Bu sandıkta gelecek için hayallere yer yok
Yalnızca tatlı anılar var geçmişten;
Yarım kalmış şiirler, çılgın hikâyeler,
Acısıyla tatlısıyla nisan mektupları,
İnatçı bir çocuğun yazdığı günlükler,
Anlatıyor erkenden yaşlanan bu kızı.
Tenha bir evde bir kadın
Bir şarkı duyuyor hazin,
‘Aşka layık ol ki aşk sana gelsin,’ diyor,
Sakince yağan yaz yağmurunda.
Hissettikleri kendine acımaktan, yalnızlıktan ya da moral bozukluğundan mı ibaretti, yoksa ona kendini hatırlatan kişinin de yaptığı gibi sabırla doğru zamanı bekleyen bir duygunun uyanışı mıydı? Kim bilir…
‘İnsanlara karşı her zaman korku dolu bir ürperme hissettiğim ve insan gibi konuşma, insan gibi davranma yeteneğime hiçbir şekilde güvenmediğim için tüm korku ve endişelerimi toplayıp göğsümün derinliklerinde bir kutuya sakladım. Melankolimi ve öfkemi gizlemek için büyük çaba sarf ettim ve bunun yerine kendimi masum bir neşe havası geliştirmeye adadım. Böylece yavaş yavaş eksantrik bir soytarıya dönüştüm.’