Ödül değil, emek değerlidir. Eğer ödül almak için çalışıyor, okuyorsan, çalışmak sana zor gelir. Ama işi severek çalıştığın zaman ödülü bu yaptığın işte bulursun.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Küçük Dorrit, benim Charles Dickens'tan okuduğum 5.kitaptı. Öncelikle söylemeliyim ki ilk defa Charles Dickens okuyacak biriyseniz kesinlikle bu kitapla başlamamalısınız. "Bir Noel Şarkısı" veya "Oliver Twist" çok daha uygun olacaktır. Ancak eğer ki birçok Charles Dickens eseri ile karşılaştıysanız lütfen bu kitaba da bir şans verin, asla pişman olmayacaksınız.
Küçük Dorrit'in konusundan kısaca bahsetmem gerekirse, borçları yüzünden Marshalsea Hapishanesi'nde yatan Küçük Dorrit'in babası üzerinden gelişen olaylara dayanmaktadır. Küçük Dorrit ise bu hapishanede doğmuş ve büyümüş, babasının bakımını üstlenen en küçük çocuktur.
Klasik bir Dickens eserinde olduğu gibi İngiltere'nin o soğuk ve kasvetli havasını her satırda hissediyorsunuz. Yoksulluk, hapishane ortamı..sanki oradasınız. Dikkatimi en çok çeken konu ise oradaki hapishanenin alıştığımız bildiğimiz hapishaneler gibi olmaması. Çok değişik, isteyen girip çıkabiliyor, konaklayabiliyor. Sanki ayrı bir köy gibi. Hatta başta hapishane ile dışarısı arasındaki farkı algılamakta zorlandım.
Bunun dışında en büyük eleştirim, hatta düşük puan vermeme sebep olan konu: Çevirisi. O kadar tıkanıyorsunuz ki okurken. Aynı cümleyi defalarca okudum bazen anlayabilmek için. Kitapta zaten fazlasıyla hukuki terim ve eski dil kullanılmış. Bunun sebebi kitabın orijinalinin de bu şekilde olması. Ancak bunun dışında bir de cümlelerin yapısı, bazı kelimelerin (bence) yanlış seçilmesi okumayı epey zorlaştırmış. Üzülerek söylüyorum ki çeviriyi beğenmeyip başka bir yayınevi tercih etme olanağı şimdilik yok çünkü sadece Alfa yayınlarında basılı.
Bir de eğer indirimde denk gelirseniz ciltli versiyonunu tercih etmenizi tavsiye ederim. Hem kitap çok kalın ve ciltsiz halinin parçalanma olasılığı bana fazla geldi hem de ciltli hali çok hafif ve
Gülün Adı uzun zamandır okumak istediğim ancak bir türlü cesaret edip okuyamadığım bir kitaptı. Kalın olması bir yana (genelde kalın kitap okumayı daha çok seviyorum ) konusunun tarih ağırlıklı olması beni çok itmişti. Hayatta sevmediğim 3 5 tane şey varsa biri de tarihtir çünkü...
Kendime bir okuma grubu buldum ve işin sonunda başladım okumaya. Yalan yok başta ilgimi çektiğini bile söyleyebilirim. İçinde cinayet de olduğu için o önyargımı kırmıştı. Karakterler de ilgi çekiciydi -özellikle William karakteri bana Sherlock Holmes havası sezdirmişti. Ancak kitapta her 2-3 bölümde bir Hristiyanlık mezhepleri veya tarihi olaylarla ilgili uzun uzadıya bilgiler vermesi beni çok sıktı. Sanki salt tarih kitabı okuyormuşum gibi hissettirdi. Dolayısıyla olaydan çok kopardı beni.
Tarih veya tarihi polisiye kitabı okumayı sevenlerin ve isteyenlerin eminim ki bayılacağı bir kitaptır ancak benim okuma zevkime hitap etmedi. ☹