Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!
Peki,sen ne görüyorsun bakalım?
İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen,korkan bir insan.
Her yeni günle birlikte ölüme bir adım daha yaklaştığımızı bilerek nasıl huzur içinde uyuyacağız? Koca bir boşluğa düşmemize neden olacak ölüm korkusundan kime sığınacağız? Gece gökte binlerce yıldız gözlerimizde parıldıyor. Hala hissediyor, düşünüyoruz. Ama o büyük an geldiğinde, kim hiçliğe uzanan nihai karanlığa koştuğumuzu bilmenin neden olduğu acıya ilaç olabilecek?
Zira ağzımızdan laf alabilmek için bizi maruz bıraktıkları eziyet, kaba dayaktan ya da fiziksel işkenceden daha sinsi bir yönteme dayalıydı. Bizi olabilecek en zekice yöntemle tecrit etmeye! Bize hiçbir şey yapmadılar; ilk iş mutlak bir hiçliğin içine yerleştirildik, zira bilindiği üzere dünyada başka hiçbir şey, insan ruhuna hiçlik kadar etkili bir baskı uygulayamaz. Her birimizi mutlak bir boşluğa, dış dünyadan tamamen yalıtılmış bir odaya hapsederek dilimizi çözecek baskıyı dayak ve soğukla dışarıdan değil, içeriden uygulayacaklardı.