Hayat dediğimiz şey hepimize münhasır bir gümüş gergefmiş, bunu anladım. Ben kendi kumaşıma çok şey işledim, öyle çok batıp çıktım ki üzerine, kendi izlerim içime işledi… Doğduğumda bir paslı iğne tutuşturmuşlar elime. Al demişler, bununla kaderini işle.
Sayfa 133 - Gergef: genellikle dikdörtgen biçiminde, üzerine nakış işlenecek kumaşın gerildiği, iç içe geçebilen iki çerçeveden oluşan araç.·Kitabı okudu
Sevgi, sevdiğin ölünce azalmıyordu. Azalsa zaten adı sevgi olmazdı. Yunus Emre’nin “Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil” dediği ten, Reyhan Hanım’ın o gün ışıldayan teniydi. Can dediğiyse zaten bende gizliydi. Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu
Alan… Öyle çok güldürdü ki beni. Öyle umut dolu, öyle hayat dolu bir çocuk ki! “Bir sıkıntı çölünde vaha” oluyor ailesinin üzerine.
Kitap adından da anlaşılacağı üzere intihar malzemeleri satan, karamsar bir ailenin (Tuvache ailesi) başından geçenleri anlatıyor. Hikâye, son çocukları olan Alan’ın doğumuyla bambaşka bir yaşama evriliyor. Sonuyla da epey şaşırtıyor.
Çok çok sevdiğim kara mizahın, güzel bir örneği niteliğinde.
Not: Kitapta zararlı ve tetikleyici ögeler bulunuyor!
Kat kattır, en sağlam, en güzel mücevheri en alttadır, soydukça insanlığı, kabuğundan soydukça, bir kat, iki, üç, dört beş kat, gittikçe aydınlanır insanlık, güzelleşir. Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur. Adam olan hem kendi kabuğunu, hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya çalışır. Soydukça ortalık aydınlanır, soydukça…