Zihnin sınırlarını zorlayan bir kitap. Ara ara duraksayıp, okuduklarımı hazmetme ihtiyacı duydum. Zaman, mekan ve kişiler sürekli değişiyor ama bir yerde mutlaka kesişiyorlar. Bazı bazı sonu nereye bağlanacak ki diye düşündürdü, heyecanlandırdı. Bazı bazı bir önceki kahramanın, hikâyesinin tadı damakta kaldı ama çok sevdirdi. Bu kitabı okuyabilmek için evvela bir müddet beklemek gerek; önce belli bir doluluğa gelmek ve de doldurmak gerek fikrimce. Kendine has bi’ akışı ve dili var. Bu akışta Ferit Devellioğlu hocanın Lûgat’ını açtırdı, ufkumu bir de kelime dağarcı açısından genişletti. Kitabın zamanına göre “o günden tam üç yüz sekiz yıl sonra, sözgelimi İzmir’de oturan mahzun ve şaşkın adam” iyi ki Atlas Vacui’yi, Uzun İhsan Efendi’yi, Bünyamin’i ve daha nice karakteri düşlemiş. “İyi ki edebiyat var!” dedirten nadir kitaplardandır kendileri. İhsan hocam, felsefe ve tarih var olsun, ömrü bereketli olsun.