📌 *Hayız ve Cünüplük ile İlgili Hükümler* 👉 Hayız hâli, kadınlar için bir *eksiklik veya kusur değildir.* Bu, Allah Teâlâ'nın Âdemoğullarının kızlarına takdir ettiği fıtrî bir durum ve kulluk imtihanlarından biridir. 👉 Kadının hayız hâlinde yapabileceği ve yapamayacağı hususlar vardır. Bu dönemde bazı fiiller *haram* , bazıları *mekruh* , bazıları ise *helâldir.* 🔹 *Haram Olan Durumlar*❗ 1️⃣ Hayız ve nifas hâlinde bulunan bir kadının farz ve nafile *namaz* kılması, tilâvet secdesi yapması ve cenaze namazı kılması haramdır. 2️⃣ Hayız, nifas ve cünüplük hâlinde farz veya nafile *oruç* tutmak haramdır. Ramazan ayında tutulamayan oruçlar daha *sonra kaza edilir.* 3️⃣ Hayız, nifas ve cünüplük hâlinde *Kâbe'yi* tavaf etmek ve *Mescid-i Harâm'a* girmek haramdır. 4️⃣ Hayız, nifas ve cünüplük hâlinde; sohbet, ziyaret, gezi veya herhangi bir program amacıyla da olsa *mescide* girmek haramdır. 5️⃣ Hayızlı, nifaslı veya cünüp olan kimsenin *Kur'ân-ı Kerîm'e dokunması* ve onu eline alması haramdır. ❗ *Not:* Kur'ân-ı Kerîm, kişiye bitişik olmayan bir bez, kılıf veya benzeri bir örtü ile kaldırılabilir. 6️⃣ Hayız, nifas ve cünüplük hâlinde *Kur'ân-ı Kerîm okumak* ve Kur'ân meali okumak haramdır. Ancak dua manası taşıyan âyetler, *dua niyetiyle* okunabilir. 7️⃣ Hayız ve nifas hâlinde *cima* (cinsel ilişki) haramdır. Aynı şekilde göbek ile diz kapağı arasından *örtüsüz olarak* faydalanmak da haramdır. ❗ *Not:* Göbek ile diz kapağı arasından, sıcaklığı hissedilmeyecek kalınlıkta bir örtü veya elbise üzerinden faydalanılabilir. 🔹 *Mekruh Olan Durumlar* ❗ 8️⃣ Hayız, nifas ve cünüplük hâlinde *tefsir* , fıkıh ve benzeri dinî kitaplara dokunmak *mekruhtur.* Ancak dokunmadan okunabilir. 9️⃣ Cünüp olan kişinin *ağzını yıkamadan* bir şey yiyip içmesi mekruhtur. Ağzını
Din İslam
ŞEYTAN DA UKALÂLARI SEVER...
İzleyenler anımsayacaktır. "Gerçek bir hikâyeden esinlenilmiş" Sonsuzluk Teorisi filminde şöyle bir diyalog vardı: Hindistanlı dâhi matematikçi Srinivasa Ramanujan öğretmeni Prof. Hardy'e soruyordu: "Hava güneşliyken neden şemsiye taşıyorsunuz?" Öğretmeninin cevabı şöyleydi: "Yağmur yağmasın diye. Ben şemsiye taşırsam yağmur yağmaz. Çünkü ateistim." Srinivasa hocasına şu şekilde karşılık veriyordu: "Hayır efendim, tanrıya inanıyorsunuz, ama sizi sevmediğini düşünüyorsunuz." Bizim öğrenci tabii ki bu atışmada "inançlı" olan kesimi temsil ediyor. Ah, sakın, bilim meraklıları "kendince dindar" bu çocuğu hor görmesin. Zira onun 1900'lerin başlarında defterine not aldığı formüller bugün karadeliklerin matematiğini anlamak için kullanılıyormuş. Bazen ben de ateistlerle tartışırken Srinivasa'nın yaşadığı duygu duruma benzer şeyler yaşıyorum. Meselâ geçenlerde bir tanesi şöyle yazdı: "Allah bana mı sordu yaratırken?" Şaşırdım. Bakınız, inançlı bir kimsenin böyle sorması bir derece anlaşılır bir şeydir, çünkü yaradana imânı vardır. İnandığı yaratıcının kendisini niye yarattığını sorgulamaktadır. Buna cevap verilebilir. Mümkündür. Ancak ateist olması hasebiyle zaten yaratıcıya inanmayan birisinin sıkıştığı yerde böyle isyanlara sapmasına gülerim. "O bir inançsız değil!" derim. "O bir küskündür." Bu aşamadan sonra mevzu artık bir "varlık-yokluk" tartışması olmaktan uzaklaşır bence. Konuşulması gereken şimdi Tevhiddir. Çünkü muhatabınız "Allah" demektedir. "La ilâhe"de sıkıntı vardır. __"La ilâhe"deki sıkıntı olduğunu nereden çıkardın a çocuk?" derseniz ona da cevabım şu: Eğer bu arkadaşlar Allah'tan başka ilahın olmadığına sahiden inansalardı o zaman kendilerini de "ikinci bir ilah" konumuna yükseltmezlerdi. Niyazdan öfkeye sapmazlardı. Ne
Tefekkürât
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kürtlerin İlim Hazinesi, tavsiye edilen temel kitaplar
Xezîneya Ilmê Kurdan: Ji Medreseyê heta Zanîngehê* *Kürtlerin İlim Hazinesi: Medreseden Üniversiteye* _Ev lîste ji bo wan kesan e ku dixwazin bi zimanê xwe bixwînin, bifikirin û mezin bibin. Ji Şerefnameyê dest pê bike, heta Felsefe û Jiyanê bimeşe._ _Bu liste, kendi diliyle okumak, düşünmek ve büyümek isteyenler içindir. Şerefname ile başla, Felsefe ve Jiyan’a kadar yürü._ *1. Dîrok û Siyaset / Tarih & Siyaset* Pirtûk / Kitap Nivîskar / Yazar Mijar / Konu Şerefname Şerefhanê Bedlîsî 1597. Kürt tarihinin temel kaynağı. Beylikler, aşiretler. Dîroka Kurd û Kurdistanê M. Emîn Zekî Beg Modern Kürt tarihi. 1930’lar. Klasik eser. Kürtler ve Kürdistan Tarihi M. Xurşîd Efendî Osmanlı dönemi Kürt tarihi. Bîranînên Min Celadet Alî Bedirxan Sürgün, siyaset, Bedirhan ailesi hatıratı. *2. Wêje û Helbest / Edebiyat & Şiir* Pirtûk / Kitap Nivîskar / Yazar Mijar / Konu Mem û Zîn Ehmedê Xanî 1692. Aşk, tasavvuf, felsefe. Kürt edebiyatının şaheseri. Dîwana Melayê Cizîrî Melayê Cizîrî 17. yy. Klasik tasavvuf şiirleri. Dîwana Cegerxwîn Cegerxwîn 20. yy. Vatan, özgürlük, modern Kürt şiiri. Leyla Fîgaro Hesenê Metê Modern roman. Diaspora, kimlik. *3. Dîn, Îslam û Qur’an / Din, İslam & Kur’an* Pirtûk / Kitap Nivîskar / Yazar Mijar / Konu Tefsîra Qur’ana Pîroz Mela Mihyedînê Muksî Tam Kürtçe Kur’an tefsiri. En yaygın. Mewlûda Kurmancî Mela Ehmedê Batê 18. yy. Peygamber’in hayatı. Mevlid geleneği. Nehc-ul Enam Ehmedê Xanî İtikad, fıkıh, ahlak. Medrese temel kitabı. Eqîda Îmanê Mela Seîdê Şemdînî Akaid. İmanın şartları. Rêya Heq Mela Ebdullahê Tîmûkî Fıkıh ve ibadet rehberi. *4. Zanist bo Zarokan / Çocuklar İçin Bilim* Pirtûk / Kitap Nivîskar / Yazar Mijar / Konu **Pirtûka Zanistê Bo
Kurdî
Kemal Sayar
YAPMAMAYI TERCİH EDERİM! Okuduğum kısa romanlar içinde en etkileyicilerinden birisi, Kâtip Bartleby. Herman Melville'in ünlü karakteri Kâtip Bartleby'nin "Yapmamayı tercih ederim" (I would prefer not to) tutumu, bir direniş modelidir aslında. Bize dayatılan rekabetçi düzene açıkça savaş açmak yerine, bu düzenin kurallarıyla oynamayı "tercih etmemek", sistemin işlemesini sağlayan çarklara atılmış sessiz bir kum tanesi gibi. Gelin bunu iş hayatına uygulayalım. Bartleby öfkelenmez, masalara vurarak istifa etmez, şartları iyileştirmek için pazarlık yapmaz ve en önemlisi neden yapmak istemediğine dair hiçbir mazeret sunmaz. Sadece eylemsizliği seçer. Modern iş hayatında, rekabetin ve tükenmişlik kültürünün norm kabul edildiği bir düzende, bu duruş, keskin bir çatışmaya girmeden sınır çizebilmenin güçlü bir felsefesi. Üstünüze vazife olmayan bir şeyi reddetmek için bir mazerete ihtiyacınız yok. Görev tanımınızın tamamen dışında, sırf "fedakarlık" adı altında sizden istenen bir işi veya mesaiyi, kendinizi suçlu hissetmeden ve fazla açıklama yapmadan geri çevirebilirsiniz : "Bunu bu hafta programıma dahil edemeyeceğim." İşinizi eksiksiz ve profesyonelce yapar ancak sizden beklenen o sahte coşkuyu ve duygusal performansı sergilememeyi tercih edebilirsiniz. Zorunlu "mutlu saatler" etkinliklerine katılmamak, sahte gülümseyişlerden kaçınmak, iş yerindeki dedikodu veya rekabet ağlarına dahil olmamak bu duruşun bir parçasıdır. Kapitalist iş etiği, terfi etmek veya iyi çalışan olmak için her zaman sizden beklenenin %120'sini vermenizi öğütler. Sözleşmenizde yazan ve maaşını aldığınız işi, sadece mesai saatleri içinde yapmak size yeter. Başkasının eksik bıraktığı işi yüklenmeyi veya hafta sonu e-postalara bakmayı tercih etmeyebilirsiniz. WhatsApp grupları ve e-postalar, iş
çokça kişi olmadıysa hayırlı değildir der
bugün katıldığım havacılık psikolojisi sempozyumundan ilhamla eiman jahangir'in çabalarından ve "hayırlısı" kelimesinin insanın yaşanmamış ihtimallerini bilişinde yerin dibine sokabileceği gibi göğün en yüksek tepesine de çıkartma potansiyelinden bahsetmek istiyorum. jahangir çocukluğundan beri doktor ve astronot olmak istemiş, astronot olmak ona bir Doğulu olarak o denli imkansız gelmiş ki daha imkanlı olan alanına yönelip doktor olmuş fakat astronot olma ateşi içinde hiç sönmemiş. 2001 yılında seçmeleri kaybetmiş, 2013'te yeniden denediğinde yeniden kaybetmiş. o da alanında uzmanlaşmış kardiyoloji uzmanı olmuş. yine de tekrar tekrar astronot olmak için (veya ona yüklediği anlam için) denemiş. bir gün uzaya çıkmanın yolunun sadece NASA olmayacağını keşfettiğinde sivil bir şekilde uzaya çıkma fırsatı bulmuş. derken bu da yetmediği için tekrar denemiş ve şu an hem astronot hem kardiyolog. bu hikayede kendi hayatımla özdeşim kurdum. varlığımı bildiğim bileli asker olmak isteyen küçük bir çocuktum. ilkokulda okulumuza fotoğrafçılar resim çekmeye geldiğinde 'benim resmimi çekemezsiniz, ileride asker olacak birinin kimliği ifşa olmamalı' diye bahçeye koşuşumu, öğretmenlerimin beni zar zor yakalayıp poz vermeye zorlayışını hatırlıyorum. biraz daha büyüyüp şeref yoksunu insanların asker olamayacağını düşünmem ile şerefli olup olmadığımı anlamlandırmaya çalışırken tam yedi yılımı geride bırakışımı ve en son şerefli olduğuma kanaat getirişimi hatırlıyorum. çoğu insan hayattaki amacını en erken, kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası evresinde ergenken bulur sanırım. Ben küçük bir çocukken bulduğum için askeriyeyi ilk denediğim vakte kadar yaşadığım geç kalmışlık hissinin altında yıllarca ezilişimi hatırlıyorum. bu yüzdendir ki askeriyeyi ilk defa denediğimde bile yıllardır onu
Hayata Dair
Nedir Gravity’s Rainbow? Neden Gravity’s Rainbow?
Merhabalar, öncelikle bunun bir kitap incelemesi olmayacağını belirtmem lazım. Sadece Türkçeye henüz çevril(e)meyen bu takozun hakkındaki çokça bilinen – ülkemiz dışında tabii- şeyleri toparlayıp benim neden bu işe bulaştığımı açıklamaya çalışacağım bir parça. Gravity’s Rainbow ya da benim çeviride kullandığım adıyla Yerçekimi Gökkuşağı (Gerçi Gökkuşağı’nın Çekimi de deniyormuş galiba, bilemedim.) Thomas Pynchon’un 1973’de yazdığı üçüncü romanı. Başlarda bunun roketlerle alakalı bir 2.Dünya Savaşı romanı olarak düşünebilirsiniz. Hatta yazar hakkında en ufak bir fikri olanlar kitabın paranoyak bir kurgu olabileceğini de iddia edebilir. Bazı bilim kurgu manyakları (Üst insana evrilmeden önce böyle bahsediliyordu kendilerinden) da 73 yılında Nebula ödülüne aday gösterilmesi nedeniyle kitabın bilim kurgu ya da fantastik bir roman olduğunu söyleyebilir. Hiçbiri yanlış değil, ama doğru da değil. Ama önce yazardan başlayalım isterseniz. Yazardan başlayalım evet, ama küçük bir sorunumuz var: Pynchon’ın kim olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Hatta Thomas Pynchon diye biri gerçekten var mı diye soranlar bile var. Evet, var. Sonuçta Antik Yunan döneminde ya da I. Elizabeth İngiltere’sinde yaşamıyoruz. Bir takım kanıtlar var elimizde , ama bunlar bir UFO dosyasından hallice. Thomas Pynchon, edebiyat dünyasının J.D. Salinger ile birlikte en büyük "münzevisi". 1963’ten beri hiçbir röportaj vermemiş, tek bir fotoğrafı çektirmemiş. Elimizde sadece gençlik yıllarından kalma birkaç siyah-beyaz fotoğrafı var. Bir de Simpsons dizisine konuk olduğunda başına bir kese kağıdı geçirmiş hali. Gazeteciler onu bulmak için Meksika’nın dağ köylerine, New York’un kuytu sokaklarına bakmışlar. Hatta bir dönem, Pynchon’ın aslında J.D. Salinger olduğu, Salinger’ın bu isimle daha çılgın kitaplar
Edebiyat