Protagoras’ın Erdemin Öğretilebilir Olduğu Üzerine Sokrates’e Karşı Savunusu
Protagoras'ın, erdem ve siyaset sanatının öğretilebilirliği üzerine Sokrates'e sunduğu argümanlar, mitolojik bir anlatıyla başlar ve insanın doğası ile toplumsal düzenin kurulması sürecini detaylandırır. Başlangıçta tanrılar tarafından yaratılan ölümlü canlıların yetilerle donatılması görevi Epimetheus'a verilir, ancak Epimetheus tüm yetileri hayvanlara dağıttığında insanlara hiçbir şey kalmaz. Prometheus, insanları savunmasız bulduğunda onlara Athena ile Hephaistos'tan teknik bilgi ve ateşi çalarak verir, ancak siyaset sanatını ve adaleti sunamaz. İnsanlar teknik bilgi sayesinde hayatta kalmayı öğrenir, ancak vahşi hayvanlarla ve birbirleriyle başa çıkmakta zorlanırlar. Bu durum, Zeus'un Hermes'i göndererek insanlara adalet ve karşılıklı saygıyı dağıtmasıyla değişir. Zeus, bu erdemlerin herkes tarafından paylaşılmasını emreder; aksi takdirde kentlerin var olamayacağını belirtir.
Protagoras, Sokrates'e bu hikâyeyle, erdemin öğretilebilir olduğunu ve toplumun bu şekilde düzenlenmesi gerektiğini gösterir. Ardından, Sokrates'in erdemin öğretilebilirliği konusunda şaşırmasına değinir ve insanların doğal özellikleri yüzünden kimseye kızılmadığını, ancak eğitimle kazanılabilir erdemlere sahip olunmadığında kızgınlık ve ceza verildiğini açıklar. Hata yapanların cezalandırılması, erdemin öğretilebilir olduğuna dair bir inancı yansıtır, çünkü ceza, hataların tekrarlanmasını önlemek için verilir.
Protagoras, Sokrates'e, Atinalıların erdemin öğretilmesi gerektiğine ve herkesin adalet duygusuna ve siyaset erdemine sahip olması gerektiğine inandığını savunur. Adaletin ve sağduyunun insanlar arasında yaygın olduğunu, aksi takdirde toplumların var olamayacağını belirtir.
Erdemin öğretilebilirliğine dair bir