10/10
·64 syf.··
2026 14. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 21:07
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Bir adam, bir gün, bir saatte sıradan, basit bir olay yaşar. Oysa olay değildir bizi içine çeken. Varoluşsal sancıdır cezbeden. Hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı, arafta kalma hissiyle, karasızlığın ağırlığı altında eziliriz. Seçtiğimiz olasılıkların tadını çıkarmak yerine aklımız hep seçmediklerimizdedir. Seçimde diğer olasılıkların ölümünün yasını tutup, belkilerin çıkmazında, iyi-kötü, doğru-yanlış, ak-kara ayrımı yaparken can çekişiriz. Üzerine uzun uzun düşünülmeyeceklerin arasında kayboluruz. Ansızlıkta kendi kendimizle, kendimiz kavga ederiz. Varoluşsal sancıya dayanamayıp, kendimizi küçülmüş, çaresiz, kimsesiz hissettiğimiz o an ise, bize hayatı öğreten ebeveynlerimizden yardım bekleriz. Zamanında bütün kararları bizim için verenlerin, yol göstericiliğine ihtiyacımız vardır. Ama onlar artık yoktur. Bu yol elele tutuşacağın, birinin omuzunda ağlayacağın bir yol değildir. Kendin çizmen gereken, en kötü kararı versen dahi, sonuçlarından kendin sorumlu olduğun yegane tek yoldur. Belkilerin barınmadığı bir yol. İşte bu yolun anlatımını, en az kelime ile tekrarların üzerine inşa eder yazar. Yer yer noktaların azlığıyla hipnotize ederken aslında sade ve açık bir anlatım sunar. Velhasıl kısa, öz, anlatıdan fazlasını yaşatan bir eser.
1000Kitap
BeyazlıkJon Fosse · Monokl Yayınları · 2025744 okunma
80lerdeki popüler kültür hakkında yazılar
10/10
·354 syf.··
2026 45. kitabı
Değerli yazar Tomris Uyar, popüler kültür hakkında 1978-1985 arasında Elele dergisi adına her ay o anda hangi sorun gündemdeyse o konuda bir yazı yazmış. Bir Tomris Uyar hayranı olarak her yazdığını okuyan biri olarak bu yazıları da büyük bir ilgiyle okudum. Kitap iki bölümden oluşuyor. Geniş yer kaplayan ilk bölümde, yukarıda sözünü ettiğim aylık tematik yazıları var. İkinci bölümdeyse, daha çok kendi tanıdığı ünlü sanatçılara 80lerde "kadın"ın durumuyla ilgili sorular sorduğu söyleşileri var. Her ne kadar Elele dergisi kadın, çocuk, aile üzerine olsa da, geniş bir ilgi uyandıran bu konular çevresinde kentleşme, eğitim-öğrenim, magazin, insan ilişkileri gibi konuları da ele alıyor. O yıllarda baş gösteren arabesk müzik ve kültür ile cinsellik, pornografi ve erotizm de özellikle üzerinde durduğu tartışmalı konular. Bu bakımdan, bu popüler kültür üzerine olan yazılarında bile Tomris Uyar'ın özgün görüşlerini okumak sevindirici.
İnsana ve Hayata Dair
Aşkın Yıpranma PayıTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 201994 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·280 syf.·
2026 7. kitabı
Çocuk edebiyatı grubunda bir kitap olmasına rağmen, çok severek okudum. Hayata olumlu bakış açısıyla bakabilmenin ne kadar mutluluk verici ve faydalı olduğunu hem çocuklara hem yetişkinlere anlatıyor. Mary, babasının görevi nedeniyle, anne babasıyla birlikte Hindistan’da yaşamaktadır. Annesi, onunla pek ilgilenmez, hintli bakıcılara emanet etmiştir. Bakıcılar da köle mantığıyla, onun her dediğini yapmaktadır, sevgisizlik ve şımarıklık birleşimi, çocuk tamamen huysuz, aksi olmuştur. Salgın bir hastalık anne ve babasının ölümüne sebep olunca, Mary İngiltere'de yaşayan amcasının yanına gönderilmiştir. Zavallı çocuk, sürekli ev içinde yaşadığı için, hiç arkadaşı olmadığından, ve evdeki büyükler de kendisiyle ilgilenmediği için çok mutsuzdur. Amcasının malikanesinde, tüm hizmetçilere ve amcasına çlok sevimsiz, aksi görünmüştür. Sadece hizmetçilerinden bir tanesi, ona yakın davranır ve 12 kardeşini, onlarla birlikte yaşamını ve özellikle Dickon'u anlatır. Eğer dışarı çıkarsa, bahçeye çıkarsa orada mutlu olacağını anlatır. Mary de buna çok özenir, Dİckon ile arkadaş olur ve bambaşka bir çocuğa dönüşmeye başlar. Bu arada , amcasının eşi 10 yıl önce ölmüş ve güzeller güzeli gül bahçesinin anahtarı da bahçeye gömülmüştür. Mary, kızılgerdan kuşunun yardımıyla bu anahtarı bulur ve bahçeyi keşfeder, Dickon ile birlikte bahçeyi düzenlemeye başlarlar ve bu keşifler Mary için neredeyse aslında hayatının başlangıcı olur. Malikane içinde, bazen bir ağlama sesleri duyar Mary ama kimse bununla ilgili bir bilgi vermez ve evin içinde bu sesi aramasına da izin verilmez. Ancak Mary, gizli , saklı bir şekilde bu sesi bulmaya karar verir, bir gece yine sesi takip eder ve kuzeni Colin'e ulaşır. Colin, annesinin vefatı sonrası babası tarafından sessizce suçlanmış, hep hasta ve ölecek olarak
Gizli BahçeFrances Hodgson Burnett · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
"Ağrıdağının yamacındaki Küp gölünün kıyısında çobanların birikip kaval çaldıklarıdır." "Yer götürmez bir kalabalığın sarayın üstüne yürüdüğüdür." gibi ifadelerle Abidin Dino'nun çizimleri hikâyenin perçinleyici bölümleriyle buluştuğunda aklıma küçükken alıp incelediğim şıpsevdi çizimleri ve altlarındaki ifadeler geldi. Onlar da görselindeki hikayeyi doğrudan aktarıp dümdüz mesaj verirken tatlı bir his bırakırdı. Abidin Dino'nun her zaman, çizimlerinin nizamını bozmayacak bir tarafına attığı parafını bi çiziminde atın gözlerini çizmek için kullandığını gördüğümde büyülendim, bu yaratıcılık; insanı bu üretken insanlara dair daha fazla merak ettiriyor. Çizimlerine ayrıca bakıp Yaşar Kemal üzerindeki etkisini daha fazla okuyacağım. Abidin Dinoyla Yaşar Kemal'in fikir ve yol arkadaşlıklarının meyvesini verdiği bu efsaneyi okumak baştan sona sürükleyiciydi. Doğu mitolojisinin Batıdan farklı unsurlarını yakalamak isteyenler için epey epik bir hikayesi var. 'Ahmet'in Gülbahar'a aşkının ötesinde Memo'nun yürek dağlayan fedakârlığı mı dersiniz, Demirci Hüsonun paganımsı tavrıyla yiğitliği mi dersiniz, geleneklerine atadan bağlı Kürt beylerinin yaman tavırları mı dersiniz' bitmek tükenmek bilmeyen bir içine çekiş gücü var bu incecik kitabımızın. Ayrıca araştırdığımda öğreniyorum ki Moğollar da harika bi beste yapmış bu epiğe. Dengbejlik: (Kürtçe: Dengbêjî دەنگبێژی), Kürt sözlü edebiyatında kilam ve stran söyleme sanatıdır. Türk edebiyatındaki türküye karşılık geliyor. Bilurvan; Kürtçede kavalcı demekmiş, anlamdan çıkaramadığıma üzüldüm. Münadiler; tellal demekmiş, Arapça kökenli. Unutmazsam sağda solda kullanırım diyeceğim ama tellal demeye bile yerim olmadı, develer münadiler iken bundan kelli. Abanoz; tahtadan yapılmış olanı belirtmek için denir. Yalıma kesmek: yanan
2026 Okuma Raporları
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
8/10
·344 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 22:55
#arzununokudukları #okudumbitti #yorum #polisiye #gerilim The Kitap Yayınları @katrineengberg #kopenhagserisi2 #kelebekevi Sahtekarlık suçların en kötüsü. Çünkü çalınan şeyden fazlasını kaybettiriyor insana. Öz saygısını çalıyor insanların. #alıntı Suçluluk duygusu, kendini suçluluk duyduğu şeyi yapmaya zorlayan o küskünlükle elele gider. İki yanı keskin kılıç gibidir ve taşıyanı da hem kurban hem cellat yapar#alinti Herkese merhabalar Kopenhag serisinin ikinci kitabı #kelebekevi nin yorumuyla geldim. Öncelikle seri kitap olmasına rağmen tek tek de okunabiliyor. İlk kitapta tanıştığımız dedektiflerimiz ve ekibimiz bu kitabında baş karaktetleri fakat olaylar farklı. Bir sabah erken saatte gazete dağıtan Frefil meydanda bir çeşme havuzunun içinde bir kadın cesedi görür. Kadın atardamarların belirli yerlerinden skarifikatör denilen minik bir aletle kesilip tüm vücuttaki kanın boşaltılması sonucu feci şekilde can vermiştir. Olay dedektifimiz Jeppe nin liderliğinde ekibin dosyasında yer alır. Fakat bu kez partneri Anetta yoktur. Yeni doğum yapmış ve doğum iznindedir fakat yasal görevde olmamasına rağmen soruşturmanın arka planında ekibe katkı sağlar. İlk günün ardından ikinci ve üçüncü günde farklı yerlerde su içinde aynı yöntemle öldürülmüş insanlar bulunur. Ve hepsinin ortak noktası Kelebek Evi adındaki psikiyatri tedavi merkezinde bulunmuş olmalarıdır. Git gide karmaşık hale gelen seri cinayetleri çözmek hiç de kolay olamaz. İlk kitaba kıyasla daha tempolu bir kitaptı. Ancak çok fazla karakter girip çıktı olay döngüsünde. Sanırım yazar ters köşe yapmak için okurları başka yerlere çekmeye çalışmış. Yine de heyecanlı ve güzeldi. Polisiye sevenleri mutlu edecek bir kitap olmuş.
Kelebek EviKatrine Engberg · The Kitap Yayınları · 2022209 okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2026 2. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 23:11
Evrenin en edebi yönden zayıf kitabı olarak seçtiğim kitap... Koca kitapta 2 öykü hariç gerisini hiç beğenmedim, öykülerin ne kadar kötü olabileceğini merak edenler için benzerini yazdığım mini öyküm ektedir: Günlerden bir gün elleri nasırlı, kamburlu, dizleri romatizmalı, tek gözünden kör; aynı zamanda kalp hastası, huysuz, debby downer, alzheimer hastası, bitkin, kızgın, isteyince sevimli olan, isteyince kızgın olan,kızgın olunca mutlu olan, mutlu olunca üzülen, üzülünce ağlayan, ağlayınca neye ağladığını unutup gülümseyen, gülümseyince durulan bir babaanne canı sıkıldığı için yemek yaptı, yemek yaptığı için yemesi gerektiğini düşündü, yemesi gerektiğini düşündüğü için ve evde sıkıldığı için piknik alanına gitmeye karar verdi, piknik alanına gidince ağlayan bebekler, elele yürüyen çiftler, ötüşen kuşlar, bağıran çocuklar ve piknik yapan insanları görünce asabı bozuldu, yemeğini yemeyi de unutup gerisin geri evine döndü.
Neredeyse Hiç HatırlamıyorLydia Davis · Everest Yayınları · 201843 okunma