Her şey bu kadar güzelken renkler, esinti, ilkyaz ve yarın; yüzyıllar önce yıkılarak toprak altında kalmış eskil bir ülkenin insanları gibi nasıl da çarçabuk yok oluyorlardı, nasıl da çarçabuk yaşıyorlar, tüketiyorlar, ufalıyorlar, eziyorlar ve yıkıntıda yapayalnız kalarak usul usul pişmanlığı duyumsamaya başlıyorlar; insan uyum sağlamak uğruna yılmamalı yine de, bütün kapılar henüz kapanmamıştır, bütün pencereler, bir gedik mutlaka bulunacaktır, geçmişin yanılgıları bir daha düzeltilemez ama bu, aynı yanılgıların yinelenmesi için bir neden oluşturmayacak; her şey durgun, her şey hüzün içinde, bizi bekleyen iyi ve kötü günler var ama yalnız değiliz, arkadaşlıklarımız bize güç verecek, sevgi güç verecek, aşk güç verecek... Lâcivertler, sarılar, turuncular, pembeler uçuşuyordu yeniden uzakta ışın demetleriyle, akşam güneşinden.