Eğer onun "Der Einzige" mefhumunu, kavramın yüklendiği asli içeriğinden koparıp, bu sözcüğü “Ego” olarak çevirirsek, evet; Stirnerciliği bir tür "anarşist egoizm güzellemesi" olarak rahatlıkla okuyabiliriz. Peki ya gerçekten Stirner, Einzige sözcüğünü kullanırken, bize bir "psikolojik egoizm" biçiminden mi bahsediyordur yoksa burada söz konusu olan şey, kapitalist rasyonalitenin hepimize şırıngaladığı sahiplenici bir bireyciliğin kutsanması mıdır? Bu noktada, Genç Hegelcilerin, eserin yayımlanmasından sonra dile getirdikleri kritiklerden çok belki de Stirner'e isnat edilen egoist etiketinin en büyük müsebbibinin, eserin ilk İngilizce versiyonunun yayıncısı olan Benjamin Tucker olduğunu söyleyerek soruşturmamızı sürdürelim. Tucker, Einzige sözcüğünü “Ego” olarak tercüme eder. Kitap The Ego and His Own adıyla başlığıyla İngilizce konuşulan dünyaya taşınmış olur. Böylelikle Stirner'in okumasına dönük yaygın yanılgıya da yol vermiş olur Tucker, muhtemelen istemeden. Ne var ki kitabın ismi sonradan daha anlamlı bir biçimde çevrilecektir: The Unique Individual and His Property. Bunun yanı sıra Mackay'ın girişimiyle anarşist çevrelerde Stirner vakası patlayınca bizzat önemli anarşist figürler de Stirner'in varlığından huzursuz olacak ve onu kanondan dışlayacaklardır. Kropotkin'den Malatesta'ya kadar pek çok kişi için Stirner tehlikelidir, dolayısıyla onun egoistik anarşizminin zehrinin saçılmasına mâni olunmalıdır. Tabii ki Engels'in 1886'da Stirner'e küfretmek için anarşist terimini kullanıma sokması karşısında, anarşistlerin, Stirner'le herhangi bir ilgilerinin olmadığına dair tuhaf bir savunma içine alttan alta giriştiğini eklememiz gerekir.
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Engels ise Stirner'in eserinde yakaladığını iddia ettiği iflah olmaz egoizmi "günümüz toplumunun ve günümüz insanının bilinç düzeyine getirilmiş özü” olarak resmedip, Stirner'in egoizminin derhal komünizme dönüştürülmesi gerektiğini iddia etti ve bu ilk başlardaki olumlu düşüncesini Marx'a bir mektupla iletti. Hem de eseri okuduktan kısa bir süre sonra. Marx'a yazdığı mektuptaki şu kısım önemli: (Stirner düşüncesini) ilerletmek için herhangi bir şey yapmadan önce, kendi egoist amacımız için bir neden oluşturmamız gerektiği kesinlikle doğrudur - ve dolayısıyla bu anlamda, herhangi bir nihai maddi özlemde, biz de egoizmden dolayı komünistiz ve sadece bireyler değil, insan olmayı dilememiz egoizmden kaynaklanmaktadır. Ya da başka bir deyişle, Stirner, Feuerbach'in (...) “insan”ını reddetmekte haklıdır. Feuerbach "insan”ı Tanrı'dan çıkarır, Tanrı'dan “insan”a ulaşır ve bu nedenle “insan” teolojik bir soyutlama halesiyle taçlandırılır. “İnsana varmanın gerçek yolu bunun tam tersidir. Stirner gibi değilsek, bu noktada sıkışıp kalmak yerine, kendimizi “insan”a yükseltmek için deneysel, etten kanlı birey olan Ego'dan ayrılmalıyız.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Reklam
Elle tutulur ne varsa uçup gider, kutsal olan her şey ayaklar altına alınır ve sonunda insanoğlu aklını başına toplayıp yaşamının gerçek koşulları ve kendi türüyle olan ilişkileriyle yüz yüze gelmek zorunda kalır.
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Tüm toplumların bugüne kadarki tarihi, sınıf savaşımlarının tarihidir.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Yine bir etimolojik bilgi
Yunanca genosa, Latince gense, Gotça kuniye karşılık düşen Orta Yüksek Almanca sözcük künnedir ve soy ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Kadın anlamında kullanılan sözcüğün aynı kökten geliyor oluşu, analık hukuku dönemlerine işaret ediyor: Yunanca gyne, Slavca zena, Gotça qvino, Eski İskandinav dilinde kona,kuna.
Alıntı
İlginç bir anektod bilgi
Alamanların(Alamannen) halk hukukunda, halkın Tuna'nın güneyinde fethettiği topraklarda sülalelere(genealogiae) göre yerleştiği gösterilmektedir; burada genealogiae, daha sonraki mark(Markgenossenschaft) ya da köy kooperatifleriyle(Dorfgenossenshaft) tamamen aynı anlamda kullanılmıştır.
Alıntı
Reklam
Reklam