Bereketli Hilal’in ve Çin’in tarihinden çağdaş dünya için çıkarılacak yararlı bir ders var: Koşullar değişir, geçmişteki üstünlük gelecekteki üstünlüğün güvencesi değildir.
Kuşkusuz yurtsever ya da dinci fanatikleri böyle tehlikeli hale getiren şey fanatiklerin kendilerinin ölümü değildir; onların, kafir düşmanlarını ezmek ya da yok etmek için kendi yandaşlarından bir bölümünün ölümünü kabul etmekten çekinmemeleridir. Tarihte sözü geçen Hıristiyan ve Müslüman fetihlerine yol açan savaş fanatikliği son 6000 yıl içinde şeflikler ve özellikle devletler ortaya çıkıncaya kadar yeryüzünde görülmemiş bir şeydi.
Kurumsallaşmış din, zenginliğin hırsızkratlara aktarılmasını haklı gösterirken merkezileşmiş toplumlara iki önemli yarar sağlar. Birincisi, ortak ideoloji ya da din, birbiriyle akraba olmayan insanların birbirlerini öldürmeden bir arada yaşayabilmesi sorununu çözer -akrabalığa dayanmayan bir bağla onları birbirlerine bağlayarak. İkincisi, insanların başka insanlar adına hayatlarını feda etmeleri için kendi genetik özçıkarları dışında gerekli güdüyü sağlar.
Özellikle düzensizliğe, yani düzenli sistemlerdeki “dağılma, düzensiz hale gelme” eğilimine (entropiye) karşı gelmek için enerji kullanılabiliyorsa, o varlık bizim aradığımız temel canlılık kriterlerini sağlamaktadır.