Helot ayaklanmasındaki olaylar, Spartalılarla işbirliği lehine tutum almış Atinalı liderlerle, kulağa hoş gelen ancak bu küstah ve güvenilmez rakibe utanç verici bir boyun eğişten başka bir şey olmayan bu fikrin derhal reddedilmesi gerektiğini savunanlar arasında asla onarılamayacak bir çatlağa da neden oldu. Bu anlaşmazlık eşzamanlı olarak Atina siyasetini de etkiledi. Perikles'in desteklediği Ephialtes, meclisi, eski arhkonlardan (her biri bir yıl görev yapan dokuz üst düzey görevliden oluşan kurul üyesi) oluşan ve üyelerinin ömür boyu görev yaptığı Areopagos Komseyi'nin siyasi ve yargısal yetkilerinin ciddi bir şekilde azaltılarak Atina yönetimi içinde yeniden yetki dağıtımı yapılmasına ikna etti.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Peloponnesos'un güneybatısındaki helot ayaklanması tüm hızıyla devam ediyordu. Umutsuzluk içindeki Spartalılar Atina'dan askeri yardım istediler. Atina ordusunun isyancıların İthome Dağı'ndaki kalesine saldırmak için gerekli kuşatma teçhizatına sahip olduğunu biliyorlardı. Sparta elçileri isteklerini dile getirmek üzere Atina'ya vardıkları sırada Atinalılar, Spartalıların şimdi yardım istedikleri Yunanların yurdu olan Atina'yı Thasosluların ricası üzerine istila etme gizli planlarından habersizdiler. Spartalıların yardım isteği Atina meclisinde hararetli tartışmalara neden oldu. Asker gönderilmesine karşı en sert muhalefet, o zamankj siyasi nüfuzu, mecliste ve mahkemelerde konuşma yapanların standartlarını karşılamaya hâlâ yetmeyen Perikles'in siyasi nüfuzunu kat kat aşan kıdemli lider Ephialtes'ten geldi. Ephialtes, üstünlük taslayan bu küstah devletin burnunun sürtülmesi gerektiğini söyleyerek yardım etme fikrinin şiddetle karşısında durdu. Artık yurduna dönmüş bulunan ateşli Sparta taraftarı Kimon bu fikre itirazlarını, sonradan meşhur olan kışkırtıcı sözlerle sonlandırdı: Atinalıları Yunanistan'ın topal kalmasına izin vermemeye çağırdı, aksi halde Atina'nın aynı boyunduruk altında birlikte yürüdüğü eşini göz ardı etmiş olacağını söyledi. Kimon'un bu duyguları kamçılayan argümanları, Atina yurttaşlarını Sparta'ya onun komutasında 4000 hoplit göndermeye ikna etti.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Reklam
İsmimin Almanca'da geldiği anlama bak :(
İspanyolca’daki pesadilla çok neşelidir; sonuna gelen küçültme eki -illa bu sözcüğü biraz güçsüz kılar. Karabasan için öbür dillerde kullanılan sözcükler daha güçlüdür. Örneğin, Grekçe’deki ephialtes sözcüğü; ephialtes, insanoğluna karabasanlar esinleyen iblistir. Latince'de Incubus sözcüğü vardır. Incubus da uyuyan insanı tedirgin edip karabasanlar görmesine yol açan iblistir. Almanca’daki alp sözcüğü çok tuhaftır; hem cin anlamına gelir, hem de cinlerin verdiği sıkıntı.
İnsan aslında neydi, ne oldu, önce bunu bilmemiz gerek. Çünkü insan her zaman bugünkü gibi değil, bir başka türlüydü. İnsan soyu ilkin üç çeşitti. Şimdiki gibi erkek, dişi diye ikiye ayrılmıyordu, her ikisini içine alan bir üçüncü çeşit daha vardı. Bu çeşidin kendi kayboldu, sade adı kaldı: Androgynos denilen bu çeşidin adı gibi biçimi de hem erkek, hem dişiydi; bugün sözü edilmesi bile ayıp sayılır. İşte bu insanlar yuvarlak sırtları ve böğürleri ile tostoparlak bir şeydiler. Her birinin dört eli, bir o kadar da bacağı vardı: Yusyuvarlak bir boyun üzerinde birbirine tıpatıp eşit, ama ters yöne bakan iki yüzlü bir tek kafa, dört kulak; edep yerleri ve her şeyleri de ona göre hep ikişer. Yürürken istedikleri yöne doğru, bizim gibi, düpedüz adım atabilir, koşmak istedikleri zaman da tepetakla, havaya fırlayan bacakları ile bir tekerlek olur, sekiz kola, bacağa birden dayandıkları için döne döne uçar giderlerdi. Peki, ama neden insanlar üç çeşitti, neden dediğim gibiydiler? Çünkü erkekler, aslında güneşten gelmeydi, dişi bu dünyadan, ikisini birleştiren cins de aydan; ay hem güneşe, hem dünyaya bağlı ya. Toparlak olmaları, döne döne gitmeleri de bu gezegenlere çektikleri içindir. Homeros'un anlattığı Ephialtes ile Otos bu cins insanlar olacak. Hani göğe tırmanmaya, Tanrılara karşı koymaya yeltenmişler. Bunun üzerine Zeus ve öbür Tanrılar görüşmüş, konuşmuşlar, ne yapacaklarını pek bilememişler. Bir yandan insanları yok etmek, Devler gibi soylarını yıldırımla yakıp kül etmek istemiyorlarmış (çünkü o zaman insanların kendilerine sundukları kurbanlar da son bulacaktı), öbür yandan da küstahlığın bu derecesine göz yumamazlarmış. Zeus uzun uzun düşündükten sonra, "Galiba bir çare buldum, " der, "İnsanlar hem kalsın hem de kuvvetten düşüp hadlerini bilsinler. İkiye bölece­ğim
İnsanlar aşkın nelere kadir olduğunun farkında değiller. Çünkü eğer farkında olsalardı onun için en güzel tapınakları, en güzel sunakları ve en muhteşem kurban törenlerini düzenlerlerdi. Hiç de bugünkü gibi olmazdı, oysa şu anki durum çok farklı. Yine de bundan daha gerekli başka bir şey olamaz. Aşk tanrılar arasında, insanların en yakın dostudur, insanların en önemli ilacı olan mutluluğu onlara verir. Şimdi size onun nelere kadir olduğunu anlatmaya çalışacağım, siz de başkalarına anlatırsınız. Ancak öncelikle insan doğasını ve yaşadıklarını bilmek gerekir. Eskiden doğamız şimdiki gibi değildi, her şey çok farklıydı. En önemlisi bugünkü gibi sadece erkek ve kadın yoktu, bir de ikisinin karışımı olan üçüncü bir cins vardı. Bugün bu cins yoktur ama ismi bilinir. Buna kadın erkek denir. (Hermafrodit) İsminden de anlaşılabileceği üzere bu tür, hem erkek hem de kadındı. Bugünse bu cins artık yoktur, ismiyse sadece birini aşağılamak amacıyla kullanılır. Bu cinsten olan insanların hepsi kamburdu ve bombeli böğürleri vardı. Dörder el ve ayağa sahiptiler. Yuvarlak boyunlarının üzerinde ikişer yüzleri vardı, iki yüz de farklı yönlere bakıyordu ve üzerinde tek bir kafaları vardı. Öte yandan dörder kulakları, ikişer üreme organları vardı ve her şey buna göre şekillenmişti. Bir yere doğru yürüdükleri zaman istedikleri şekilde gidebilmekteydiler, ama koşmak isterlerse o zaman takla atan cambazlar gibi adeta bir tekerlek gibi dönerek ilerlemek durumunda kalırlardı. Peki, neden söylediğim şekilde insanlar üç cinsiyetliydiler? Bunun nedeni erkeğin Güneş'li, kadının Yer'li ve üçüncü cinsin de Ay'lı olmasıydı. Güneş, yer ve ayın ortaklığı bilinir. Hepsinin şeklinin ve hareket biçiminin daire biçiminde olmasının nedeni bu ortaklıktır. Sonsuz güçleri, kabalıkları ve kibirleri buradan
Sayfa 65 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bu sebeple, namussuz bir kimse, üstünde rahip kıyafetiyle, ahlâksız bir suç işlediğinde, kiliseyi itham etmek nasıl yanlışsa, bir başkası da, Milliyetini kirletip ona ihanet ederse bundan dolayı kiliseyi itham etmek o derece haksızlıktır, özellikle zamanımızda şunu unutmamak gerekir: Bu Ephialtes'lerin birine karşılık, binlerce rakip görülür ki yürekli milletinin felaketleriyle kalpleri kanamakta ve onları da, en yüce vatanseverler kadar, Tanrı'nın bize yardım edeceği günün doğacağını bütün kalpleri ile temenni etmektedirler.
Sayfa 111 - dokuz yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam