Herkese selamlar kitap dostlarım…
Bugün Sabahattin Ali ’nin ölüm yıl dönümü…
İnsan bazı yazarları neden unutamaz sizce? Hikâyesi çok güzel olduğu için mi yoksa tam unuttum dediğin yerde bir cümlesi gelip kalbine dokunduğu için mi?
Ben Sabahattin Ali’yi hiçbir zaman “okudum bitti” diyebildiğim bir yazar olarak görmedim. Kürk Mantolu Madonna bitti mesela ama Raif Efendi bitmedi. İçimizdeki Şeytan kapandı ama insanın kendi içindeki o karanlık sustu mu, hayır. Kuyucaklı Yusuf desen, hâlâ içimde bir yerlerde o yalnızlıkla yaşıyor.
Onu farklı yapan şey bence tam da burada… Anlattığı hikaye kitabı kapatınca bitmiyo.. Çünkü bizi orada, o duygunun tam ortasında bırakıyor. Hem bireysel olarak içimize dokunuyor, hem de yaşadığımız toplumun yüzüne sessizce bir ayna tutuyor. Ve o ayna bazen birilerinin işine gelmediğinde maalesef ki sonu hiç de iyi olmayabiliyor…
Ben onun kitaplarını okurken en çok şunu hissediyorum: İnsan bazen kendine bile itiraf edemediği duyguları bir yazarın cümlelerinde yakalıyor. Ve yakaladığı zaman da tıpkı Sabahattin Ali gibi üzerinden yıllar geçse de okurları onu unutamıyor…
Ve belki de bu yüzden bazı yazarlar ölmez. Sadece biz, onların hangi cümlesinde kırılacağımızı bilmeden yaşamaya devam ederiz…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sevgili dost,
Buraya umutlu günler koydum.
Şimdilik uzak gibi görünüyor ama
Kimbilir birazdan uzanıp dokunuruz belki de."
A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka