Baksan en ufak bir derdim yok, elle tutulur tek bir eksiğim, tek bir vartam, tek bir mahrumiyetim, tek bir payıma düşeni alamamışlığım yok ama annemin sütü yerine zehir içmişim, elemle yıkanmış, kederle kutsanmışım gibi, başının üstünde yağmur bulutlarıyla geziyormuşum gibi ekşi bir suratım var.
Yıllarca arkadaşlarımın yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalktıklarını izledim durdum. Ben bunca dertsizliğe rağmen, hepsin den daha önce yıkılmış, kalkmayı ise aklımın ucuna bile getirmemiştim. Senin ne derdin var, diye sorduklarında bir tek dert sayamamanın sıkıntısıyla, her an ağlamaya hazır, her an içmeye meyyal, ruhumda inceden çalan bir Zeki Müren’le her zaman gamlıyım, her zaman üzgüüüüüüün...
... o kafasının sesini gerçek zannet-ti. Ben eksiğim, ben yetemedim, zannetti. Dayanabilmek için bu büyük suçluluğa, ömür boyu kendisine eşlik edecek bu yetersizlik, değersizlik yarasının acısı ile baş edecek yara bantları yapıştırdı durdu kendine. Vur patlasın çal oynasın bir yaşam, kimseyi sevme, bağlanma, herkes seni sevsin ama, seni eğlendirsin, eğlen, para harca, içki iç, yaşam hep kalabalık olsun, sessizlik olmasın, hep eller havaya..."
Eğer kurtulamadığımız bir yanlışımız, hatamız, hâlimiz varsa o zaman da Allah’a göre konuşmalı ve “ben bunu yapıyorum; ama yaptığım yanlıştır, inşallah bundan da kurtulacağım” demeliyiz. Tam tersini yapıp yanlışımızı, günahımızı, hatamızı savunmamalıyız. Yoksa rabbimize şirk koşmuş; yani “ben ondan daha iyi biliyorum” demiş oluruz ki böyle olunca Allah muhafaza imanımız gider. İmanımızı kaybetmemek için kendimizi kandırmadan kayıtsız, şartsız bir şekilde rabbimize teslim olmalıyız.
Evet, hatamız, yanlışımız ne olursa olsun, rabbimizin huzurunda boyun büküp “hatam, kusurum, eksiğim, tembelliğim vardır; ama ben kul olmaya, rabbimin sevdiği gibi yapmayı becermeye çalışıyorum. Rabbimin huzuruna layık bir amelimin olmadığını biliyorum; ama o beni mükerrem kılmış en güzel şekilde yaratmış, kendine halife kılmış ve bana ‘velim’ demiştir” diyoruz inşallah.
“Ben aşktan daima kaçtım. Hiç sevmedim. Belki bir eksiğim oldu. Fakat rahatım. Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde... Fakat daima ödersiniz… Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz.”
Kendi kendimin baş düşmanıydım. Yapmak istediğim, ama yapmasam olmaz dediğim hiçbir şey yoktu. Çocukken bile, hiçbir eksiğim olmamasına rağmen ölmek isterdim: Vazgeçmek isterdim çünkü çabalamak bana bir şey ifade etmezdi.