"Ne istiyorsun?" Bu içindeki sesten duyduğu ilk anlaşılır sözcüklerle ifade edilebilecek, açık, kutsal bir şeydi. "Ne istiyorsun? Ne istiyorsun?" diye tekrarlıyordu kendi kendine. "Ne mi acı çekmemek. Yaşamak." diye cevap verdi.
Sonra gergin bir halde dikkat kesildi; öyle ki ağrısı bile dikkatini dağıtamadı.
"Yaşamak mi? Nasıl yaşamak?" diye sordu içindeki ses.
"Evet, yaşamak, eskisi gibi, güzel, hoş bir şekilde yaşamak."
"Eskiden nasıl yaşıyordun ki, güzel ve hoş mu?" diye sordu içindeki ses. Sonra o hoş yaşantısının en güzel dakikalarını gözden geçirmeye başladı İvan İlyiç. Fakat, tuhaftır ki hayatının en güzel dakikaları hiç de o zaman gözüktüğü gibi gözükmüyordu şimdi. İlk çocukluk hatıraları dışında hiçbiri... O zamanlar, çocukluğunda, geriye dönebilse gerçekten yaşanılası hoş bir şeyler vardı. Ancak bu güzelliği görüp geçirmiş o adam yoktu artık: Bir başkasının hatıralarıydı sanki.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ne zaman senden yüz çevirsem bir bilinmezi yaşamaya başlıyorsun. Değişiyor fotoğrafın, değişiyor adın ve değişiyor aklımda kalan bütün hatıraların. Ne zaman senden yüz çevirsem özgürleşiyor, özgürleşiyorsun. Anjelik, sen uzun süre önce gittin. Seni seneye de görebilecek miyim? Umutsuz olmakla ilgili pek çok önyargıya kapılıyorum. Sen plastik bir çiçeksin Anjelik, sana bayılıyorum!"
"Aslında ben, kenarda kalmış ufak bir mahallenin, bacalardan çıkan kömür dumanıyla puslanmış soğuk bir gecesinde, ön cepheden yerin birkaç metre altında gibi gözüken ancak arka taraftan bakıldığında oldukça yüksekte ve iyi bir manzarası olan balkonlu dairelerinin birinde, herhangi bir anlaşmazlık üzerine çekilen silahların birinden çıkan tek parça bir kurşunla, belki kendisinden daha hızlı davrandığım başka bir herifi de yere sererek, vücudumun daha önceden kestiremediğim bir yerinde hissettiğim bir acıyla ölmek isterdim."
ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim