Benim ne haddime bir başyapıt olan bu Rus klasiğine inceleme yazısı yazmak diye düşünürken bana yaşattığı o ruh hallerini, düşünceleri ifade etmezsem olmaz deyip iki kelime yazmak istedim.. Çünkü 183 yıl sonra bile sahip olup da korumak zorunda kaldığımız her şeyi sorgulamamıza neden oluyor hikaye.. bence... Nasıl mı? Tabii herkes kendince palto'ya bir anlam yükleyebilir ama benim için Akakiy Akakiyeviç'in omuzlarından çekip alınan paltosu değildir.. Hayata, yaşamaya olan inancı ve yaşama sevincidir. Adeta yoksulluğun bir portresi olan silik bir katibin sıradan bir ihtiyacı için duyduğu arzu, daha iyi bir paltoya sahip olma sürecinde yaşadığı o heyecanlı bekleyiş, hayal kurması, paltoyu giydiğindeki mutluluk ve çaldırdığındaki perişanlık çok iyi aktarılmıştı.. Dönem Çarlık Rusya'sının sosyal sınıf baskısını, bürokrasisinin ağırlığını, yetkililerin ihmalkarlığını, suç ve yolsuzlukları sanki ben yaşamışım gibi hissettim.. Öyküde bir karamsarlık, adeletsizlik, yalnızlık, çaresizlik, söz konusu. Hatta halkın yaşadığı sıkıntıların sona ermesine dair öyle bir çarerisizlik var ki öç alma ancak fantastik bir kurgu yardımıyla oluyor...
Bir yerde okumuştum.. alıntıdır... "Rus klasiklerini okurken fark ettim de aslında çoğumuz Rus roman karakteri gibi yaşıyoruz. Yoksul, mutsuz ve hasta. Üstelik palto alabilmek için aylarca çalışmamız gerekiyor."
Yaşama sevinciyle dolu günler dileğiyle... Ve son söz ..
"Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun."
Sabahattin Ali