Kuştüyü yataklarda uyuyanların düşleri, toprağın üzerinde uyuyanlarn düşlerinden hiç de daha güzel olmadığına göre, yaşamın adaletine olan inancımı nasıl yitirebilirim?
"Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım."
Şöyle bir uzaktan baktığınızda, ne hissediyorsunuz?
"Ne kadarı benim hayatım" diye soruyor musunuz?
"Ne kadarını başkaları yaşamış benim yerime? Ya da
"Ben başkalarının ?
"Aynadakinin ne kadarı benim, ne kadarı oynadıklarım?...
(...)