Puan vermedi·196 syf.··
2026 12. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:15
Ömer Hayyam , Nişabur’da doğmuş İranlı bir şair, matematikçi, astronom ve filozoftur. Daha çok rubaileriyle tanınır fakat bugün ona ait olduğu söylenen bütün dörtlüklerin gerçekten ona ait olup olmadığı kesin değildir. Kitaba başlamadan önce hakkında küçük bir araştırma yapmıştım. İnsanların bu eser konusunda ikiye ayrıldığını görmek dikkatimi çekti. Sevenler Hayyam’ın düşünce dünyasını derin ve etkileyici bulurken, sevmeyenler ise daha çok dörtlüklerde geçen şarap, meyhane ve yer yer inançla çatışabilecek ifadeler sebebiyle kitaba mesafeli yaklaşıyor. Açıkçası kitabı pek sevmedim ama tamamen de değersiz bulmuyorum. Yine de okunabilecek kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü ilk bakışta yalnızca aykırı fikirler ve dünyevi imgeler öne çıkıyor gibi görünse de satırların altına indikçe insanın faniliği, hayatın geçiciliği ve hakikati arama çabası kendini gösteriyor. “Dedim artık bilgiden yana eksiğim yok Şu dünyanın sırrına ermişim az çok Derken aklım geldi başıma, bir de baktım Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok.” Hayyam’ın en güçlü yanı insanı düşünmeye zorlaması. Bazı dörtlüklerde sorgulatan, bazılarında rahatsız eden, bazılarında ise insanın içine dokunan bir taraf var. Özellikle sevgi üzerine yazdıkları, onun yalnızca hayatı sorgulayan değil, aynı zamanda insan ruhunu da derinlemesine anlayan biri olduğunu hissettiriyor. “Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi Gençlik destanının baş kaynağı sevgidir sevgi Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar Bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi” “Yüce Varlık bize bir beden verince Sevmesini öğretti her şeyden önce ....” “Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin, cehennemin üstündesin”
Edebiyat
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,8bin okunma
10/10
·288 syf.··
2026 2. kitabı
Spoiler içerebilir Öncelikle bu yazarın kitabını ilk defa okuyorum. Kitaba ilk önyargıyla yaklaştım ama kitap bana göre fazlasıyla güzeldi. Yazar akıcı ve yalın bir dil kullanmış. Dini kitaplar genellikle zor ve sıkıcı olur. Ama bu kitap tam tersiydi. Önyargılı olma sebebim de buydu aslında benim. Kitabın konusu; seküler bir yaşam tarzı olan baş karakterin zamanla kendi dininin farkına varmasıdır aslında. Hazal karakterimiz fazlasıyla inatçı dediğim dedik ve nazlı, kıskanç bir karakterdir. Haluk ise kimsenin ne dediğini takmayan, çok güzel bir kalbi ve sevdiği kadına değer veren bir karakterdir. ( Hazal ve Haluk evliler). Hazal bu konuda çok şanslı bence. Haluk gibi biriyle evli olduğu için. Günümüzde öyle erkekler bulmak zordur. Günümüzde ki erkeklerin özeti de Hakandır. Kitaptaki en nefret ettiğim karakter Hakan olabilir. Hakan hakkında daha fazla bir şey yazmayacağım ama kitabı okuyunca beni anlayacaksınızdır. Belgüzar Boztepe ve annesi edebiyat hocası Gülistan Boztepe. Yıllar önce lisede Haluk ve hazalla aynı okuldalarmış ve edebiyat yarısı yapıyorlarmış. Belgüzar bu yarısı devam ettirip cok tanınan bi yazar olmuş. Belgüzar çok tatlı bi kadındı yani ben öyle hissettim. Hazal Belgüzar'ı bence bazı bölümler de çok gereksiz kıskandı. Belgüzar dan bahsetmek istiyorum size. İlahiyat fakültesinde kelam bölümünü okumaktadır. Dinine çok bağlı ve tesettürlüdür. Çok güzel bir kalbin var ve Hazal'ın ona söyledikleri cümlelere rağmen o hâlâ Hazal için güzel dileklerde bulunuyordu. Bu arada Hazal Belgüzar'a çok ayıp etti. Keşke düğününe çağırsaydı ama neyseki sonda hatasını anlayıp özür bile dilemesi yaptığı her seyi unutturdu. Neyse ben çok uzattım sanırım. Konudan da sapmış olabilirim. Kitabın sonraları çok aceleye gelmiş gibi hissettim. Haluk'un annesi Derya Hanım eşi Harun
Düşünce
Ezan SesiAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2025203 okunma
Reklam
Her şeyim tamam, bir ben eksiğim..!
Puan vermedi·72 syf.·
2026 61. kitabı
İç ve dış dünyamın savaşında bir kadın olarak nerdeyim? Kimliğimi oluştururken; toplumdan, çevremden, hatta ve hatta kendimden bu kimliğe dair nasıl bir görüş ve beklenti aktarımı var? Evimde bir düzen kurarken; eşyalarımı rengine, boyutuna, biçimine göre konumlandırırken ben neredeyim? Gördüğüm sadece bir yansımadan ibaretken, içimde olanları bir ayna yansıtabilir mi? Ya da gördüğüm ben olabilir miyim bu yüzeysel yansımada benim ve başkalarının yorumlarıyla şekillenen..? Peki bu ayna iç ve dış kimliğimi yüzleştirebilir mi zihinsel akışımda ve de hayatımda? Kendimi sorgulama ve var etme sürecinde; suretiyle gerçeği arasındaki uçurumu bir ayna yansıtabilir ya da birleştirebilir mi? ... Birini, özellikle bir kadını dışarıdan bakarak tanıyamayız; gelin siz onu, kendi yorumlarınızdan arınıp içindeki saklı odaya giderken geçtiğiniz uzun ve sessiz sokaklara sorun. Aynalara değil... İçinde kimselere göstermediği saklı bir oda taşıyan herkese... Virginia Woolf Aynadaki Hanımefendi
Edebiyat
Aynadaki HanımefendiVirginia Woolf · Can Yayınları · 2024245 okunma
Karşılaştırma içerir
3/10
·112 syf.··
2026 3. kitabı
Uygulamayı 2 yıldır kullanıyor olmama rağmen bu 1000kitap'da yapacagım ilk inceleme; bir hatam, eksiğim olursa affola. Jack London çok sevdiğim bir yazar hatta en sevdiğin yazar kim sorusuna genelde verdiğim cevap Jack London'dur daha önce bir çok kitabını okudum ve fikrimce aralarında en zayıf kalan roman buydu. Tüm Jack London kitaplarındaki aynı dünya görüşü bu kitapta da var. Dünyadaki haksızlığa, işlerin yanlış yollardan ve yanlış insanlar üzerinden yürüdüğünü farketmek gibi. Martin Eden Demir Ökçe kitaplarında da ana karakterimiz benzer yollardan geçmişti örneğin. Ana karakter demişken yine Jack London klasiği olan güçlü, kendini geliştirmeye açık, kusursuz erkek ana karakter figürü bu kitapta da var. Ama diğer kitaplarda tüm karakterlerin çeşitli sorunları, tükenme noktaları, eksiklikleri varken bu karakterde hiçbiri yok. Ve bu gerçekçiliği çok azaltıyor. Eksiklik olarak gördüğüm başka birşey ise olay örgüsünün çok zayıf olması. Yani herşey hızlıca olup bitiyor. Karakterin aklından geçenleri yaşadıklarını hissettiklerini göremiyoruz tüm yaşananlar boyunca kitapta. Sanki sadece fragman izliyormuş gibi hissettiriyor. Bi oturuşta bitirilebilecek 100 sayfa kısa bir kitap o yüzden bana zaman kaybı gibi hissettirmedi. Daha öncede söylediğim gibi yazarı çok sevdiğim için tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum zaten. Belki de diğer kitaplar benim için çok yukarıda olduğu için bunu bu kadar eksik görmüşümdür emin değilim. İyi okumalar dilerim. edit: imla
ŞampiyonJack London · Ren Kitap · 20211,704 okunma
9/10
·152 syf.··
2026 38. kitabı
#kendinecanolmak #beyazyakanınuyanışı #kişiselgelişim #gülhancantürk . . Bu aralar üst üste kişisel gelişim okuyorum ama kapakta beyaz yakalı ifadesini görünce hemen okumak istedim . . Öncelikle yazarımız kendi başına gelen olaylardan kendini nasıl geliştirdiğini hangi yöntemlerin ona iyi geldiğini ve nerelerde eksik olduğunu çok samimi bir dilde sohbet tarzında anlatıyor , okurken gerçekten kendimi şirkete seminere gelmiş de bizde onu dinliyormuşuz gibi hissettim çünkü anlattığı olaylar beyaz yakalıların genellikle yaşadığı olaylara çok benzer. . İşte bu nokta da kendime nasıl can oldum’u bizlere kendine nasıl can olursun şeklinde anlatmış. . Her zaman söylerim kişisel gelişim kitabı okumak marifet değil ondan kendine ders alıp uygulayabilmek onu kendine dönüştürmek marifet, ben yıllardır çaba veriyorum hala eksiğim var ama her yeni yönlendirme bende farklı bir pencere açıyor bu yüzden de asla okumaktan vazgeçmiyorum . Sizlerde kendinize can olmak yazarın tavsiyelerine kulak vermek ve en önemlisi kendinize yatırım yapmak isterseniz gönülden tavsiye ederim
Kendine Can OlmakGülhan Cantürk · Mona Kitap · 20266 okunma
Bölüm 4: Seyir- Kendi Hayatının "Ma"sı Olmak
Puan vermedi·408 syf.··
2026 22. kitabı
Seyir Eden Misin, Seyreden Mi Bu Âlemde? Piraye’nin "Seyir" romanını bitirip masaya koyduğumda, zihnimdeki o durmak bilmeyen seslerin ilk defa biraz olsun yatıştığını hissettim. Bazı kitaplar sadece bir olay örgüsü anlatmaz; size tuttuğu aynayla sizi kendi içinizdeki o en kuytu, en karanlık odalarla yüzleştirmeye zorlar. Seyir, benim için tam olarak böyle bir "kendine dönüş" yolculuğu oldu. Kitabın ana karakteri Mina’nın kalbinin ortasındaki o koca boşluğu, "eksiklik" hissini ve sırf bu boşluğu kapatmak için hayatının merkezine başkalarının sözlerini, ilgisini ve yorumlarını koyuşunu okurken kaç kez durup düşündüm bilmiyorum. Hangimiz hayatımızın bir döneminde o eksikliği başkalarıyla tamamlamaya çalışmadık ki? Mina’nın Celal ile olan o sarsıcı, dibi gören ilişkisinden sonra bilge bir figür olan "Ma" ile karşılaşması ve nefes terapilerinden zihin oyunlarına uzanan o dönüşümü, aslında hepimizin çakma kimliklerinden sıyrılıp özüne kavuşma mücadelesi. "Madem eksiğim ben, bu eksikliği kapatacak olan malzeme başkalarında olmalı..." diyerek yola çıkan bir kadının, aslında aradığı tüm gücün ve bütünlüğün kendi içinde olduğunu keşfetme serüveni bu. Roman formunda yazılmış harika bir kişisel gelişim ve farkındalık başyapıtı. Yazarın zihni, zamanı, anı yaşamayı ve geçmişin gölgelerinden kurtulmayı bir rehber gibi değil de hayatın içinden canlı örneklerle anlatması kitabı inanılmaz sürükleyici kılıyor. Zaman durdurulamaz ya da depolanamaz. Geçmiş ve gelecek sadece birer zihinsel illüzyondan ibaretken, biz gerçekten şu anı "seyir mi ediyoruz" yoksa hayatın bizi sürüklemesini sadece "seyrediyor muyuz?" Kendi benliğini kaybetmiş, başkalarının hayatını güzelleştirmeye çalışırken kendini hırpalamış ve "inandığı kalıpları değiştirme cesareti" arayan herkesin bu sayfaların arasında
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Reklam
Reklam