“Yirmi dört saatin bir kadının yaşımını kökten değiştirebileceğini çekinmeden söylediğinizde, bana sanki benden söz ediyormuşsunuz gibi geldi: İlk kez kendimi, deyim yerindeyse onaylanmış hissettiğim için size minnettarım.”
Nobel dahil onca ödül almış bir kitap daha ne kadar kötü çevrilebilirdi bilmiyorum, fakat çevirisinden ötürü sonunu getiremedim.
Kitap tek tek 10 kadının hayatını konu alıyor. Öykülerin içeriği genelde alışılmışın dışında ve ilgi çekici. Yazarın bu nedenle Kanada’nın Çehov’u diye anıldığını düşünüyorum. Kitabı kendi dilinde okuyanlar daha şanslıdır eminim.
Kapağını çok beğendiğim için okumaya karar verdiğim fakat içinin çok daha güzel olduğu bir kitap. Çok yalın ve akıcı bir dil ile zorluk ve yoksulluğu konu alan bir öykü. Okumuyorsunuz yaşıyorsunuz kısaca.
İyi okumalar dilerim.
Yaptığın hatanın bedelini bazen bir ömür sevdiklerinle beraber ödersin. -Fugui
26 Kasım 1911 - Yazar eşi ile intihar ettikten sonra, geride bıraktığı mektubun ilk cümlesi:
“Bedence ve ruhça sapasağlam, yaşama zevk ve sevinçlerini birer birer elimden alan, beden ve kafa güçlerimi koparıp götüren acımasız yaşlılık, enerjimi felce uğratıp istemimi söndürmeden ve beni gerek kendime, gerek başkalarına yük olacak duruma düşürmeden, canıma kıyıyorum.”