"Haçlı ruhuyla yoğrulmuş Avrupalıların Müslümanlara karşı elde ettikleri pek çok başarılı işgal hareketinin tarihine göz atıldığında, 'şehre zorla girelim, içeride bulunan bütün Müslümanları öldürüp mallarına el koyalım!' şeklinde dile getirilen bir zihniyetin hâkim olduğunu sıkça görmek mümkündür."
Alıntı
İnançsız toplumların merhameti yoktur. Hem, müslüman toplum, neden inançsız toplumların merhametine muhtaç olsun? Asıl inançsızlardır ki, müslümanın merhametine muhtaçtırlar. Müslüman kuvvetli olmak borcundadır. Hem kendi inanç ve medeniyetini korumak, hem zulmün insanlığa el koymasına mâni olmak için. Müslüman, inançsızdan evvel davranıp eşya ve tabiat kuvvetlerine hâkim olmalı, sahip çıkmalıdır. Allah’ın halifesi olarak, bu, onun ödevidir.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Poker oyununun yüzde yetmiş beş psikolojidir: Duygularına hakim olman, nasıl blöf yaptığın, blöfe nasıl karşılık verdiğin, iyi el gelince veya kötü el gelince gönderdiğin sinyaller. Farkında olmadan tabii."
Kuşkusuz, altta kalmayı kimse istemez; özellikle aileler arasında, kimileri başarıya ulaşır kimileri onları çekemez, tabii bir şeydir bu. Ama kendine hakim olmak, el âlemin eğlencesi durumuna düşmemek de gerekir, değil mi efendim?
Sayfa 258 - İletişim yayıncılık·Kitabı okuyor
Edebiyat
Denizlerin idamında hazır bulunmuş olan avukat arkadaşımız hapishaneye geldi ve o anları teker teker anlattı, biz de kayda geçsin diye her kelimeyi yazdık. Üç arkadaşımızı astıkları yetmiyormuş gibi bir de eziyet etmişler. Birbirlerinin idamını izletmişler. Ağızlarından bir pişmanlık sözü çıkmasını boşuna beklemişler ama hiçbiri öyle bir şey söylememiş, tam tersine bağımsız ve eşit bir Türkiye özlemini haykırmışlar. Onları idama mahkûm eden mahkemenin başkanı olan Ali Elverdi dudağında bir sigara, gözleri keyiften kısılmış halde, büyük bir zevkle izlemiş bunları ki biliyorsun adam hâkim bile değildi, hukuk eğitimi yoktu. Bu zalim rejimin celladı olarak yer alıyordu orada. Rejimler hep aynı taktikleri uyguluyorlar; Franco, Salazar, Pinochet, hep aynı şeyler. Acaba birbirlerinden kopya mı çekiyorlar yoksa hepsi de el yordamıyla aynı yöntemleri mi buluyor? Bilmiyorum ama hepsinin yok olmasını istiyorum. Nasıl oluyor da bir devletin tepesini ele geçiren bir çete milyonlarca insana acı çektirebiliyor, bir muamma bu.
Sayfa 152 - Can yayınları·Kitabı okudu
Ve biz susarız buna... Biz Müslüman mıyız?.. ACM’nin Kıymeti
Sistemli dindar avcılığı... Hayli zamandan beri ortalığa hâkim geçinenler!.. Aynı, bandonun, mızıkanın önünde koşan sümüklü çocuklar gibi meydanlara hâkimdir!.. Gazete onların elindedir. Karikatür onların elinde... Ve dine açık hakaret sürüp gider. Avrupa'da tahsildeydim. Bir komünist nümayişi oldu. Hükümet komünistlerin karşısına devlet muhafız kıt'alarını çıkardı ve hepsini kılıçtan geçirdi. Ertesi gün de papazlar bir nümayiş yapmaya kalktılar. Hükümet papazlara "sizi menetmek zor..." dedi; "fakat dün onlara bu muameleyi yaptık. Siz nümayiş yapmayın!.." Dinlemediler papazlar. Hükûmet ne yapsın?.. Yüzlerine, itfaiye ile su püskürttü papazların... Yani kılıç yerine su... Şimdi görür gibiyim. Hâlâ gözümün önünde papazlar... Üstlerinden sular akarak ilâhilerini okuya okuya çekip giderlerken birden (Sorbon) Üniversitesinin talebeleri yetişti ve itfaiye arabalarını, hortumlarını makarna gibi kopara kopara (Sen) Nehrine attılar. "Biz papazlara el sürdürmeyiz!.." diye... İşte lâik memleket!.. Halbuki, bizde, her Allahın günü yazan, çizen gazeteler... "Falan imam filân rezaleti yaptı!" diye... Ne o imam, ne o rezalet... Dâva tektir; ve doğrudan doğruya dine hücum dâvasıdır!.. Ve biz susarız buna... Biz Müslüman mıyız?..