Eski bir otobüste,
Bambaşka epeski bir zamana giderken,
Varıp çıkarken boğucu bir koku içinde.
Az evvel yoğun bir kötülükten gelmiş yolcu,
Darmadağın serzenişte.
Durak durak sıkıntı toplayan bu kalıp,
Sabaha da ümitsizler topluyor gözler mahmur.
Güneş mide bulandıran bir sıçramayla,
Mezarlıktan kaçarken,
Semt üzerlerinden geçen alkolik bir yorgunluk.
İki semt arası kısa bir mesafedir aslında,
İnsanın ruhsal karasına,
Kanalizasyon tıkanırken,
Yol tıkanıyor.
Oturmamış bir kültürün içinde...
Gece on ikiyi bulur,
Sabahı arar satırlarda.
Şırıl şırıl akarken karamsarlık,
Leş gibi kokarken,
Kaçamak ayaklarım.
Dünyanın dönmesine gibi zaman,
Kalp atışlarında sessiz haykırış,
Eski bir otobüsün içinde olmadığı hâlde,
Kaçamak saatlerde.
Yol bitince meraklı vesveseler.