Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
- Akşam üstüne doğru, kış vakti -
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.
Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
Kötülükten gayri?
Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz.
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum
Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum
Ateş oldum, yanıp tutuştum kendi düşüncelerimden.
Niye bu katılık, bu güvensizlik, bu nefret?
Derisini değiştirmeyen yılan, kafasını değiştirmeyen insan, ölmeye mahkumdur.
Sadece bir aptal sürekli taşlara ya da insanlara takılır.
Bazı sırlar vardır, yalnız dostlara anlatılacak.
Bazı sırlar vardır, dostlara bile anlatılmayacak.
Bazı sırlar vardır, kendimize bile açıklanmayacak... neyse,
Doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır.
Beni anlamıyorlar.
Ben, bu kulaklara göre ağız değilim.
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.