elif

Yetişkine Bırakılan Bir Çocukluk “Mirası”
Puan vermedi·309 syf.··
2024 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2024 12:45
*Kitabın konusundan ve içeriğinden alıntılar mevcuttur. . . . Kuzey Avrupa’nın yazınına daha bir merak duyacağım, yazar Vigdis Hjorth ile bundan sonra… “Miras” ile birlikte soğuk Avrupa ülkesinden bir ailenin dramının ne kadar evrensel sarsıntılar içerdiğini gözlemlerken başkarakter Bergljot’un yaş almış yetişkin halindeki çocukluk dramını paylaşmak ilginç bir serüven oldu. Ailesiyle yaşadığı sorunları ve geçirdiği travmatik süreci artısıyla eksisiyle tartışabilen ve kendisini korumak için yollar arayan ama bir türlü istediği davranışları sergileyemeyen ve ailesine öfke duysa da onlardan -haliyle- tam anlamıyla kaçamayan karakter, okuyucuya ayrıntılar sunmadan bile onlara kendisini anlatabilir vaziyette sunulmuştu. Ailesi ile olan ilişkisini her ne kadar kesmek istese de bir şekilde kopamıyordu veya yolları birleşiyordu; kaçıp gidemiyordu en sonunda yine iletişime geçmek zorunda kalabiliyordu (Miras, 2021, sy. 223). Dinlemek isteyen kulaklar ve görmek isteyen gözler için sözcüklerin anlamları farkı yankılar bulurdu ve kurban kendisini anlatabilmek için bu denli çırpınmazdı… Okuyucu olan bizler, Bergljot’u anlamak için çevirdik her bir sayfayı, ailesi ona sırtını dönüp onu yalnız bırakırken belki de ona en yakınlardan biz olduk çünkü yargılamadık ve onu “anlamaya” çalıştık. Neyi neden böyle yaptığının altını ondan öç almak için kazımadık, onu bilebilmek adına yanında olmaya çabaladık, "yalnız olmadığını bilmesi için yazdıklarını" kabullendik (Miras, 2021, sy. 149). Cinsel tacizin, bir çocuk üzerindeki travmasının 50’li yaşlardaki bir kadın için “bile” hâlâ nasıl yaralayıcı olduğunu anlatmış yazar Hjorth. Ensest gibi konularda ailenin kaybedilen bir şey olduğu da vurgulanmış çünkü aileler çocuklarına inanmamayı seçtikçe bu çocukları ötekileştirip aile dışına
Psikoloji
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir Eski Anı: Mücella
Puan vermedi·344 syf.··
2023 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2023 18:29
spoiler içerir* . . . . . Çok karakterli romanlarda her bir karakterin, romanın içine bu denli güzel yedirilmesi ve akışta her bir karakter hakkında gitgide bir şeyler öğrenmek Mücella’yı özel kılıyor bende. Sanki o mahallede olan kimselerden biriydim ve sanki yaşanılanları bilen komşu kızı Elif’tim. Mücella da sanki mahalleden tanıdığım “o” ablalardan biriydi… Romanın başından itibaren yazarın kullandığı dile mest olmakla birlikte ülke tarihinden de yer yer ipuçları ve anlatılar görmek ayrıca hoşuma gitti. Ancak beni en çok cezbeden -ve o denli kıran- Mücella’nın yaşayamadığı yaşamdı. İnsan olarak insani hiçbir şeyi tadamamış olması Mücella’dansa beni kırdı sanki okurken. En son belli bir yaş aldığında bir ışık yandı adının parlaklığı gibi ama sönük kaldı o parıltı, ondan sonra da hepten pes etti ve öylece kabullenildi kendinden geçip giden zaman… Yazarın, kendisini roman içine yerleştirmesinin dokunuşu ise beni gerçekten çok etkileyen yerlerden biri idi çünkü Nazlıgül ile babasının arasındaki ilişkiyi tatlı buldu isem de o kadar da gözüme çarpan bir karakter olmamıştı (sanıyorum ki yazarın da amacı budur, o “küçüğün” aslında “büyük” bir ayrıntıyı temsil ediyor olması). Tüm süreçte yazar bizlerle birlikteyken anlatımdaki bu kurgu-gerçek karışımının lezzeti de Türkçenin güzelliği ile harmanlandı ve işte o güzel romanlardan biri ortaya çıktı. Yazarı daha öncesinde hiç okumuş olmamama rağmen abimin, Nazan Bekiroğlu'nun imzalı romanını armağan etmesi ile bu betiği daha bir hevesle okudum. Ancak bu heves salt bu ilgi ile kalmayacak, o belli. Mücella’dan sonra da Bekiroğlu’nun kalemine bir merak duyuyorum, başka romanlarını da okumak arzusu içindeyim. Mücella; temsili, gerçek, kurgu, ikisinin aynı anda meydana gelmesi -veya artık ne ise aslen- bir olgunun göstergesi:
Hayat ve İnsan
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,9bin okunma
Ardından’a küçük bir bakış: ekmek davasından ayrı kutsal bir görev
8/10
·312 syf.··
2022 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2022 17:43
İthaki’nin Japon klasiklerini elimden geldiğince takip edip okumaya çalışıyorum ve şu ana kadar dili, işlenişi ve aktarımı yönüyle beni en çok saran yapıt da Ardından oldu. Eserin çevirisi o kadar şahane ki orijinal metnin Japonca olduğunu Japon ögeleri olmasa anlamak belki de mümkün olmazdı diye iddialı bir anekdot düşmek istiyorum kendime. Buraya yazdığım eser incelemeleri pek sık değil çünkü gerçekten etkilendiğim kitapların incelemelerini yapmak, kendime küçük de olsa bir elektronik betik güncesi bırakmak niyetindeyim. Ardından, ilk sayfalarından itibaren sürekli okumak istediğim bir kitap oldu olmasına ama karakterlerle olan iletişimim ve ilişkim her sayfada çok yavaş bir yakınlıkla ilerledi. Diğer bir deyişle, kitapta kendime yakın bulduğum bir (baş)karakter olmaması ile birlikte, bu karakterin neler düşündüğünü her sayfada merak ederken buldum kendimi ve başkarakter Daisuke’nin ağzından çıkan pek çok saptamaya katılmamak elde değildi -her ne kadar Daisuke ilk başlarda bende oturmamış bir kişilik gösterse de-. Batı’ya rağmen Batılı ve medeni olan genç bir erkek olarak yorumluyorum Daisuke’yi ve aynı anda Japonya’nın gelenekselleşmiş her toplumsal kuralından bağımsız, özgür bir ruh olarak tanımlamak istiyorum. Ancak bu noktada oturtamadığım birkaç konu da olmadı değil. Şöyle ki Daisuke, kendi düşüncelerinin aksine eylem konusunda pasif bir genç olarak yansıdı bana -ki ilk aşkına bu kadar geç kalmasının nedeni de bu gibiydi ilk başta. Sayfalar ilerledikçe bu durumun öyle olmadığını, onun da zaman içerisinde pek çok düşüncesinin değiştiğini ve sevgilisini kaybetmesine neden olan tavrının “centilmen bir hata” olduğunu çok daha sonradan anladım. Yapmaması gereken bir hatayı yapmıştı, arkadaşını önceliğe koymuştu ve bunu centilmenliğine yormuştu. Oysaki her üç tarafı
Hayat ve İnsan
ArdındanNatsume Soseki · İthaki Yayınları · 20211,395 okunma
İkircikli Tin: İnsan ve Bozkırkurdu
9/10
·210 syf.··
2022 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2022 00:00
Uzun zamandır elime aldığım diğer kitaplar okunması açısından yorucu olmayan, sürükleyici ve güzel konulara değinen kitaplardı. Ancak çoktandır bu denli çarpıcı ve sarsıcı bir kitabı okumamıştım. Okurken yer yer ruhsal ve maddi olarak gerçekten çok yoruldum. Anlamak, sakince kitaba devam etmek bazen çok zor oldu. Öyle anlarda beşer onar sayfa aralıklarla kitabıma ara verdim, soluklandım. Bunları yapmam gerekiyordu. Öte yandan o kadar akıcı bir kitaptı ki elimden düşürmek istemedim, betimlenen sahneleri canlandırmak büyük bir hayal cümbüşü oldu benim için. Geçişler, çarpıcı tanımlamalar, sıcak hisler, ürkütücü anlar... Her şeyi aynı anda yaşayabiliyor idim. Bay Haller aşık olduğunda aşık oldum, o dokunduğunda ben de dokunmuş hissettim; dibe vurduğunda ben de aynı hislerle ezilmiş hissediyordum ve midem burkuluyordu hislerine karşılık. Bu küçük yazı notunu kendime düşerken amacım ne kitap tahlili yapmak ne kitabın sonunda "o oldu, bu oldu" diyerek kitaba bir son biçmek... Ben yalnızca bu kitabı okuduğum dört günlük süre boyunca onunla neler hissettiğimi bir nebze canlı tutabilmek istiyorum burada, naçizane. Kiminin derinden hissettiği kiminin daha yüzeysel yaşadığı tinsel sarsıntılar bu kadar iyi betimlenip anlatılırken başkaraktere ne büyük bir hüzün duydum ne de ona mesafeli hissettim. Sanki onun tüm bu anlattıklarını en saf ve tarafsız "ben" ile dinlemeliydim ve o yüzden hiçbir duygumu satırların arasına sıkıştırmak istemedim; salt dinledim, salt sustum. Hiçbir yorum yapmadım. Başkarakter ile bazen düşüncede paydaş oldum, bazense -büyük zıtlaşmalar yaşamasak bile- onun hareketleri beni çok şaşırttı, neler yaptığına inanamadım. Onu bir dost gibi benimsemeye çalışırken tüm yargıları bir kenara kaldırdım. Bay Haller anlattı ben de anlattıklarına kulak kabarttım
Yaşam
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma
Gökyüzü Pusuladır Aslında
7/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2022 00:00
Çok akıcı bir anlatıma ve çeviriye sahip olan Gece Yarısı Kütüphanesi, sınav dönemi yoğunluğuma denk gelmesine rağmen elimden düşüremediğim, sayfalarıyla birlikte merakımın da katbekat körüklendiği güzel bir yolculuk oldu benim için. Günlük yaşamdan bu denli izler taşıması bu kitabın en güzel yanlarından biri idi kesinlikle. Sıradan insanın yaşam kaygıları anlatılıyordu aslında. Bu anlatı boyunca ise fizik kuramlarını da gördük, felsefeden de bolca beslendik. Çoğu bilimsel alana da kuramlara da ayrı bir hitabı olmuş yazarın. Farklı farklı alanları bu denli güzel harmanlaması, okuyucuyu sıkmadan bu harmanı güzel bir dengeye oturtması da ayrı bir güzellik olmuş kanımca. İnsan yaşamı merkezli bu romanda yaşamın inişli çıkışlı olasılıklarının da böyle gözler önüne serilmesi ayrı güzel bir tat vermiş bu betiğe. Nore Seed karakteriyle duygusal bir yakınlık hissettim roman boyunca. Pişmanlıkları olan bu kadın kahramanımızın, bir şans daha elde ederek değerli bir yaşama kavuşması anlatılıyor Gece Yarısı Kütüphanesi'nde. Nora, kaygıları ve pişmanlıkları arşa çıkmış, yaşama hevesi sonbaharın turuncu yaprakları gibi sağa sola savrulmuş ve en sonunda da yere çakılmış bir kadın. Yaşadığı kaygılarla çok ciddi boyutlarda savaşım da vermekte ama başarılı olduğu pek söylenemez ki yolu bu şans kütüphanesine düşmekte. Nora Seed'i, kitabın kapağını kapattığım anda da düşünüyordum, kitabı bitirdiğimde de düşünüyorum. Umarım edindiği bu güzel deneyimle birlikte ikinci şansını bulduğu güzel yaşamını çiçekli yollardan götürebilir. Nora ve onun gibilerin bilmesi gereken çok değerli bir kılavuz bu kitap. Umarım her zaman Nora ve onun gibiler gökyüzünün mavi bir pusula olduğuna inanırlar ve göğe bakmak onlara da umut verir "gökyüzüne bakmak bana her zaman yaşamak için bir neden verir" -KNJ.
Yaşam
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma