaleden feragat dilekçesi verdiler. Kazadan bir hafta sonra Tayyip Erdoğan belediye başkanı
Sayfa 59·Kitabı okudu
Cinayet