Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.
- Mutlu değilim, dedi.
Bir doktora ağrıyan yerini gösteren hasta gibi düz bir sesle konuşuyordu.
- Ama mutsuz olmam için de hiçbir neden yok, tıpkı senin kitabında anlattığın kadın gibi. İçim hep huzursuz, ama huzursuz olmak için de bir neden bulamıyorum, niye huzursuz olduğumu anlamıyorum, hep acı çekiyormuşum gibi hissediyorum, sonra niye acı çektiğimi soruyorum kendime. Ben kendime hep sorular sorarım, kendimi didiklerim hep. Ortada acı çekmem için bir neden yok, peki niye acı çekiyormuşum gibi hissediyorum ortada bir acı yokken.
...
Niye mutsuz olduklarını ise söylemezlerdi, mutsuzluklarının nedenini siz keşfetmek zorundaydınız, bunu keşfedemezseniz biraz daha düşmanlaşırlardı; bu düşmanlık gerçek değildi, yalnızca mutsuzluklarının üstüne örtmeye çalıştıkları yakıcı bir örtüydü.