Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları düşündürür. Dışa Bakan Rüya Görür, İçe Bakan Uyanır ise insanı kendi içine bakmaya davet ediyor. Belki de en zor olan şey, aynada gözünün içine bakıp gördüğün kişiyle dürüstçe yüzleşebilmek…
Jung’un rüyalara, sembollere ve insanın bilinçdışına bakışı oldukça ilgi çekici. Kitabı okurken sadece anlatılanları okumadım; zaman zaman kendi hayatımı, davranışlarımı ve hatta gördüğüm rüyaları düşünürken buldum kendimi. Belki de kitabın en güçlü yanı bu. Size hazır cevaplar vermiyor, kendi cevaplarınızı aramaya yönlendiriyor.
Özellikle semboller ve mitler üzerinden yapılan değerlendirmeler dikkatimi çekti. Günlük hayatta sıradan görünen birçok şeyin insan ruhunda daha derin karşılıkları olabileceğini görmek farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Jung’un insanı yalnızca mantıkla ( ki ben mantığı severim) açıklamaya çalışmaması da kitabı benim gözümde değerli kılan noktalardan biri.
Elbette kolay okunan bir kitap değil. Bazı bölümlerde durup düşünmek, hatta bazı sayfaları tekrar okumak gerekiyor. Bu nedenle kısa olsa da hızlı tüketilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Sindire sindire okunmayı hak ediyor.
Kitabı bitirdiğimde elimde kesin cevaplardan çok yeni daha kişisel sorular vardı. Ama sanırım insanın kendini tanıma yolculuğunda bazen doğru sorular, hazır cevaplardan daha değerli. Bu yüzden psikolojiye, insan ruhuna ve bilinçdışına ilgi duyanlara gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir eser. İyi okumalar.