Serap

Serap
@ekncserap
Türkçe Öğretmeni
4 Ocak
57 okur puanı
Eylül 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·150 syf.··
2025 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 10:22
Savaş sadece cephede olmaz, cephede savaşanların geride bıraktıkları da bir savaşın içerisindedir. Fakat onların savaşı topla tüfekle değil hasretle, kıtlıkla, korkuyladır. Cengiz Aytmatov kendi toplumunun acılarını yansıtan en iyi yazarlardan birisi bana göre. Neredeyse tüm eserlerinin konusu savaş ve savaşın etkileridir. Fakat cephedeki savaşı değil geride kalanların savaşını anlatır Cengiz Aytmatov. Kitap, II. Dünya Savaşı’nda Kırgızistan’ın bir köyünde köylü halkının çektiği çileleri anlatıyor. Bu köylü halkından birisi de Sultanmurat’tır. Babası cephede olan Sultanmurat daha 15 yaşında bir çocuk olmasına rağmen artık olgun bir erkek gibi davranmak ve çalışmak zorundadır. Bir gün okuldayken kendisi ve birkaç arkadaşı tarla sürmek, atlarla ilgilenmek için seçilince sevdiklerine ekmek gönderebilmek adına bu çocuklar boylarından büyük bir mücadeleye girerler… Sultanmurat’ın Mirzagül’e duyduğu aşk, kıskançlıklar, çekişmeler, dostluklar, sorumluluk bilinci ve hayatta kalma mücadelesi gibi insani duygu ve değerler kitabı daha sıcak ve bizden bir hale getirmiş. Kitabın sonu ise ucu açık bitmiş. Bu durum beni üzdü çünkü kendim bir son yazmak yerine asıl sonu görmeyi çok isterdim.
Edebiyat
SultanmuratCengiz Aytmatov · Ötüken Kitapları · 20176,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·288 syf.··
2025 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2025 20:31
Günlük hayatın stresinden uzaklaşıp biraz mola vermek istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Kitabımızda Youngju adlı karakterimiz başarılı olduğu işten, bir zamanlar çok sevdiği eşinden ayrılarak küçüklük hayalini gerçekleştiriyor. Bir kitabevi açıyor. Bu kitabevine ise huzur anlamına gelen “hyu” ile başlayan bir isim koymak istiyor. Ve kitabevinin adı bulunduğu mahallenin de adı olan “Hyunam Dong Kitabevi” oluyor. Beni kitaba çeken nokta kitabevine gelen her bireyin bu kitabevinde kendinden bir şeyler bulmasıydı. Lise çağında kimlik karmaşası yaşayan Minjun, mutsuz ve memnuniyetsiz bir evlilik sürdüren bi eş, hayatını oğluna ve eğitimine adamış bir anne, çalıştığı şirketlerde suistimal edilen ve istediği yerlere gelemeyen bir kadın… daha sayabileceğim birçok farklı karakterin ortak alanı olmaya başlıyor kitabevi. Bu karakterler belki de günlük hayatımızda bulunan insanları yansıttığı için bu kadar huzur veriyordur. Çünkü dünyada aynı sıkıntılardan başka insanların da geçtiğini görmek her zaman biz insanlara iyi gelir. Hatta kitabı okurken evimin yakınlarında böyle bir kitabevi olmasını çok istedim. Bulunduğu mahallede içinde kahve içebileceği, bir köşeye geçip saatlerce kitap okuyacağı hatta sevdiği yazarlarla sohbet edip, kitaplar hakkında tartışacağı insanlarla dolu bir kitabevi kim istemez ki? Son olarak Yazarın Youngju üzerinden kendisini yansıttığını düşünüyorum. Çünkü yazarın hayatını araştırdığımda kendisinin de kariyerinden vazgeçip roman yazmaya başlaması Youngju’yu anımsattı bana. Youngju’nun ruhunun ve kişiliğinin kitabevine yayılması gibi yazarın da aynı şekilde kitabına yansımış.
Edebiyat
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
10/10
·256 syf.··
2024 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2024 11:38
Çölde göçebe bir yaşam süren Müslüman ve kalabalık bir aile ve bu yaşamdan, çok sevdiği annesinden yaşlı bir adam ile 5 deve karşılığı evlendirilmek zorunda kaldığı için kaçan bir kız çocuğunun hikayesini okuyoruz. Kaçma dediysek normal bir evden kaçış değil bu. Koskocaman bir çölü aşarak hiç bilmediği şehir hayatına kaçmaktan bahsediyoruz. Bu kaçış önce Afrika’daki akrabalarına ordan Londra’ya ordan da Amerika’ya sürüklüyor Çöl Çiçeğimizi. Amerika’da ise adım adım ünlü bir top model haline geliyor. Kitabın ilk kısımları Waris’in ve ailesinin çöldeki yaşamını, çöl hayatının zorluklarını ve göçebe ailelerin inanışlarını anlatıyor. Bu inanışlardan birisi de “küçük kız çocuklarının sünnet edilmesi gerektiği”. Evet, yanlış duymadınız. Kız sünneti. Hatta Waris Dire da bu kız sünnetlerinin Afrika’da hala devam ettiğini ve her sene milyonlarca kız çocuğunun steril olmayan ortamlarda kör jiletlerle sünnet edilerek dikildiğini böylece kızların evlendikleri zaman bakire ve temiz olduklarına inandıklarını anlatıyor. Eğer bir kız ileride evlendiğinde sünnet edilmemişse kirli kabul edilerek baba evine geri gönderiliyor. Bu kitabı da bu inanışın yanlış ve tehlikeli olduğunu anlatmak için yazıyor. Ve bu inanış teknoloji çağı dediğimiz 21. yüzyılda hala devam ediyor. Waris’in özellikle Londra’da yaşayan kuzenlerinin sünnet denilen şeyden haberinin olmamasını, lavaboya girdiklerinde acı çekmeden işlerini görebilmelerini bunun sadece kendine has bir şey olduğunu öğrendiğinde yaşadığı şok ve üzüntüyü kendim yaşamış gibi hissettim. Umarım hala bir yerlerde olan bu inanış son bulur ve Top Model Waris Dirie küçük bir kız çocuğu, güçlü bir kadın olarak çıktığı bu yolda hedefine ulaşabilir.
Edebiyat
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2024 2. kitabı
Buram buram Tanzimat Dönemi kokan bir eser. Bu dönemin en büyük problemi ise tabii ki yanlış batılılaşma. Alafranga ve alaturka yani Batı ve Doğu çatışmasını Ahmet Mithat Efendi , Felatun ve Rakım üzerinden vermiş. Felatun alafranga ve Batı özentisi kesimi temsil ederken, Rakım ise iki tarafın da sentezlenmiş ve bir araya gelmiş hali. Felatun, yanlış batılılaşmanın vücut bulmuş hali adeta. Tembellik, aşırılık, savurganlık, özenti bir yaşam anlayışı ve şık giyinip gezip tozmak başlıca özellikleri. Rakım ise çalışkan, kendi tırnaklarıyla bir yerlere gelmiş, kendini yetiştirmiş ve iki tarafın da iyi yönlerini özümsemiş birisi. Bu iki zıt karakter ise çoğunlukla Ziklas ailesinin evinde birbirlerine denk geliyorlar. Kitap sadece bu iki karakter üzerinden de ilerlemiyor. Bu iki karakterden yola çıkarak yan karakterleri de çok güzel işlemiş Ahmet Mithat. Özellikle Canan, Josephino, Can ve Margaret üzerinden cariyelik, kölelik kavramlarına ve kadınların da eğitilmesi ve eğitim görmesinin önemine dikkat çekmiş. Tanzimat Dönemi romanlarının başlıca özellikleri ise kitap sonunda iyiler ödüllendirilirken kötüler cezalandırılır. Bu kitap sonunda da biraz öyle olmuş diyebilirim. Yazar, gerçekten ünvanını tam anlamıyla karşılıyor “Hace-i Evvel”. Kitap boyu yazar, okuyucu karşısındaymış gibi konuşup sürekli okuyucuyu bilgilendirme peşinde. Ki Ahmet Mithat’ın da temel amacı budur. Hatta ara ara okuyucuyla sohbet havasına girip okuyucuyu dahi konuşturuyor. Bana bu anlatım içten ve sıcak geldiği için ben kitabı okumaya doyamadım.
Edebiyat
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202528,2bin okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2024 1. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2024 12:07
Kitap o kadar gerçekçi bir şekilde yazılmış ki yazarın kendisi de şizofren olmasaydı eğer hastalığın belirtileri ve Deborah’ın geçirdiği ataklar olduğu gibi, abartısız bir şekilde yansıtılabilir miydi bilemiyorum. Çünkü yazar kendi hastalığından yola çıkarak bu kitabı yazmış. Yani otobiyografik bir roman. Fakat yazar çocuklarının bu durumu bilmesini istemediği için kitabını Hannah Green takma adıyla yazmış. Kitabın kahramanı Deborah ise ailesi tarafından sevilen fakat ailesinin de fark etmediği baskılarına maruz kalan, sosyal çevresinde ise özellikle dönemin koşullarından ve Hitler rejiminin Yahudiler üzerindeki baskısı yüzünden arkadaş edinmekte zorlanan hatta akran zorbalığına uğrayarak dışlanan bir kızdır. Deborah, hem beynindeki tümör hem de sosyal çevrenin ve dönem koşullarının getirdiği zorluklarla baş edemeyerek kendi kafasının içinde Yr adını verdiği bir dünya kurar ve bu dünyada konuştuğu bir dil bile yaratır. Bu dünya başta ona gerçek dünyada yaşadığı zorluklardan kaçışı için mükemmel bir ortam ve mutluluk kaynağı olurken sonrasında iki dünyanın çatışmaya başlamasıyla bu durum bir işkenceye dönüşmeye başlar. Bu işkenceler hem ruhsal hem de fiziksel zararlara dönünce Deborah’ın akıl hastanesine düşmesine sebep olur. Böylece Deborah’ı “kurtarma operasyonu” başlar. Peki Deborah Dr. Fried (gerçek bir karakter) tarafından gördüğü terapiler sonrasında hangi dünyayı seçecektir ? Kendi kurduğu dünyayı mı, gerçek dünyayı mı ?
Edebiyat
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma