İlk defa göreceğiniz bilgilerin kaynağı
10/10
·976 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
Rasule dair ilk defa göreceğiniz bilgi kaynağı Mükemmel demek yavan kalır begenmek ne kelime... "Kitabını tanıtacağımız Muhammed Hamidullah, 1908 yılında Hindistan ile Pakistan’ın henüz tek devlet olduğu dönemde Haydarabad kentinde doğan, ilk ve ortaöğretiminin ardından hukuk fakültesinden mezun olarak Paris Üniversitesi’nde doktorasını yapan, burada sayısız bilimsel çalışmalara imza atan, yıllar boyunca bir gezgin gibi dolaşarak farklı ülkelerin yükseköğrenim kurumlarında dersler veren, ardından 2002 yılında 94 yaşında Amerika’nın Florida eyaletinde vefat eden çok değerli, verimli ve üretken İslam âlimidir. Muhammed Hamidullah Fransız Edebiyatı’nda İslam ve Hz. Peygamber’in (s.a.s) hayatıyla ilgili yeteri kadar kaynak olmaması sebebiyle yazdığı İslam Peygamberi isimli bu eserini yirmi yıllık bir çalışmanın ardından okuyucusuna sunmuştur. Hamidullah eserini iki cilt halinde yayımlamış ve kitabının birinci cildini kırk sekiz, ikinci cildini ise yirmi iki ana başlık ve bunların alt başlıklarından meydana getirmiştir. “Giriş” kısmında Hz. Peygamber’in (s.a.s) hayatını incelemenin gerekliliğinden bahseden yazar, yararlandığı kaynaklara yer vererek Mekke ve Medine’de birçok eserin ortaya çıktığından, ancak şimdiye kadar bir derleme çalışmasının olmadığı için kaynakların yetersiz olduğundan esefle bahsetmiştir. Müellif “Ortam ve Şartlar” başlığındaysa İslam gelmeden önce Arabistan ve diğer ülkelerin durumlarına kısaca değinmiş ve o dönemde
Kitap Alıntısı
İslam PeygamberiMuhammed Hamidullah · Beyan Yayınları · 2019727 okunma
Büyük Zırh
Puan vermedi·160 syf.··
2025 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2025 20:04
Künye Bilgileri Kitabın Adı : Cevşen - Türkçe Okunuşu Ve Açıklaması Kitabın Yazarı : Mehmet DİKMEN Yayınevi : Cihan Yayınları ISBN : 975-6476-21-4 Baskıya Hazırlık : Türdav Ajans Baskı ve Cilt : Ceren Matbaacılık/İstanbul/2012 Mehmet Dikmen'in kaleme aldığı Cevşen'de; Allah'ın birbirinden güzel isimlerinin yer aldığı Esma-ül Hüsna ve sıfatları, Cevşeni Kebir Duası ve birbirinden güzel dualar yer almaktadır. Cevşen, toplamda 100 bölümden oluşmaktadır. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Cebrail Aleyhisselam'ın vahiy ile getirdiği, ve zırhı çıkar onun yerine, senin ve ümmetin için eman vesilesi olan, şu duayı oku dediği ve binbir esma-i ilahiye açık ve kapalı ifadelerle işaret eden, gayet yüksek ve çok kıymetli bir Peygamber münaacatıdır ki, Zeyne'l Abidin (ra.)'dan tevatür yoluyla rivayet edilmiştir. Bu duanın Cevşeni Kebir (büyük zırh) duası olarak adlandırılması da bundan dolayıdır. Gündelik hayatta, görünen ve görünmeyen, birçok şeyle mücadele ediyoruz. Bu mücadelemizde, bize yardımcı olacak, maddi ekipmanlara ve manevi atmosferde, bizim imanımızı ve inancımızı kuvvetlendirip, bize güç verecek dualara, ihtiyacımız var. Mesela; grip olan birini düşünelim, çok karamsar ilaçları kullanıp tedavi olmasına rağmen iyileceğine dair inancı yok, en basitinden bir gripten bile ölebilir. Bir de ince hastalığa yakalanan birini düşünelim. Ona da ilaç yerine ilaç görünümlü şekerler verelim. Bu hastamız da, gribe yakalananın aksine, öylesine hayat dolu ve pozitif, üstelik içtiği ilaçlar da ilaç değil. Bu hastamız iyileşeceğine olan inancından dolayı hemen iyileşiyor, buna oksitosin etkisi diyoruz, birçok araştırmalar da var meraklıları araştırabilirler. Yani diyeceğim o ki bizi ayakta tutan iskelet ve kas sistemimiz değil, bir şeylere karşı geliştirdiğimiz inancımız,
İnceleme
CevşenMehmet Dikmen · Cihan Yayınları · 20121 okunma
Reklam
Puan vermedi·200 syf.··
2023 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2023 14:57
Kitap dört bölümden oluşuyor 1-Tarihi Arka Plan 33-60: Kitabın eğer yazılış gayesi Kudüs'e dikkat çekmek, bir Müslüman olarak daha da önem vermemizi ve bu önemin kaynaklarını göstermekse bunu bu bölümde gayet güzel başarmış, kanaatim kitabın tamamı olmasa da bu ilk bölümü okunmaya değerdi. Kudüs'e niyetle başlayıp namazın önemi payıma düştü. Kudüs'ün önemli olmasının sebeplerinden biri İslam tarihinde namazın ilk peygamberden beri hep var olması ve namazın kıblesinin hep Mescid-i Haram'da Kabe idi ta ki Efendimize kadar. Hz. Muhammed'e nübüvvet geldiği ilk günlerden itibaren namaz hep vardı tıpkı diğer peygamberler gibi tek farkla; kıble artık Beytü'l Makdis Kudüs idi. On beş yıla yakın günde beş kere Allah'ın huzuruna çıkarken Kudüs'e yöneldik. Tabi malumunuz kıble tekrar Mescidi Haram'a iade edildi. Peki neden ? Madem ilk insandan beri ve artık kıyamete kadar Kabe olacaktı neden on beş yıllığına bir değişiklik oldu, insanlık tarihinde ilk kez! Evet bildiniz; dikkatimizi, zihnimizi, gönlümüzü oraya o kutsala yöneltmek için. Yazar buna ek olarak fetih için bir hazırlık da diyor tabii Allahu alem. Bu düşüncesi mesnedsiz kalıyor maalesef. Burada konudan koparak namazın İslam'daki yeri daha bir nazar-ı dikkate celbediyor. İslam'da koşulsuz şartsız herkese emredilen tek emir. Ve bu emir günün beş ayrı vaktine yayılmış. Kuranda defatle vurgulanan hatta farklı mefhumlara birlikte zikredilen, sabır gibi, dinin direği diye nitelen en önemli ibadet. Peki bu en önemli ibadetin en önemli unsuru ne ? Kıble. Evet kıble şekilsel olarak mezhebsel farklılıklar olabilir, hastalıktan gözümüz dışında hiç bir yerimizi hareket ettiremiyor olabiliriz, yolda olabiliriz vs tek ille de olması gerek şartı kıble. Eğer kıble tayini yapamadığınız bir yerde iseniz ve yanınızdakiler bu taraf diye
Medine'den Kudüs'eAbdullah Maruf Ömer · Ketebe Yayınları · 202336 okunma
Dünya 1453'te Başladı!
Puan vermedi
“Latin külâhı görmektense Türk sarığını yeğleriz.” Konstantinopol, 1453 “Zulüm 1453’te başladı.” İstanbul, 2013 ….. Kızıl Elma simgesine adanan bir ömür. İnsan ruhlu şehirlerin yaşanmışlığı altında fark edilemeyen o manevi baskı, tüm kadim şehirlerin öz benliğinde hissedilir. Atina’dan, İskenderiye’ye, Semerkand'dan Eriha'ya, Şam’dan Roma’ya, Kudüs'ten İstanbul’a varıncaya kadar… Doğar, büyür, yaşlanır ve yaşamın hengamesini kaldıramayarak insanlar gibi yerini başkalarına devreder. Yeni yüzlerle ve genetik maneviyatın korunarak tüm sinerjinin tarih boyu devam ettiğine tanıklık ederiz. Büyük Roma İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu olarak üç büyük medeniyetin payitahtı olabilmiş tek kadim şehir: İstanbul. 566 yıl önce, insanlık tarihine damgasını vuran, fetih ile sadece bir şehri değil, ‘gönüller yapmayı’ ödev anlayışı bilen bir medeniyetin dönüm noktasıdır 1453. Diğer taraftan ise, 1000 yıllık değerler merkezinin devr-i teslimi, hiçbir gücün yıkamadığı kutsal surların düşüş tarihidir. Doğu’nun ve Batı’nın hükümdarı olmak, insanı, savaşları ve felsefeyi temel alan ilimlerin efendisi olmakla mümkündü. Savaşın beşiğinde şiirler yazan, kitapları insanla eşdeğer gören ve her anı “ya öğrenen ya öğreten” kaidesiyle tefekkür halinde geçiren bir insan ve bir hükümdar... Dünyanın İlk Günü 1453 Bu günlerde çıktı karşıma. Daha doğrusu tevafuk olabilmesi için uygun bir tarihe çekildi tarafımdan. En iyi tarihi roman olarak görülmesinin çok daha öte boyutunda olduğunu söylememem için bir neden yok, son derece titizlikle ve akademik bilgilerin ışığında olarak kronolojik sıralamanın ihmal edilmediği muntazam bir çalışma ürünü. Fetihle ilgili aslında bir şey bilmediğimi sadece bir roman -ve akabindeki diğer dönem kitapları- yeterince gösterebildi. Birçok kişinin
Tarih
Dünyanın İlk Günü 1453Beyazıt Akman · Kopernik Kitap · 20193,776 okunma
Puan vermedi
Ali bin Ebu Talib ( علي بن أﺑﻲ طالب‎; d. 599, Mekke - ö. 661, Kûfe) İslam Devleti'nin 656-661 yılları arasındaki halifesi. İslam peygamberi Muhammed'in (Sav) hem damadı hem de amcası Ebu Talib'in oğlu olan Ali, Muhammed'in İslam'a davetini kabul eden ilk erkektir. Hulafa-i Râşidin dönemi hep çalkantılı olmuştur; 4 halifenin 3'ü öldürülerek şehid olmuş; peygamberin cübbesini taşımak için verdikleri mücadele zorlu koşullar altında çetin mücadelelerle olmuştur. Ali bin Ebu Talib (r.a) bu çalkantılı dönemin en zorlu sınavını iktidar için kan akıtmaktan çekinmeyen küfre karşı vermişti. Hz. Ali deyince akla ilim gelir. Büyük İmam gelir, adalet gelir, mütevazi bir yaşam ve güç gelir. Hz. Peygamber'in amca oğlu ve damadıdır aynı zamanda cennetle müjdelenen 10 sahabeden biridir Hz. Ali. Yazarın rivayetlere objektif yaklaşması ve bu rivayetlere farklı yönlerinden mantıkî deliller getirerek yorumlaması okuyucunun takdirini öne çıkarıyor elbette. İbn Kesir'in adı çok geçiyor, kesin doğruluğu için kaynaklara inmek gerektiğini bilmekle beraber yazarın derin ilmi bilgisi ve ehl-i sünnetten ayrılmayan yapısı bu şüpheyi törpülüyor. Muaviye bin Ebu Sufyân ve beraberindekiler ile olan mücadele kitabın en çok ehemmiyet verdiği konu. Kimi kaynaklar Muaviye'nin ehl-i beytten olduğunu, günümüz ilahiyatçılarının yorumladığının aksine şecaatli ve dirayetli bir mümin ve emir olduğunu naklederler. Muaviye'yi hedef tahtasına oturtan rivayetlerin de -İbn Kesir de buna dahil- doğru olmadığını, bunun ancak ehl-i beyte bir küfür olacabileceğini söylerler. Bu savununun altında peygamberin sahabeyi kötüleyenlerin/sövenlerin hakkında yine doğruluğu muallakta ilan hadis-i kudsi olduğudur. "Ashabım Yıldızlar gibidir; Hangisini örnek alır peşinden giderseniz hidâyet bulursunuz." Ahmet Lütfi Kazancı
Din
Emirül'l-Müminin Hz. AliAhmet Lütfi Kazancı · Ensar Neşriyat · 201952 okunma
Şahsıma ders notları
Puan vermedi·784 syf.··
2023 6. kitabı
Bismillahirrahmanirrahim Eserin çok eski bir basımı elimde mevcut. Eser Fon Matbasından Abdülkadir Şener'in tercümesiyle 1971 yılında basılmış. Hatta 1000kitap aramalarında da bulamadım kitabın bu versiyonunu. Şu an için sadece ilk cilt ile alakalı olarak bazı şeyler yazacağım. Allah (cc) nasip eder ömür devam eder de diğer kitapları okumaya muvaffak olabilirsem; yorum ya da düzeltme ile diğer ciltlere dair şeyler yazmak istediğimi burada nefsime tembihleyeyim. Şahsıma ders notları: Muhammed Ebu Zehra, Hz. Peygamber(sav)'in bazı noktalarda Allah(cc) tarafından düzeltilmesini insanın aklına olan güveninin sınırına dair bir nişane olarak kabul ediyor. Ki bu konuda cumhur da kendisini tasdik eder aslında. Rivayetin olduğu yerde reyin hükmü yoktur. Nass'ın özel bir meseleyi işaret etme gibi durumları varsa da aydınlatılıp değerlendirilmesi gerekmektedir. "Müslüman diyarlarda yaşayan gayri Müslümanlara zimmi isminin verilmesinin nedeni olarak Ebu Zehra, bu Müslümanlara gayri Müslümanların emaneti olmasındandır der. Çünkü onlar Allah ve Resul'ünün zimmetidir. "Bu bir romantik güzelleme mi diye bir bakacağım ? Kıyasta maslahata göre içtihat asıl olandır. Sahabe Efendilerimiz, Allah Resül'ünden yanlış bir şeyden rivayet etmekten o kadar korkmuşlar ki; çoğu zaman Hz. Peygamber'den bir şeyler rivayet etmekten kaçınıp sadece bunları delil olarak kullanıp fetvalarını vermişlerdir. Bu durumun en aşikar delili olarak da dört halife olan efendilerimizin yakınlıklarıyla ters orantılı olarak hadis rivayet sayılarıdır. Hatta başkalarından gelen hadis-i şerifler için de muazzam titiz davranmışlar. Hz. Ebubekir ( ra) ve Hz. Ömer (ra) işittikleri bir hadis-i şerifi iki sahabeden duymak isterlermiş; Hz. Ali(ra) ise ravi'ye yemin ettirirmiş. Sahabelerin bazı konularda farklı tutumlarda
Din
İslâm'da Siyâsî İtikâdî ve Fıkhi Mezhepler TarihiMuhammed Ebu Zehre · Hisar Yayınevi · 2011296 okunma
Reklam
Reklam