8/10
·240 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 21:21
Selam arkadaşlar! Sonunda bu serüvenin dördüncü kitabını da bitirdim. Bazı kitaplar sadece okunmak için değil, tam da ihtiyacımız olan zamanda ruhumuza dokunmak için yazılmış gibi... Bu defaki okuma sürecim benim için tam bir “duygu sınavı” oldu. Altını çizdiğim satırlarda resmen kendi iç sesimi buldum. Kitabın Ruhunda Ne Var? Kitap, Asfar ve Çolpan’ın sarsıntılı evlilik yolculuğu üzerinden aslında hepimize bir “kendini onarma” haritası sunuyor. Çolpan, kalbi defalarca aynı yerden kırılmasına rağmen hala umut arayan o yorgun kadın... Asfar ise duygusal yükleri arasında sıkışmış, bazen kızdığımız bazen anladığımız o adam. Bu hikayeyi sadece onlar değil; bilgeliğiyle içimizi ferahlatan Derviş Bey ve o mis kokulu mutfağıyla insana “yuva” sıcaklığını hissettiren Akide Teyze tamamlıyor. Neden Okumalısınız? Eğer; • “Kalbim artık daha fazla kırılamaz derken nasıl yeniden parçalanıyor?” diyorsanız, • İlişkilerdeki o sessiz çığlıkları anlamak istiyorsanız, • Bir aile danışmanının kaleminden dökülen edebi bir şifaya ihtiyaç duyuyorsanız mutlaka listenize ekleyin. Ve finale geldik... Şimdi serinin beşinci ve son kitabı olan ”İyileşme Zamanı”na geçiyorum. O soğuyan kalplerin nasıl ısınacağını görmek için sabırsızım. Siz bu seriye başladınız mı? Gelin aşağıda dertleşelim!
1000Kitap
İyileşme ZamanıFunda Uçuk Er · Hayy Kitap · 20231,091 okunma
Dört Bezgin Bekir
Puan vermedi·191 syf.··
2025 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 21:22
Yazarın edebi dilini çok sevdim. Yaşamımızdan yaptığı benzetmeleri ve onların hikâyelerin içine yedirilişini hayranlıkla okudum. Güçlü bir kalem; tam da okumayı sevdiğim dil bu diyebilirim. Ama.. Maalesef kocaman bir ama var. Kitapta dört ayrı hikâye okuduk ama her birinde benzer bir arayış vardı: Hayatta ne aradığını bilmemek, bulamamak, boşluk, karamsarlık, tutunma çabası ve en sonunda bir kopuş, bir vazgeçiş… Ölüm hep yanı başında bu hikâyelerdeki beyefendilerin. Bu adamlar hep mutsuz ve normal akışta yaşayan insanları asla anlayamıyorlar. Çabaları var: mış gibi yapmak, bir hayale tutunmak, birini örnek almak… ama sonunda hiçbiri “cahildim, dünyanın rengine kandım” diyemiyor. Bu allı pullu dünya bu beyleri kandırmayı bırak biraz olsun eyleyemiyor bile . Hep aynı sorgulamalar hep aynı hüzün. “Neden?” “Hep mi böyle olacak?” “Böyle olacaktıysa neden geldik?” “Bir hayalim var, olacak inşallah…” Olmayınca yenisini kurmuyorlar. Arıyorlar, arıyorlar, ama sanki hiç bulamıyorlar. Bu dünya onlara çok yalan geliyor. Bu rüyadan uyanmayı bekleyip duruyorlar. Böyle yazınca eleştirir nitelikte oldu. Esasen niyetim beğenimi anlatmaktı ama okurken içimden “Nerede er kişilerde böyle sebat, böyle bağlılık, böyle arayış? Var mı aranızda böylesi?” diye seslenmek geldiğini de inkar edemeyeceğim. Modern çağın “Erkek düşünmez ” , “erkek hassas değildir.” deme hastalığından mıdır nedir bir erkeğin bu denli düşünce aleminde olup karanlığa gömülmesine kolayca inanamadım. Hadi belki birine, ikisine inanırdım da; dördünün arka arkaya gelişi bir “Ne bileyim…” dedirtti. Sözlerim yazarın yazımına çok katmanlı metinlerine değildir. Kitap beni edebi zevke doyurdu ama karakterlerin ruhu beni doyuramadı. Sanki coşkuyla ölmediler de dünden ölmüş gibi dolaştılar bu hikâyelerde.
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,112 okunma
Reklam
9/10
·302 syf.··
2024 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 16:55
#KitapYorum #Okudum #FGKYayınları #DividiminUcunda_3_ŞiirlerimÖykülerimAntolojiSinemizdenHareler #302Sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün karşınıza "FGK YAYINLARINDAN" çıkan edebiyata gönül vermiş, yirmi altı şair ve yazarın öykü ve şiirlerinin bulunduğu Dividimin Ucunda_3 ŞİİRLERİM / ÖYKÜLERİM Antoloji SİNEMİZDEN HÂRELER kitabıyla geldim. Daha önce DİVİDİMİN UCUNDA _1_ İlk Damlayı ve Yarenleri tanıtmıştım. Şimdi üçüncüsüyle karşınızdayım. Bu seriler benim için çok kıymetli. Zira bu yol hikâyesinde benim de iki denemem bulunuyor. Bu anlamda müthiş mutlu ve onurluyum. Sevgili Filiz Gökdemir Hocam'a çok teşekkür ederim. Bana inandığı ve güvendiği için. Çok sevgili okur; Antolojilerin önceden içimde bu kadar yer edebileceğine, etkisi altına alabileceğine çok inanmazdım. Ta ki DİVİDİMİN UCUNDA serilerini okumayana dek. Belki de mahir el Filiz Hocamın uzun emek ve üstün gayretlerinin sonucuna yakından eşlik etmem, vakıf olmama sebep. İnanın meşekkatlerin en değerlisi antoloji kitapları. Ben bunu biraz kimyagerlere benzetiyorum. Nasıl mı? Parfüm üreten koku uzmanları gibi. O muazzam kokuları meydana getirmek için bilmem hangi ormanlarda, kaçıncı ayda, coğrafyasının uygunluğuna, iklimine, araştırılan çiçeklerin, baharatların, odunsu rayihaların eşliğine bakılır. Zaman cetveliyle özenli takiple o minik şişelere damıtılmış nefis kokular dolar. Belki kilolarca çiçekten azıcık parfümler elde edilir. İşte antolojilerde bu hassas çalışmanın edebi türlerindendir. Bakın; Yunanca'daki anthos (çiçek) ile legein (toplamak) kelimelerinden türemiştir antoloji. İlk antolojileri Antik Yunanlar derlemişler. Yani seçili yazar ve şairlerimiz mis gibi kokularını bizim için sayfalara bırakmışlar. 🪻 Şimdi hep birlikte bu kokuları duyumsayalım: İlk sayfa Filiz Gökdemir Köşker Hocama ait.
Dividimin Ucunda 3Lütfi Şahin · Fgk Yayınları · 20242 okunma
Hayalin hakikat dağına çıkma gayreti
Puan vermedi·464 syf.·
2023 2. kitabı
Kemal Tahir'in 1965 yılında yayımlanan "Bozkırdaki Çekirdek" romanı, Türkiye'nin modernleşme sürecinde önemli bir rol oynayan Köy Enstitülerini konu alan bir başyapıttır. Kastamonu, Çankırı ve Çorum’un kesişim noktasındaki bir bölgeye köy enstitüsü kurmak için giden bir grup eğitimcinin, enstitüye öğrenci olarak alınan çocukların ve yerli halkın/yerel aktörlerin belirli bir zaman diliminde başından geçenleri anlatıyor Bozkırdaki Çekirdek. Bu üç grubun da iç dünyasına ayrı ayrı odaklanmayı başarıyor; anlattığı hikâyeyi çok katmanlı hikâyeler bütününden oluşturuyor aslında. Bu yazıda her gruba ayrı ayrı odaklanacağım, fakat en çok irdeleyeceğim üçüncü grup olacak. Çünkü kitabın arka kapağında Kemal Tahir’in Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan dönemde devletin devrimleri yukarıdan aşağıya uygulamasını gözden geçirdiğini ve eleştirel tutumunu koruduğunu söyleyen İthaki Yayınları’nın aksine ben, Tahir’in devleti ve köy enstitülerini sorguladığını kabul ederken bu kitaptaki en büyük eleştiriyi yerel düzene yaptığını düşünüyorum. Zaten, hem eğitmen hem öğrenci grubunda niyeti iyi ve kötü olan kişileri birlikte bulurken yerel aktörlere baktığınızda tek bir iyiye rastlayamıyorsunuz. Birinci grupta, Ankara’dan bir arabayla Keşişdüzü’ne köy enstitüsü kurmak için yola çıkan bir grup eğitimci bulunuyor: Müdür Halim, Müdür Yardımcısı Nuri, Öğretmen Cemal ve sosyoloji doktorasına saha çalışması olsun diye ekibe katılan Emine… Bu gruba zaman zaman civar köylerde eğitmenlik yapan Murat ve ara ara bölgeye gelen müfettiş Şefik Ertem katılıyor. Halim ve Nuri Bey Cumhuriyet’in idealist öğretmenlerini temsil ediyor. Onlar köyü dönüştürüp – er ya da geç – başka bir Türkiye’de yaşayacaklarına inanıyor. Müfettiş Şefik Ertem ise sorguluyor. Devletin yereli tamamen değiştirmek gibi bir niyetinin
Roman-Edebiyat
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,415 okunma
KAFANIZIN KALBİ
10/10
·125 syf.··
2016 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2016 00:00
SAİT FAİK ABASIYANIK / ALEMDAĞ’DA VAR BİR YILAN KAFANIZIN KALBİ Tekrar tekrar okuduğum ve içimize tuttuğumuz bir ayna gibi olduğunu düşündüğüm Alemdağ’da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık tarafından yazılan ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarınca basılan muhteşem öykü kitaplarından sadece biri. Kitap; Öyle Bir Hikâye, Yalnızlığın Yarattığı İnsan, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Panco’nun Rüyası, Melahat Heykeli, Yani Usta, İki Kişiye Bir Hikâye, Rıza Milyon – er, Sarmaşıklı Ev, Eftalikus’un Kahvesi, Hişt Hişt, Dülger Balığının Ölümü, Çarşıya İnemem, Dolapdere, Bir Hastalık, Yılan Uykusu isimli on yedi adet hikâyeden oluşuyor. Bir de kitap ve Sait Faik üzerine Fikret Ürgüp incelemesi yer alıyor. “Öyle ya neden? Pekâlâ okunacak kitaplarım var. Param yoksa bile evim var. Sobam var, yemeğim var. Aşağıda radyo var. Çarşıya inemem. İnemem ama dağlarda da gezinemez değilim a! Geçiririm şapkamı kafama, ver elini Kalpazankaya.” Öyle ya. Nasıl olmuşsa olmuştur işte, nasıl hissediyorsa o an hissetmiştir insan. Mecbur değildir ama müsaittir bir şeyler yapmaya. Onu bunu, soruları, cevapları kıyaslamak, neden sonuç zincirinin halkasına takılmaya çalışmak şart değil. Yürü ayakların nereye götürürse, yönet kafanı kalbin nereye dönerse. Bir bakmışsın sahil kenarındasın, bir bakmışsın ademoğlunun biri ile hasbihaldesin, bir bakmışsın bir sokak köpeği ile sohbette. Değil mi ki tüm bunlara şahit olmakla başlattın hikayeni? İşte Sait Faik tam da böyle çoğu zaman sıradan basit rutinler olarak görüp geçtiğimiz hatta külfet addettiğimiz o rutinlerimizin aslında ne kadar enteresan hediyeler olduğunu hatırlatıyor kitap. Hayatın içinden ve de önünden geçip gittiğimiz bir kedinin, bir köpeğin ve hatta bir balığın bile yaşama kattığı anlamları hatırlatıyor. Aslında daha kitabı okumaya başlarken
Edebiyat
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,4bin okunma
Puan vermedi
Helloo kitap dostlarım diyorum ki artık bir süre dosto’ya ara verip farklı yazarlar okuyayım. Mesela türk edebiyatını çok özledim. Uzun zamandır Türk edebiyatını okumuyorum her neyse gelelim “öteki” kitabımıza,bu eserde psikanalizi, kişilik bölünmesini( ben de kitaptaki şu ötekiyi ortadan ikiye bölebilirdim o nasıl uyuz uyuz hareketler:)). Çoklu karakteri işleyen Dostoyevski sanki Frued’den ders almış gibi başarılı bir şekilde kaleme almış. Baş karakterin içindeki ötekiyle tanışması karakterin ruh halini anlatıyor lakin öteki eserinin talihsizliği; o dönem şartlarında bu konularda psikolojik tespitler yapılamadığı için kitaptan beklenilen başarı elde edilememiştir. Araştırmalarımda öğrendiğime göre bu kitap yazıldığında psikanalizin kurucusu Sigmund Frued daha doğmamıştı bile. Okuma yaptığım esnada bunu hisseder oldum zaten,çünkü kitapta herhangi bir psikolojik terim göremedim. Dostocuğum şizofreniyi muazzam bir gözlem gücüyle mükemmel yazım tekniğiyle okuyucuya sunmuş. Psikolojinin babası diyorum bana kızanlar oluyor aaaa:)) baş kahramanımız yüzleşmek istemediği bastırılmış yanlarıyla yüzleşiyor yine neler neler mis gibi psikolojik tespitler ile. henüz psikanalitik kavramlar ortada yokken, şizofreni klinik olarak tanımlanmamışken böyle bir roman yazmak, yazarın ne kadar çağ üstü olduğunu, inanılmaz gözlem ve tahlil yeteneğine sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Nitekim Dostoyevski, Öteki romanı hakkında “Gelecekte başyapıtım olarak bahsedecekler,” şeklinde söz etmiş. “İnsanın dış görünüşü gösterişsiz olabilir, ama önemli olan aklı, güçlü duyguları ve hoş tavırlarıdır…” Bazı insanların utanmazlıklarının, küstahlıklarının ve can sıkıcı laubaliliklerinin er ya da geç evrensel hor görülme damgası yiyeceğini ve bu insanların kendi değersizlikleri ve çürüyen yürekleri
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Reklam
Reklam