Erva Ş.

Erva Ş.
@ervaserifoglu
Felsefe-Psikoloji-Edebiyat ... kitap sevgim>her şey
Haysiyet Üzerine Rahatsız Eden Gerçekler
8/10
·304 syf.··
2026 15. kitabı
(...) Okurken içimde sürekli bir şeyleri sorgulatan, rahatsız eden ama aynı zamanda düşündüren bir kitap oldu benim için. Haysiyet de tam olarak böyle bir etki bıraktı. Okurken en çok düşündüğüm şey şu oldu: “Haysiyet dediğimiz şey gerçekten ne kadar korunabiliyor?” Kitap boyunca aslında sadece bir hikâye değil, bir duruş anlatılıyor. İnsanların susmak zorunda kaldığı yerler, görmezden gelinen adalet, bastırılan sesler… Hepsi çok sade ama bir o kadar da çarpıcı bir şekilde işlenmiş. Sayfalar ilerledikçe sanki yazar karşımda oturmuş da bana tek tek anlatıyormuş gibi bir hava vardı. Bu samimiyet, anlatılan ağır konuları bile daha çarpıcı hale getirdi. Bence kitabın en etkileyici tarafı, olayları süsleyerek anlatmaması. Direkt, net ve çarpıcı bir şekilde gerçeği yüzüne vuruyor. Bu yüzden bazı bölümlerde durup sindirmek zorunda kaldım. Çünkü anlatılan şeyler sadece bir kitapta kalacak türden değil, gerçek hayatta karşılığı olan şeylerdi. Ece Üner’in dili çok akıcı ama aynı zamanda sert bir farkındalık da bırakıyor insanda. Bazı cümleler “altını çizmek” için değil, gerçekten üzerinde düşünmek için yazılmış gibi. Kitabı bitirdikten sonra bile bazı sahneler ve düşünceler aklımda kalmaya devam etti. Bence Haysiyet, sadece okunup geçilecek bir kitap değil; insanın kendi değerlerini, adalet anlayışını ve sessiz kaldığı şeyleri sorgulatan bir kitap. Ve bu yüzden etkisi kolay kolay geçmiyor.
Adalet
HaysiyetEce Üner · Destek Yayınları · 20211,774 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Erva Ş.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·416 syf.·
3 günde okudu
·
2026 54. kitabı
Ian Crofton
7.3/10 · 457 okunma
Sizce Takıntı mı? Aşk mı?
8/10
·524 syf.··
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 14:04
Biraz geç kalınmış bir inceleme. Masumiyet Müzesi, okurken beni en çok karakterlerin duygularının gerçekçi olmasıyla etkileyen kitaplardan biri oldu. Roman, Kemal'in Füsun'a duyduğu aşkı anlatıyor ancak bence kitap sadece bir aşk hikâyesinden ibaret değil. Aynı zamanda özlem, takıntı, hatıralar ve geçmişe duyulan bağlılık üzerine de düşündürüyor. Kitap boyunca Kemal'in yaşadığı duygulara ve Füsun'a olan bağlılığına tanık oluyoruz. Bazı bölümlerde onun hissettiklerini anlayabildim, bazı bölümlerde ise yaptıklarını abartılı buldum. İnsanlar da her zaman mantıklı davranmaz ve duygularının etkisinde kalabilir. Bence kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, eşyalara yüklenen anlamdı. Kemal'in Füsun'a ait eşyaları saklaması ve onlara büyük değer vermesi, geçmişi unutamayan insanların neler hissedebileceğini gösteriyordu. Bu yönüyle kitap, aşkın yanı sıra insan hafızası ve hatıralar üzerine de önemli mesajlar veriyor. Ayrıca yazarın İstanbul'u anlatış biçimini de oldukça başarılı buldum. Olaylar ilerlerken bir yandan dönemin sosyal yaşamını ve insan ilişkilerini de görmüş oluyoruz. Bu da kitabı sadece bir aşk romanı olmaktan çıkarıp daha derin bir hale getiriyor. Genel olarak Masumiyet Müzesi, aşkı, özlemi ve geçmişe duyulan bağlılığı etkileyici bir şekilde anlatan bir romandı. Her ne kadar bazı bölümleri yavaş ilerlese de kitap bittiğinde insanın üzerinde iz bırakan eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Özellikle duygusal ve psikolojik yönü güçlü romanları sevenlerin okuyabileceği bir kitap. Hâlâ Kemal'in aşk mi yoksa takınlılı mı olduğu tartışılır olsa da her ikisini de kapsıyor bence.
Roman
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Yargılanan Bir Suç Değil, Bir Yaşayış Biçimi
Puan vermedi·112 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 17:52
Albert Camus, sevdiğim yazarlardan biri ve Yabancı benim için sadece bir hikâye değil, insanın dünyaya ne kadar “uyumsuz” kalabileceğini anlatan çok sert bir yüzleşmeydi. Kitabın başından itibaren Meursault’un dünyaya bakışı dikkat çekiyor. Annesinin ölümü, ilişkileri, günlük hayatı… Hiçbir şeye toplumun beklediği yoğun duygularla tepki vermiyor. Ne hissettiğinden çok, “gerçekte ne olduğu”yla ilgileniyor gibi. Ve bu durum onu giderek toplumun gözünde anlaşılmaz ve yabancı biri haline getiriyor. Bence kitabın en güçlü tarafı da burada başlıyor: Meursault aslında bir cinayet işlediği için değil, “duygusuz” olduğu için yargılanıyor. Mahkeme sürecinde bile insanlar onun suçu kadar, hatta daha fazla, neden ağlamadığını, neden pişmanlık göstermediğini sorguluyor. Yani mesele suç değil; toplumun insanlardan beklediği anlam kalıpları. Kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: Bir insan gerçekten hissetmek zorunda mı, yoksa hissetmediği için de “yanlış” mı sayılıyor? Camus bu soruyu doğrudan sormuyor ama hissettiriyor. Sonlara doğru Meursault’un kabul ettiği şey aslında çok ağır: hayatın bir anlamı yok ve bu anlamsızlıkla yüzleşmek insanı hem yalnız bırakıyor hem de garip bir özgürlük hissine sürüklüyor. Bence Yabancı okunması kolay bir kitap değil ama etkisi uzun süre geçmeyen, insanın düşünce şeklini bile zorlayan bir eser. Bittikten sonra bile Meursault’un “yabancılığı” akılda kalıyor. Romanın en önemli noktası: Meursault bir cinayetten çok, toplumun dayattığı anlamlara uymadığı için cezalandırılıyor..
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma
Ahlakın Kökenine Yolculuk
Puan vermedi·184 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 20:34
Ahlakın Soykütüğü, ahlak kavramını sorgulayan ve insanın “iyi” ve “kötü” dediği şeyleri yeniden düşünmesini sağlayan bir felsefe kitabıdır. Kitapta ahlakın aslında doğuştan gelen ya da değişmez bir şey olmadığı, zaman içinde toplumların yaşantısına göre oluştuğu anlatılır. Nietzsche’ye göre insanlar tarih boyunca farklı güç dengeleri içinde yaşamışlardır ve bu durum değer yargılarını da şekillendirmiştir. Yani bir toplumda “iyi” kabul edilen bir şey, başka bir toplumda “kötü” olarak görülebilir. Bu yüzden ahlakın evrensel bir gerçek değil, değişken bir yapı olduğunu savunur. Kitapta özellikle “efendi ahlakı” ve “köle ahlakı” kavramları dikkat çekicidir. Efendi ahlakı daha çok güçlü ve kendi değerlerini belirleyen insanların bakış açısını anlatırken, köle ahlakı daha çok baskı altında yaşayan insanların geliştirdiği değer sistemini açıklar. Bu iki kavram üzerinden insanlar arasındaki değer farklılıkları gösterilir. Bence kitabın en dikkat çekici yönü, insanın bildiği doğruları bile sorgulamasını sağlamasıdır. Okurken bazı yerlerde “gerçekten doğru dediğimiz şey doğru mu?” diye düşünmeden edemiyor insan. Bu yüzden kitap sadece bilgi veren değil, aynı zamanda düşündüren bir kitaptır. Genel olarak Ahlakın Soykütüğü, kolay okunmayan ama bitirdikten sonra insanın bakış açısını değiştiren bir eser. Ahlak, değerler ve insan doğası hakkında farklı düşünmek isteyen biri için oldukça etkileyici bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Felsefe
Ahlakın Soykütüğü ÜstüneFriedrich Nietzsche · Say Yayınları · 20232,655 okunma