ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollarının
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarının,
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
onlar ağır ellerini toprağa basıp
doğruldukları zaman.
bir yamalı yelkenden sular damlayacak/veya gemici şarkıları söyliyeceğim bir şilepte./merhaba rüzgar diyeceğim, merhaba maden kömürü/verin elinizi, kahve kokulu sahillere
“bir insan acı çektiğinde, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, diğerlerinin bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti”
plastik çiçeklerle ziyaretime geldi hayat
semt pazarından alınma hırkasıyla
her bastığında gıcırdayan tahtalarıyla
öyle çok sevdim
binlerce kapıcı karısından birinin ismiydi sanki kader