Esasında reformlar Türk halkının büyük çoğunluğunu oluşturan köylülerin yaşamını hemen hiç etkilememişti. Anadolu'da bir köylü ya da çoban hiç fes giymemişti, bu yüzden de fesin kaldırılmasından dolayı özel bir endişeye düşmemişti. Karısı zaten peçe takmazdı, bu nedenle peçenin engellenmek istemesi, o ve karısı için bir anlam ifade etmiyordu. Ne okuyabiliyor ne de yazabiliyordu; harflerin dünyası onun için zaten önemsizdi. 1934 yılında soyadı almak zorunlu kalmıştı ama bütün köylüler (bugün de) ilk isimlerini kullanmayı sürdürmektedir ve soyadları sadece resmi amaçla kullanılmaktadır. Yeni Medeni Kanun çok eşliliği yasadışı kılmıştı, ama çok eşliliğe paraca gücü yeten köylüler gerekirse çoklukla yapıldığı üzere, eve ikinci kadın alabilmekte; bu kadınla evlenmeksizin ondan doğan çocuklarını resmi nikahlı eşinin kütüğüne geçirebilmektedirler.