esra çelebi

esra çelebi
ALLAH is with you wherever you are.
Endüstri Mühendisi
Nevşehir
15 Şubat
214 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
Kitap, "Savaş esnasında milli duyguları ön plana çıkmış, Osmanlı Devleti'ne ve Müslüman Türk milletine karşı ön yargılı ve hasmane görüşlere sahip bir İngiliz savaş muhabiri olan Ellis Ashmead Bartlett'in kendi kamuoyunu bilgilendirmek üzere Londra basınına gönderdiği raporlardan oluşmaktadır." Savaşın İngilizler lehine sonuçlandırılacağından son derece ümitli ve galibiyetten kuşkusu olmayan yazar, İngiliz ordusundan, özellikle de Avustralya ve Yeni Zellanda askerlerden son derece ümitlidir ve onlar hakkında övgüler yağdırır raporlarında. İstanbul'un işgal olunacağından hiç şüphesi olmayan savaş muhabiri, müttefik ordusu ilerleme kaydedemeyince ve hücum girişimleri sonuç vermeyince yaşadıkları başarısızlıkların sebebini Türk ordusundaki Almanların eseri olduğunu vurgulayarak, başarının sahibi Türk asker ve subaylarının zaferini bir türlü kabul etmek istememiştir. "...Türk ordusu, yüksek askeri eğitim görmüş güzide Alman subayları tarafından idare edildiğinden ve bu subayların askeri ve ilmi olarak iyi yetişmiş olmalarından dolayıdır ki bugünkü Türk başka türlü düşmandır..." demiştir. Bartlett, Çanakkale Seferi için "son ve en büyük Haçlı Ordusu" tabirini de kullanmaktan kaçınmamıştır. Öyle ki Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u alarak savaşıp öldürdüğü İngiliz şövalyelerinin intikamını, bu savaş sonrasında galibiyet kazanarak alacaklarını ifade etmiştir. Raporlarının başlangıcında Türk askerini küçümseyen tavırlar sergileyen muhabir, savaş ilerleyip de galibiyetin hayal olduğunu anlamasıyla beraber Türk askerlerinin yiğit ve iyi birer asker olduğunu itiraf etmek zorunda kalır. "..Askerlerimizin savaşmakta olduğu bugünkü düşman evladları, namdâr gazi ve şöhretli kumandan Osman Paşa'nın kumandasında olarak Plevne'yi kahramanca tutan arslanların aynıdır.."
Tarih
Çanakkale GerçeğiEllis Ashmead-Bartlett · Yeditepe Yayınevi · 200530 okunma
Reklam
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2017 51. kitabı
Kitabı yeni bitirmiş olmanın verdiği duygularla yazmak istiyorum. Bu kitabı bana bir arkadaşım tavsiye etmiş ve "mutlaka okumanı istiyorum!" demişti. Ona çok minnettarım şuan. .Bu incelemeyle ben de başkalarının hayatına katkıda bulunabilirsem borcumu ödemiş olurum diye ümit ediyorum. Öncelikle klasik bir psikolojik romandan çok farklı olduğunu söylemem gerekir. Sadece bir hikayenin içinde kendinizi bulmuyor aynı zamanda beyin fırtınası yaşıyorsunuz. Günlük yaşantınızdaki kişilerle olan iletişiminizi sorgulatıyor size. Nerede yanlış yaptım dediğiniz yerleri bir bir gösteriyor roman kahramanıyla. Aslına bakarsanız sanki roman kahramanının yerinde siz varmış gibisiniz. *spoiler içerir* Düşünün ki intihar etmek üzeresiniz, birisi sizi görüyor ve "hadi atla!" diyor. İçsel anlamda sorgulamalarınız o an başlıyor işte. "Atlama!" dese yine aynı etki olur muydu bilinmez ama kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz ki bir insanı vazgeçirmenin yolu yapacağı şeyi yapmamasını söylemek değil. Zira bu o kişinin o işi yapmak için daha büyük istek duymasına sebep olacaktır. Hayatta hepimiz özgürlük peşinde değil miyiz? Özgür şekilde fikirlerimizi söyleyelim, istediğimiz gibi yaşayalım, kararlarımızı özgür şekilde alalım. Yani hiç kimse aldığı kararlarda ve yaşamında -kendi talep etmedikçe- başkasının müdahale etmesinden hoşlanmıyor. Genelde yasaklar cezbedicidir ve "yapma!" denilen şeyler yapılmaya müsait hale gelir. Bu sebeptendir ki bizler karar verirken bazen istemesek de yap denileni yapmama, yapma denileni yapma eğilimi gösteriyoruz. İntiharı düşünen roman kahramanının o anlık intihardan vazgeçmesi hayata bağlanmasına sebep olmayacaktır elbette. Sonuçta intiharı düşünene kadar ki süreçte birçok sıkıntı buhran geçiriyor ve bu durumların içinden
Edebiyat
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet GezerLaurent Gounelle · Pegasus Yayınları · 20137,4bin okunma
10/10
·72 syf.··
2017 50. kitabı
Bir babaya hasretliğin hikayesi...hasretlik diyorum çünkü yanında olsa bile hasret duyarsın bazen sevgiye, ilgiye, baba şefkatine.. Degiştiremeyeceğin şeyler olur ya hayatta. Silemezsin, değiştiremezsin, bırakıp gidemezsin, vazgeçemezsin. Yine de sitem etmeden de rahat edemezsin. Çünkü içinde, kalbinin bir köşesinde yer alan senin bir parçanı koparmak mümkün değildir. Ama kabullenmezsin de yaşananları, yaşattıklarını, hayal kırıklıklarını.. Dile dökersin, hislerini bilsin istersin, bir cesaretsizlik vardır yüzüne söyleyemezsin (Belki de buna cesaretin yoktur. Belki arandaki setlerin daha da kalın duvarlarla örülmesinden korkarsın). Söylemeden için rahat etmez çünkü sevdiğin biridir boşver deyip gidemezsin. Sadece bir serzenişte bulunursun uzaktan. Belki bir şiir yazarsın, belki bir kitap...Belki de bir mektup yazarsın hiç gönderemeyeceğin.. Belki de babaya yazılan bu mektup derinden hissedilen hasretin son bulması içindir. .
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202253,9bin okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2017 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2017 23:03
Lale devrinde Sultan III. Ahmet ve veziri Damat İbrahim Paşa döneminde yaşanan bir aşk, kurulan tuzaklar, Patrona Halil İsyanı sonrası katliamlar ve bir sis perdesinin ortadan kalkması. Aslında bu şekilde özetlenebilir desem de lalerin bu dönemde öneminden bahsetmemek olmaz. Öyle ki Lale Devri denmiş bu döneme. Renk renk lalerin üretildiği müsabakaların düzenlenip açık artırmayla satıldığı ve yurt dışına gönderilip resimlerinin çizilip kitap haline getirildiği bir zaman dilimi. Katre-i Matem (matem damlası) koyu mor siyaha çalan bir renkte bir lale. Kara şahin'in Nakşıgül'e ulaşmak arzusuyla büyüttüğü lalesi ile belki bir şehzade olduğunu bilmeden yaşayacağı bir ömür. O dönemlere gidip matemli bir havaya girmek ve kendini büyülenmiş hissetmek isteyenler okuyabilir. Herkese keyifli okumalar..
Edebiyat
Katre-i Matemİskender Pala · Kapı Yayınları · 202525,5bin okunma
10/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2017 34. kitabı
Bu muhteşem kitaba o kadar güzel incelemelerde bulunulmuş ki bir tane de ben yazsam daha güzelini yazamam diye düşündüm. Okuduktan sonra insanın kalbinde öyle güzel bir his bırakıyor, öyle duygu yüklü oluyorsunuz. Böyle duygu yüklü bir kitabı okuduğum için çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Okuduğun bir kitabın, izlediğin bir filmin yüreğine dokunması, sana harikulade şeyler hissettirmesi ve iyi ki okudum dedirtmesi kadar güzel bir sey yok. Küçük Zeze' nin yediği dayaklar bir çoğumuzun çocukluğunda belki de yaşadığı şeyler. Bunlar benim için çok da üzerinde durduğum şeyler değildi. Fakat o kadar küçük bedeninde öyle kocaman bir yüreği var ki okurken duygulanmamak elde değil. Sevgiye muhtaç öyle güzel yürekli bir çocuk. Portuga'yla ayrılık çok yıpratmıştı seni. Yataklara düşmüştün. Oysa seni anlayan tek dostundu o. Hani baban üzgün diye morali yerine gelsin diye şarkı söylemiştin de anlamını bile bilmediğin müstehcen şarkı sözlerinden dolayı babandan dayak yemiştin. Seni bir daha sevmeyeceğim, seni öldüreceğim ama içimde öldüreceğim demiştin. Kimse seni anlamayacak Zeze. Çünkü kimsenin senin kadar büyük yüreği yok. Her kitap bir duygu bırakıyor insanda. Şeker portakalının bıraktığı his başka bir kitapta olmayacak ve bu kitabın yeri dolmayacak eminim. Her insanın mutlaka bir kez okuması gerek. Bir kere Zeze'nin hissettiklerini hissetmesi. Belki bu şekilde empati kurarız ve daha mutlu çocuklar yetiştiririz.
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
Reklam