Şimdi ahmaklığın nasıl mükemmel bir değer olduğunu vurun bakalım hendeseye; göreceksiniz ki onun aldatıcı gölgesi, hatta sıradan bir taklidi bile bilgin tayfasının hararetli takdirine şayan olmaktadır. Epicurus'un beslediği domuz sürüsünde en afili ve semiz olanı, arkadaşlarına seslendiğinde Horatius bunu daha da açık bir dille söylüyor: "Öğütlerinize azıcık ahmaklık karıştırın!" Fakat "Azıcık olsun," diye ekleyiveriyor; neyse ki aklı başına gelince, "Gerektiği yerde aptal olmak tatlıdır,"demekten de geri durmuyor. Yine başka bir yerde "Bilge olmak ve homurdanmaktansa deli ve beceriksiz görünmeyi tercih etmek" cihetinde açıklamalar yapıyor ve şöyle sürdürüyor sözlerini: "Her kim ki sanattan anlar adamakıllı, Kendi dizelerinden seyrek alır hazzı.
Siz, en iyi insanlara düşman olan, en kindar kafalar, Platon'a da, Epicurus'a da, Zenon'a da böyle karşı çıktınız. Onların hepsi nasıl yaşadıklarını değil, aksine nasıl yaşamaları gerektiğini anlatıyordu. Ben de kendimden değil, erdemden bahsediyorum, kusurlarla ama özellikle de kendi kusurlarımla mücadele ediyorum.
Alıntı
Reklam
Hiç kimse der Epicurus, doğduğundan başka türlü göçmez bu dünyadan, doğru değil bu. Biz doğduğumuzdan daha kötü göçüyoruz.
Alıntı
Epicurus'a laf sokuluyor burda:)
Biri der ki, "Ama zihnin de kendine özgü hazları olacaktır."Olsun bakalım, şatafat ile hazların yargıcı Sıfatıyla insanda bulunsun. Kendini duyuların aldığı hazlarla doldursun, sonra geçmişe baksın ve tükenen hazları hatırlasın, önceki hazlarla mest olsun ve hazları arzuyla beklesin, beklentilerini tartsın ve beden o an çaresizce uzanırken, geleceğe matuf düşüncelerini paylaşsın. Zihin bu haldeyken bana daha zavallı görünecek, zira iyi şeyler yerine kötü şeyleri tercih etmek deliliktir. Sağlıklı olmayan mutlu değildir, kendisi için en iyisi olan şeyler yerine zararlı olan şeylerin peşinde koşan biri de sağlıklı değildir. Dolayısıyla yargısı doğru olan mutludur, her ne olursa olsun, mevcut durumda başına gelen şeylerden memnun olan, kendi koşullarına uyum sağlayan ve yine koşullarının yarattığı her durumda aklın rehberlik ettiği insan mutludur.
Alıntı
Talih
Epicurus, "Talih nadiren bilgenin yolunu keser," demiştir. Nasıl da yiğitlerin ağzına layık bir söz! Sen daha cesurca konuşmak ve talihi tümüyle kovmak ister misin? Bilgenin evi küçüktür, süsten yoksundur, gürültüsüzdür, gösterişten yoksundur, insanları parasına göre değerlendirerek ayrım yapan kapıcılarla korunmaz, aksine, talih boş ve kapı görevlilerinden azade olan o eşikten geçemez. Talih kendisine ait hiçbir şeyin olmadığı o evde bir yerinin olmadığını bilir.
Sayfa 23·Kitabı okudu
1000Kitap
Seneca
Üç yaşam türü vardır ve hangisinin en iyisi olduğu hep sorulur. Birincisi hazza, ikincisi temaşaya, üçüncüsü ise eyleme adanmış yaşamdır. İlkin tartışmayı, karşıt düşünceyi savunanlara karşı duyduğumuz yatışmak bilmeyen nefreti bir kenara koyarak bütün bu yaşam türlerinin başka adlar altında da olsa aynı sonuca varıp varmadığını görelim. Hazzı savunan temaşadan, kendisini temaşaya adayan hazdan, yaşamı eylemlerle şekillenen ise temaşadan yoksun değildir. Diyebilirsin ki, "Bir şeyin kendisinin amaç olmasıyla, başka bir şeyin fazladan katkısı olması arasında büyük bir fark vardır." Kuşkusuz, büyük bir fark var, ancak yine de biri olmadan diğeri de olmaz. Eylemsiz temaşa edilmez, temaşasız eylem halinde olunmaz, kötü olduğunu düşünmekte uzlaştığımız üçüncü yaşam türü yavan hazzı savunur ama bu haz muhakemeyle sağlamlaştırılır, böylece bu haz öğretisi de eylemde bulunmuş olur. Epicurus bile kendisinin bazen hazdan vazgeçebileceğini, hazzı pişmanlık izlediğinde ya da daha büyük acı yerine daha az bir acı çekmesi mümkün olduğunda en nihayetinde acıyı tercih edebileceğini söylediğine göre, niçin bu yaşam türünde eylem bulunmasın? Bunları söylemenin anlamı ne? Temaşayı herkesin kabul edebileceği görülüyor; bazıları onu hedefler, bizim içinse o demirleme yeridir, liman değil. Halihazırda Chrysippus'un ilkesine göre inzivada yaşamaya cevaz verilir. İnzivayı hoşgörüyle karşılamaktan değil, onu bilhassa seçmekten bahsediyorum. Bizimkiler bilgenin herhangi bir devlete hizmet etmeyeceğini söyler. Ancak bilgenin inzivaya nasıl çekildiğinin ne önemi var, hiçbir yerde bir devlet bulamıyorsa, varsın ona uygun bir devlet olmasın ya da varsın o bir devlet için uygun olmasın. Kaldı ki, devleti küçümseyerek sorgulayanların hiçbir zaman devleti olmaz. Sana bilgenin hangi devlete hizmet
Felsefe
Reklam
Reklam