Tekbir Tekbir ehad ehad Allahu Ekber İnsan sormadan edemiyor: Bu ne mel‘un bir bağnazlık, ne garîb tahammülsüzlük ne acınası bir kendini bilmezliktir? Nâfiz BASAN İslamın ilk müezzini idi Bilali Habeşi Ya Ebubekir dedi sormadan edemedi Ey beni kölelikten kurtaran iman ehli Neden böyle acınasıdır cehil olanların işi Ebubekir cevapladı ey kahraman sahabe Zulme dayanmak çetin iştir mekkede Bağnaz ve yobazların işi zulumdür elbette Cehiller lehebler zulmeder her devirde Hz Bilal ve Hz Ebubekir duaya durdu Sevdalık çekerek bulduk iman yolunu Ey Allahım yüceler yücesi ulular ulusu Kolaylaştır sevda ile aşk ehlinin yolunu İnsan saklar sevdiğinin hatırasını Ya Resullullah ayazdır senden sonrası Dinermi Ebubekir ve Bilallerin acısı Ey Bilal oku bize o bülbül sesinle ezanı Kul Nefsani uy imama deki Allahu Ekber Bağnazlık kendini bilmezlik devam eder Mescidi ancak Bilaller Ömerler inşa eder
Din
Kitap Camiasına Minik Bir Yolculuk #1
Selamlar dostlarım, nasılsınız? Kitap Camiasına Minik Bir Yolculuk serimizin ilk bölümünde esas sorumuz, "Bu kitaplar neden bilinmiyorlar?" olacak. İlk kitabımız Jack London'dan Bir Dilim Biftek Bir Dilim Biftek, yazarın diğer kitaplarına nazaran kıyıda köşede kalmış bir eser. Kitabın içerisinde öylesine güzel mesajlar veren, insanın zaman kavramını sorgulamasını sağlayan iki farklı hikâye bulunmakta. Kitabımız ismini ilk hikâyemden almakta. İkinci hikâye de güzeldi elbette lakin Bir Dilim Biftek'in yeri bambaşkadır bende. İkinci eserimiz ise Natsu Hyuuga'dan Şifacı Günceleri - Cilt 1 Bu manga serimiz de yazar hareme satılan bir şifacının geçirdiği günleri, yaşadığı olayları anlatıyor. Maomao oldukça zeki ve eğlenceli bir karakter olmanın yanı sıra okuyucuya da kendisinden bir parça veren bir karakter. Çok iyi bir manga okuyucusu olmasam da mutlaka bu seriyi okumanızı tavsiye ederim. Ve üçüncü kitabımız Gaston Leroux'dan Sarı Odanın Esrarı Kitabımız, meşhur bir bilim insanının kızı olan Matmazel Stangerson, içeriden kilitlenmiş, pencereleri demir parmaklıklı ve hiçbir çıkışı olmayan bir odada saldırıya uğramasını ve ağır bir şekilde yaralanmasını anlatır. Silah sesini duyup kapıyı kıranlar içeride saldırganı bulamazlar. Suçlu, adeta havaya karışıp yok olmuştur. Resmi polis dedektifi olayı çözmekte çaresiz kalırken, henüz 18 yaşında olan dahi ve hırslı genç gazeteci Joseph Rouletabille olaya el koyar. Rouletabille, keskin mantığı ve gözlem yeteneğiyle, herkesin "büyü" veya "imkansız" gözüyle baktığı bu gizemi saf akıl yürüterek çözmeye çalışır. Sonuyla beni oldukça şaşırtan bir kitap olmuştu. İsmini çok fazla duymadığım bu kitabı okumanızı da tavsiye ederim. Seriyi şimdilik her bölümde üç kitap olacak şekilde paylaşmayı planladım. Kitap sayısı dördün üzerine çıkınca çok uzun bir ileti ortaya
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
en büyük, en onurlu eserimiz doğru dürüst yaşamaktır. •montaigne
MİTRAS KABARTMASI Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerde hasar gören ve restore edilmesinin ardından Haziran 2026'da açılması planlanan Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde, 327 eser ilk kez görücüye çıkacak. Zeugma'dan çıkarılan Mithras kabartması, Karkamış'ın "gülen yüzlü" matarası ve Maraş Fili iskeletleri, müzenin yeni döneminin en dikkat çekici parçaları arasında yer alıyor. Gaziantep Müze Müdürü Özgür Çomak, Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nin bazı bölümlerinde depremlerde orta hasar oluştuğunu anlattı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca müzede güçlendirme çalışması yapıldığını, aynı zamanda yenilenen teşhir tanzim projesinin uygulandığını anlatan Çomak, haziran ayı içerisinde açılacak müzede 102 vitrinde yeni eserlerin de sergileneceğini ifade etti. Çomak, şöyle konuştu: " Müzede bulunan 327 eser ilk defa ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. ilk defa sergilenecek eserler içerisinde Mithras kabartması da bulunuyor. Bu çok önemli bir eserimiz. Zeugma Antik Kenti'nde at meydanı olarak adlandırılan ve lejyon kampının yer aldığı askeri lejyon yerleşkesi çerisinde ise Mithras inancına dair şimdiye kadar bulunan tek arkeolojik veri. Mithras betimli sağlam korunabilen bir kabartmadır. Mermerden yapılmış, MS 2. yüzyıla tarihlenen önemli bir eserdir. Bunun dışında Karkamış Antik Kenti nde 2017 de kazılarından çıkan pişmiş toprak matarası var. Bu da çok önemli. Bu eserin üzerinde emoji, gülümseme resmi var. Orta Tunç Çağı'na ait günümüzden yaklaşık 3700 yıl öncesine ait bir eser. Bu eseri müze içerisinde bulunan Karkamış Salonu 'nda sergiliyoruz. Ziyaretçilerin de beğenisine sunulacak." Zeugma da 4. İskit Lejyonu' nun olduğunu ve bu askeri lejyona ait özel eserlerin müzede sergilendiği vitrinlerin bulunduğunu dile getiren Çomak, "Askeri lejyonlara ait o dönemdeki askerlerin
Anne
ANNE... Bu hitap olmasaydı her şey eksik olurdu. Kime şikâyet ederdik halimizi, kime nazlanırdık? Kim yüklenirdi taşımaktan korktuğumuz yüklerimizi. Kim tüm içtenliğiyle hatalarımız ve kusurlarımızla üşütmeden severdi yüreklerimizi. Karlı günlerde buz tutan ellerimizi kim ısıtırdı? Çektiği tüm çilelere rağmen kim koyardı beş öğün önümüze sofrayı? Kim kurardı yıkılan hayallerimizi derleyip toplayıp güç vererek yeniden? Yoktan var eden Allah'tan sonra yoklukta da bizi kim tok tutardı? Üşümeyelim diye kim son nefesine kadar kullanarak ateşi harlar, isli ellerini buzdan keskin suyla şikayet etmeden durulardı? Kim ağlayan gözlerini kurutarak yanımıza gülümseyerek gelir, her şeyin çok normal gittiğine bizi inandırırdı? Anne... Hakkını ödeyemem... Hakkıyla hakkını veremem senin bize olan sevginin... Eğer hak eden biri varsa cenneti, cehennemde de bize cennet gibi bir dünya yaşatmaya çalıştığın için cennet senin hakkındır. Anne... Tahtını kurmaya çalıştığın evlatlarının bahtına gücün yetmese de dualar okudun durmadan, mübarek dudakların ya Fettah'la araladı kapılarımızı... Nice sıkıntı ve musibetlerden senin dualarınla bertaraf olduk. Anne... Kimden istesek sürekli bir sabırla katlanmazdı nazımıza, ne eş ne dost ne kardeş... Sen bir kez bile sızlanmadan, üstelik biz istemeden de yalvarmadan da hem de varlığımıza şükrederek dayandın bize. Katlandın bebekliğimize, çocukluğumuza, ergenliğimize... Üstelik en çok cefayı da biz çektirdik sana, en çok ezayı da biz ettik. Nazımıza, katlanmak zorundaymışsın gibi tüm kızgınlıklarımızı da sana yönelttik. Bir dosta etsek sana ettiğimizi bir daha yüzümüze bakmayacakken, sen kırgınlıklarını içine gömerek gülümsedin yine yüzümüze... Sırtındanki kamburlar, saçındaki aklar, kalbindeki ritmin hızlı oluşu hep bizim eserimiz... Hakkını helal
Edebiyat
Daha 24 saat olmamış alıntıyı paylaşalı… Oysa yeni nesil bizim eserimiz olacaktı, eğer yaşasa ve yaşatılsaydık!

Gülün Adı

@Gulunadii
·
Yeni nesil bizim eserimiz olacaktı..
Genç cumhuriyetin genç insanlarıydık. Türkiye'nin dört yanına yayıldığımızda götüreceğimiz her yeniliği uygulayacak gücümüz olduğundan kuşkumuz yoktu. Beyinlerimizin çalışmasını sanki karşılıklı duyuyorduk. Biz ulu önderin çocuklarıydık.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Alıntı