Gökyüzünde burgaçlanan bir şeyler vardı. Kara bulutlar arada iç geçiriyor, sonra zifiri karanlığın ortasında bir şey, ak bir gölge gibi, insanın gözünü yalayıp geçiyordu. Orman her yerinden nefes alıyordu. Orman, başlı başına bir ciğere dönüşmüş nefes alıyor, sağda solda gizli gözler seziliyordu. Yağmur uğultusu vardı sonra. Sanırsın bir at sürüsü.
Çocukken benim için lüks, kürk mantolar, uzun elbiseler ve deniz kıyısındaki villalardı. Daha sonra, bunun entelektüel bir yaşam sürmek olduğuna inandım. Şimdi bana öyle geliyor ki lüks aynı zamanda, bir erkeğe ya da bir kadına olan tutkuyu yaşayabilmektir.
Uzun değil ama yeteri kadar zaman içinde, kolay kolay ifade edilemeyen tutkularını ve emellerini, orantısız hislerini, kısa ve abartılı hayatlarını birbirlerine açtılar.