Mustafa Kemal'den corinne'e sekizinci mektup..
13 mayıs 1914 Hotel Splendide, Sofya Aziz Corinne, Nazik mektuplarınızı büyük bir memnuniyetle alıyorum. İstanbul'da olup biten her şey hakkında hana malumat verdiğiniz için size çok minnettarım: konserler, çarşılar, kibar alemi ilh... Bilhassa müşterek ve samimi dostumuz Nurі Bey'le sohbetleriniz. Yalnız size şunu söylemeliyim ki mektuplarınızda bana yaptığınız tarizlere layık değilim. Son iki mektubunuzda Sofya'ya seyahat arzunuzdan bahsediyorsunuz, bu konuda size bir şey yazmadığım için bana gücendiğinizi yazıyorsunuz. İyi biliyorum ki birçok sebeplerden dolaya bu seyahat sizin için güzel bir şey değildi. Nitekim eminim ki burada saymayı lüzumsuz bulduğum sebepleri siz de biliyorsunuz. Fazla olarak yakında birbirimizi göreceğimizi ümit ediyorum Çünkü ben de İstanbul'a bir seyahat yapmak niyetindeyim. İlkbahar geldiğinden beri Sofya şehri tamamıyla değişti. Balolar suvareler bitti. Kordiplomatik'in büyük bir kısmı mezun olarak gitti. Derne'de çekilen fotoğrafları veya hiç olmazsa onlardan birer örnek gönderirseniz size pek minnettar olacağım. Bunlara bir de kendi fotoğrafınızı ilave ederseniz büyük bir memnuniyet duyacağım. Sizi pek yakında görmek ümidiyle, en hakiki duygularıma inanınız hanımefendi. Mektubun sonunda Atatürk'ün Latin harfleriyle Türkçe yazdığı not: Dünya insanlar için darı imtihandır. İmtihan edilen insanın her suale mutlaka pek muvaffık cevaplar vermesi mümkün olmayabilir. Fakat düşünmelidir ki, hüküm cevapların heyeti umumiyesinden hasıl olan muhassalaya göre verilir. Bu nazariyeyi kabul ettikten sonra, beni bazı noktalarda zayıf ve noksan bulmakla beraber hemen menfi hüküm vermekte acele etmez ve Cevdet Bey'in mektubunda yer bulan satırlarınız başka
Sayfa 43 - Mustafa Kemal bu mektbu yazmadan önce sofyada kıyafet balosuna katılıyor..·Kitabı okudu
Dirlik kaybı O hafta sendikada öğretmenlerin barış konusunu işlemesi kararı verildiğini öğrenince canı sıkıldı Kadir'in, ama bunu sendika temsilcisi Fuat'a hissettirmedi, hatta, "Çok doğru bir karar," dedi, "elimizden bir şey gelmiyor, en azından çocukların dikkatini barışın önemine çekeriz." İnanarak söylemişti bunları, yalan riya yoktu. Sadece burada bitseydi… Aklıevvel öğrencilerden biri ana babasına yetiştirebilir, onlar da okul yönetimine şikâyet edebilirdi. Sorun daha da büyüyebilir, polis, mahkeme devreye girebilirdi. Onlardan yana korkusu, sıkıntısı pek yoktu, ama iş öğretmenlikten atılmasına varırsa yanardı. Bir dolu örnek vardı. Koskoca profesörleri üç cümlelik yazıyla kovanlar, onun gibi birkaç senelik öğretmeni ânında silerdi. İstemeyerek başlamıştı öğretmenliğe, başka çaresi kalmadığında. Kamu personeli sınavına girmeden önce bir sürü işe girip çıkmış, büyük umutlar beslediği, kitaplarla dergilerle haşır neşir olacağı için seveceğini düşündüğü nice işten düş kırıklıklarıyla ayrıldıktan, akşamları birlikte içki içip meyhane masalarında memleket meselelerini tartışırlarken benzer şeyler düşündüklerini sandığı adamların konu iş yaptırmaya, para ödemeye gelince nasıl vampirleştiklerine tanık olduktan sonra isyan etmişti. "Devlet sonuçta, onun insanı ezmesi, aşağılaması, işine gelmediğinde cezalandırması doğal, en azından bunu bilerek çalışırım," diyerek öğretmenliğe başvurmuştu. Yeniden iş aramak, benzer muhitlerde çalışmak fikri içini kaldırıyordu. Öğretmenliğe başladıktan sonra görüştüğü arkadaşlarının sayısı hayli azalmıştı, ama birkaç aydır onlardan da kaçıyordu. Çevresindekilerin, özellikle arkadaş bildiklerinin öteden beri yapageldikleri şeyleri hiçbir şey olmuyormuş gibi sürdürdüklerini görmeye tahammül edemiyordu, hadi onlar neyse, bir de
Sayfa 49·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Geçiyordum, uğradım, dayanamadım, çıktım. Mitat Karaman
İyi de, bunların hiçbirine öte dünyada ihtiya­cı yoktu ki ! Belki güneş kremi, cehennem malum . . . E tabii, intihar ediyordu, cehennemi garantilemişti sonuçta. Unuttuğu şeyi tam bu düşünce trafiğinde hatırladı: İntihar mektubu ! Arkasında bir mektup, en kötü bir not bırakmalıydı . Bari bunu yapsaydı ! 
Sayfa 255·Kitabı okudu
Alıntı
Dünya Siyonist Örgütü'nde bazı kesimler, aynı zamanda Nazi mallarının Orta Doğu ve Kuzey Avrupa'daki en büyük dağıtımcısı oldu. Dünya Siyonist Örgütü, Tel Aviv'de kurduğu Trust and Transfer Office Haavara adlı şirketle Filistin'e getirilen Alman mallarının temel satış hakkını aldı. Wilhelmastrasse'nin gizli arşivleri de Hitler İmparatorluğu Yahudi Ajansı arasında Alman Yahudilerinin Filistin'e göçlerini kolaylaştırmak amacıyla bir antlaşma imzalandığını ortaya koymaktadır. Alman Dışişleri Bakanlığı'na ait 22 Haziran 1937 tarihli bu belge, Nazilerin önayak olmasıyla bir Yahudi devletinin kurulabileceğini şöyle not eder. "İç politika koşullarının dikte ettirdiği bu Alman tedbiri, hiç kuşkusuz Yahudiliğin Filistin'de kuvvetlenmesine yardım edecek ve bu ülkede bir Yahudi devletinin kuruluşuna yardımcı olacaktır. Aynı belgede Yahudi göçünün Hitler tarafından koordine edildiği, Alman diktatörünün konu ile özel olarak ilgilendiği de vurgulanmaktadır.
Sayfa 240 - Eftelya
Gözde sadece, dini perspektifle anlatılan ders içeriklerine maruz kalmıyor. Aynı zamanda başarılı olmak için bunları öğrenmesi de gerekiyor. Göç ve Mültecilik dersinin sınavı için okuması gereken notları şöyle aktarıyor: Hoca, bize 120 sayfa sınav notu gönderdi. 60 sayfa insan haklarıyla ilgili evrensel bildirgelerden sorumluyduk. Geriye kalan 60 say­fa, sadece dini hadis, dini bilgilerdi. Ve anlamıyordum da! Otur­dum onlara çalıştım. Çünkü sınav kağıdına onu yazdığın zaman kesinlikle daha yüksek puan alıyorsun, 100 alıyorsun. Bu dersin notlarına ben de ulaştım. Yarısı gerçekten göç ve mül­tecilik üzerine. Geri kalan kısmı anlamak ise hakikaten zor. Başın­da, "Makaleler" yazsa da bu metinlere makale dernek pek müm­kün değil. Bazılarının sonunda selamlar, dualar var. Örneğin biri­nin son paragrafı şöyle: Yeryüzünü yönetme görevini bihakkın yerine getirebilmesi için beşeri akıl, irade, vicdan, iman, haysiyet, varlıklara isim verebil­me gibi yüksek kabiliyetlerle donatarak onu insan kılan Rabbimize hamdolsun. Vahyin insanı inşa etmesine en güzel örnek olan sev­gili Efendimiz'e salat olsun. Hak ve hürriyet temelinde vahye muta­bık bir hayat inşa etmeye gayret eden tüm insanlara selam olsun... Bu "makale"lerin göçle ve mültecilikle neredeyse hiç alakası yok. Dahası, metinler anlaşılır da değil. lyi not almak için gerçek­ten cümleleri ezberleyip sınavda tekrar etmekten başka çare yok gibi görünüyor. Tıpkı bir duayı anlamını bilmeden, Arapça olarak ezberlemek, gerektiğinde ezberden okumak gibi...
"..bunun yerine size baska, dogrudan dogruya ivan fyodorovic'e ait son derece ilginc, cok ozel, ufak bir hikaye anlatacagim. bes gun ya var ya yok, kendisi burada hanimlarin cogunlugu olusturdugu bir toplulukta, bir tartisma esnasında cok ciddi olarak, dunyada insanları hemcinslerini sevmek icin zorlayan bir gucun, insanligin ille de sevilecegine iliskin bir yasanin bulunmadigini ileri surmus. yeryuzunde sevginin varligini doga yasalarina degil, sirf insanlarin ruh olmezligine olan inanclarina baglamis. ivan fyodorovic parantez icinde, doga yasasinin da bu oldugunu soylemis; insanoglunda ruhun olmezligine iliskin inanc yok edilse, yalniz sevgi degil, yeryuzunde hayatin devami icin butun canli guc de soner gidermis. ote yandan, ahlaksizlik kavrami kalkacak, her sey, hatta yamyamlik bile dogal sayilacakmis. daha da ileri gitmis: ne tanriya, ne de olmezlige inanan herkes icin -mesela bizler gibi- dogadaki ahlak yasasi hemen eski din yasasinin tam tersine bir bicim almaliymis. insanlar icin kotuluge kadar giden her turlu bencil davranis sakincasiz goruldukten baska, en gerekli, en uygun, neredeyse en soylu bir kurtulus caresi sayilmaliymis. bu tur paradokslar ve gariplikler kumkumasi sevimli ivan fyodorovic'imizin sozu nerelere goturebilecegini, daha dogrusu goturmek niyetinde oldugunu tahmin edebilirsiniz beyler. ... -sana bir itirafta bulunmak zorundayim, diye basladi ivan. ben insanin yakinlarini sevmesinin nasil mumkun oldugunu oldum olasi anlayamadim. bence, ozellikle yakinlar sevilmez de uzaklarimiz sevilir. nasil olduysa, bir yerde "merhametli yohan" (bir ermistir bu) ile ilgili bir hikaye okumustum: bir gun ermisin kapisini fakirin biri calmis; ac, usumus bir halde isinacak bir kose istemis, ermis onu kendi yatagina almis, kotu bir hastaliktan cerahatlenmis, pis
Sayfa 314 - isyan·Kitabı okudu